Fistikyesili


  • idefix.com: Türkiye'nin Kütüphanesi
  • emecmua
  • Son Yazılar

    BEN EDİP CANSEVER

    BEN EDİP CANSEVER

    VİZYON FİLMLERİ

    VİZYON FİLMLERİ

    TEMMUZ KAZANDIRIYOR

    TEMMUZ KAZANDIRIYOR

    FISTIK GİBİ BİR AY

    FISTIK GİBİ BİR AY

    CREEDENCE CLEARWATER REVIVAL

    CREEDENCE CLEARWATER REVIVAL

    BAMBAŞKA BİR SEAN PENN

    BAMBAŞKA BİR SEAN PENN

    VİZYON FİLMLERİ

    VİZYON FİLMLERİ

    İKİ MEVSİM

    İKİ MEVSİM

    ATAOL BEHRAMOĞLU VE SEVGİLİMSİN

    ATAOL BEHRAMOĞLU VE SEVGİLİMSİN

    BEYAZPERDENİN ÜÇKAĞITÇILARI

    BEYAZPERDENİN ÜÇKAĞITÇILARI

    VETTEL ZAFERİ

    VETTEL ZAFERİ

    DÜŞ SÖYLEMLERİ

    DÜŞ SÖYLEMLERİ

    NBA ŞAMPİYONU BELLİ OLDU

    NBA ŞAMPİYONU BELLİ OLDU

“İstanbul Temmuz’da Rock dolu”

Yazan: Ozkan Ulukok 5 Temmuz 2009

Öncelikle geç kalınmış bir yazı bu zira Temmuz ayında her daim dinlemekten zevk aldığım 3′ü baba 1 tanesi de son yılların parlayanlarından olmak üzere 4 grup İstanbul’a geliyor deyip hepsini sıralayacaktım. Ama dedim ya geç kaldım diye ve dün Dream Theater konseri ben yazana kadar çoktan gerçekleşti. Türkiye’deki üçüncü konserlerinin de çok sağlam geçtiği gelen haberler arasında eh artık gidenlerden yazılarını bekliyoruz. Gelelim diğer üç konsere:

kaiser_chiefs

Kaiser Chiefs

Rock’n Coke 2009
Türkiye’nin kesinlikle şu andaki en büyük açık hava müzik festivali olan Rock’n Coke kısa bir aradan sonra yeni alanında 18 ve 19 Temmuz tarihlerind gerçekleştirilecek. Evet yeni yeri dedim zira bu sene konser Hezerfan’da değil İstanbul Park’da. Kesinlikle F1′den çok daha kalabalık olacak orası o iki günde. Neyse kimler geliyor derseniz ilk günün ana grupları The Prodigy ile Nine Inch Nails. Ana sahne de gece en son çıkacak iki grup içerisinde benim favorim ve izleyei düşündüğüm elbette Nine Inc Nails olacak. Bu arada aynı gün Natural Born Killers’dan hatırlayacağınız Juliette Lewis, Jane’s Addiction’da severlerinin karşısına çıkacak. Ana sahnenin Türk sanatçılarıysa Duman, Aylin Aslım. İlk günün alternatif sahnesinde ise Badem ve Agentorange dikkat çeken gruplar.

Gelelim 19 Temmuz’a. Konserin asıl beklenen büyük grubu Linkin Park bu gece sahneye en son çıkacak. Benim elbette beklediğim asıl grubun adı hala geçmedi Onu da ekleyelim o zaman. Yukarıda yazdığım son yılların parlayan grubu Kaiser Chiefs kesinlikle tüm Rock’n Coke etkinliği içerisinde kesinlikle dinlemeyi istediğim TEK grup. Diğerleri olmasa da olabilir ama bu İngiliz Indie Rock grubundan Ruby, Everyday I Love You Less and Less gibi güzel şarkılarını İstanbul’da dinlemek kesinlikle sağlam olur. Aynı gün ayrıca Razorlight, maNga-Cartel, Santigold’da izlenebilecek gruplar arasında.

Bilet fiyatları ve Rock’n Coke hakkında daha detaylı bilgilere buradan ulaşabilirsiniz. Elbette çoğu kişi Linkin Park (sahne önü çoktan tükenmiş) için çıldırıyordur ama bence konserin yıldızı Kaiser Chiefs şimdiden ilan ettim bile:)

Deep Purple – 20 Temmuz 2009 / İstanbul
deeppurpleTamam Rock’n Coke’a gelenler de sağlam gruplar ama baba grupların yeri ayrı oluyor. Hele bu bir de Deep Purple gibi bir babaysa tartışmaya gerek yok bence. Deep Purple, müzik dünyasındaki 40. yılı şerefine çıktığı “Deep Purple 40 Years Anniversary Tour” kapsamında 20 Temmuz gecesi Turkcell Kuruçeşme Arena’da sahne alacak.

23 Temmuz 2005′deki konseri kaçıranlar için bir tarihi fırsat daha bu konser. 2005′deki dört dörtlük performansdan sonra bir kere daha İstanbul’da olacak babaları bir daha görürmüyüz bilemem ama bence kaçırmamak lazım. Pink Floyd’u hiç göremedik tam tekmil ama Deep Purple için bir ikinci şansımız hala var.

Don Airey, Ian Gillan, Roger Glover, Steve Morse ve Ian Paice’i kaçırmamak gerekir dedirten konserin sahne önü biletleri 160, ikinci kademe ise 107,50 TL’den satışa sunulmuş durumda.

Testament – 29 Temmuz 2009 / İstanbul
testamentVee gelelim Testament’a. Tüm yazı içerisinde aslında en büyük coşkuyla beklediğim grup kesinlikle Testament. Thrash Metal denilince akla gelen Big Four içerisinde bence kesinlikle Anthrax’ın yerinde olması gereken Testament’ın bu ikinci İstanbul konseri 29 Temmuz’da Maçka Küçükçiftlik Park’da olacak. Kökeni 80′li yıllarda San Francisco Bay Arena bölgesine dayanan Testament’ın The Legcay ile başlayan albümleri Practice What You Preach ile doruk noktasına ulaşmıştı. The Ritual’dan sonra ekipte ayrılmalar, geri dönmeler yaşanmış ve son olarak bu konser öncesi orijinal kadroya en yakın konuma gelmişlerdir. İlk günlerden beri grupta olan ritm gitarist Eric Peterson ve vokal Chuck Billy, solo gitarist Alex Skolnick, bass gitarist Greg Christian tekrar bir araya gelirken sadece davulda Louie Clemente’yi değil Exodus’dan hatırlayacağımız Paul Bostaph’ı izleyeceğiz. En son 2008 yılında Formation of Damnation’ı yayınlayan bu trash devini kesinlikle kaçırmamak lazım. Sahne önü biletleri 56 TL olan konserde genel giriş’de 39 TL’den satılıyor. Testament’a az bile diyor ve gelen herkesle orada görüşürüzü ekliyorum…

Yazı kategorisi: web | Etiketler: | 1 Yorum »

“Ben Edip Cansever nasılım?”

Yazan: Ozkan Ulukok 4 Temmuz 2009

edip_canseverİkinci Yeni içerisindeki diğer şairler gibi anlamsızlığı savunmayan bir şair Edip Cansever. Kapalı ve anlaşılması zor şiirler yazmasına rağmen aslında yazdıklarında anlamdan kopmamaya çalışmış ve şiirlerinde düzyazıyı da kullanmaktan çekinmemiştir.

58 yıl gibi kısa bir sürede birbirinden güzel şiirler üreten, başkalarına esin olan Cansever’in ölmeden önce görmeyi en çok istediği oyun ise kendi uzun şiiri olan “Ben Ruhi Bey Nasılım?” olmuştur. Ancak kader buna izin vermez ve oyun Cansever’in ölümünden 18 yıl sonra ilk defa 2001 yılında sahnelenir. İstanbul Devlet Tiyatro’ları tarafından sahnelenen ve Uğur Polat tarafından oynanan oyunda Polat, 2002 yılında 6. Afife Tiyatro Ödülleri’nde En Başarılı Erkek Oyuncu Ödülünü kazanmıştır.

Bu bir Edip Cansever yazısı ya da sadece Ben Ruhi Bey Nasılım? yazısı değil. Sadece şu sıcak yaz gününde kendi kendime mırıldanırken fark ettiğim ve buraya eklediğim bir şiir ve hakkında kısa birkaç bilgi. Tiyatro’da da izlemenizi tavsiye derim ama yine de mutlaka baştan sona bir kere okuyun. Şiirin hepsini yazacak gücüm yok ama en sevdiğim kısmını da eklemeden duramayacığım. Herkese iyi okumalar…

V
Ben Ruhi Bey, nasıl olan Ruhi Bey
Nasılım
Bir yaz ikindisinden çıktım geldim
Diyelim bir pazartesiydi, biraz da şöyle geldim
Kapıyı iyice kapadım
- Kapadım mı, evet, kapadım -
Çitlenbik ağacının altından geçtim
Frenk üzümlerinden bir iki salkım kopardım
Dişlerimle sıyırdım
Sardunya renginde ve sardunya tadında idiler
Biri fotoğrafımı çekiyorkenki gibi durdum
Azıcık gülümsedim
Ve dünya bana gülümsedi
Çakılların üstünden yürüdüm
Yürüdüm ki, bir sese benziyordum sanki
Yüzyıllarca önce kırılmış bir kemik sesi
İyice duydum
Çıkarken bahçe kapısını açık bıraktım
- Çok yüksekti. Deniz dibi renginde ve demirdendi. Üstünde aslan başı
kabartmalar vardı. İki yanında çok yüksek iki duvar uzar giderdi.
Dışardan çam ğaçları görünürdü. Bir kırbaç gibi görünürdü. Ve
ağaçların üstünde kırbaç kılıflarına benzeyen ve evlatlıkların mavi
pazen giysilerini andıran kalınlaşmış bir gökyüzü dururdu -
On sekiz on beş trenine yetiştim
Geniş kadife koltuğa oturdum
Puromu yaktım – iki kibrit harcadım -
Akşam gazetelerinde pek bir şey yoktu
Haydarpaşa’ya kadar bulmaca çözdüm
İskelede saçları çok iyi taranmış bir kız bana baktı
Bakışından tedirgin oldum
Giyimsizdi, boyasızdı, bakımsızdı
Vapurla Karaköy’e geçtim
Tokatlı’ya uğradım
Köprüden aldığım Fransız dergilerini karıştırdım
Kirazla bir kadeh rakı içtim
Çıkarken boy aynasında kendime baktım
Oldukça yakışıklıydım
Gömleğim temizdi, beyaz ceketim
Tertemizdi ve ayakkabılarım
Pantolonum ütülü
Yelek cebimde ince altın bir zincir
Sarı ve ince bıyıklarım
Tam Ruhi Bey bıyığıydı
Ve iki parmağın arasında bir çiçek sapı
- Zakkum muydu, değil miydi, belki yazpatı -
Boynumda menekşe rengi bir papyon
Hafifçe sarkık
Dudağımda bitti bitecek bir sigara
Kenarında dudağımın
Dışarı çıktım.
Tünele bindim, Asmalımescit’teki Viyana lokantasına geldim.
Avusturyalı karı koca beni karşıladılar
İkisi de eğilerek ben dimdik durdukça onlar bir kez daha eğilerek beni
karşıladılar
Benden başka oldukça şişman iki adam daha vardı. Beyaz Ruslardandılar, gözleri
necef taşı gibi sert ve parlaktı
Tezgahta bir Leh Yahudisi votka içiyordu, yüzündeki ince damarlar fırçayla
çizilmiş gibiydi, bir silinip bir canlanıyorlardı.
Soğuk et getirdiler bana, omlet, bira filan getirdiler
Üstüne kremalı ahududu getirdiler, likörle kahve getirdiler
Çıkarken bolca bahşiş bıraktım.
Markiz’e uğradım, dört mevsimden süzülmüş bir konyak içtim
Düzeltip arada bir bıyıklarımı
Uçları hafifçe ıslak
Bir ara pencere camında kendime baktım
Baktım ki, ben Ruhi Bey
Nasıl olan Ruhi Bey
Daha nasılım.

Oradan Galatasaray’a kadar yürüdüm
Bir kadının pembe beyaz teni dağılıp uçuşarak
Gezindi ortalıkta bir süre
Ve durdum
Durdum bu güzel yaz ikindisinden çıkıp
Bambaşka bir sonbahar sabahını giyinceye kadar Nasılım.

Yazı kategorisi: web | Etiketler: | 2 Yorum »