Benim gibi doğum tarihi 80 öncesi olan kuşak için anime kavramı çok yeni. O zamanlar sadece TRT’de izlediğimiz çizgi filmler vardı animeyi ben o zamanlar bilmiyordum. Şimdi dönüp baktığımızda bunların birer anime olduğunu görüyoruz. Animeye karşı falan değilim, birçok sevdiğim anime de var ama benim için az sonra yazacaklarım anime değil çizgi film. Çünkü onlarla tanıştığımda çizgi film diye adlnadırmıştım ve değiştirmek istemiyorum. Onlar, pazar sabahları ya da okul dönüşü izlenen güzel çizgi filmler. Neyse işte başlıyoruz…
Voltron: Defender of the Universe
Evet yanlış yazmadım Voltran değil Voltron aslında, ama hepimiz Onu Voltran diye hatırlıyoruz. Uzak bir galakside evreni koruyan ve beş aslan robotun birleşmesiyle oluşan kahraman robotumuz, her bölümde ayrı bir düşmanı dövüyordu ve bizlerde aynı hikayeleri okul bahçesinde arkadaşlarımızla uygulamaya çalışıyorduk! Pazar sabahları western kuşağından önce yayınlandığını hatırlarım bir de herkesin favori bir aslanının olduğunu. Benim favorim ise her zaman kırmızı idi.
Voltron: Defender of the Universe Opening
Nils ve Uçak Kaz – Nils no Fushigi na Tabi
Selma Lagerlöf’ün nobel ödüllü romanından uyarlanan bir çizgi filmdi. Yıllar sonra kitabını da okumuştum ama çocukken bildiğim tek şey Nils ve uçan kaz Morten’dı. Yaramaz Nils’in bir cin tarafından küçültülmesi ve o sırada uçmaya çalışan Morten ile kaçıp Akka liderliğindeki yaban kazlarıyla İsveç’deki maceralarını anlatırdı. Nils’in küçük arkadaşı Carrot’da onlarla beraberdi. Yolculuk sonunda Nils yaramazlığı bırakacaktı. Çoğu bölümünü izlediğimi hayal meyal hatırlıyorum ama son bölümde Nils normal boyutlarına döndüğünde Akka ile konuşmaya çalışıp iletişim kuramadıklarında çok üzüldüğümü asla unutamam.
Dragon Ball
İşte baştan sonra güldüren bir yapım daha. Diğerlerine göre daha yeni ama aslen yapım tarihi 1986′ya dayanıyor. Orijinal adının da Doragonboru olduğunu ekleyelim. İçeriği nedeniyle TRT’de yayınlanmadı elbette. Gerek hikayesi gerekse esprileriyle tam anlamıyla bir komedi şöleniydi. Son Goku, Master Roshi, Bulma ve diğerleri ile her bölüm ayrı bir eğlenceydi. Özellikle Kamplumbağa Efendisi olarak da bilinen Master Roshi’yi nasıl unutabiliriz. Daha sonra yeni versiyonları yapıldı ama hiçbiri ilkinin yerini tutmuyor bence. Filminin çekildiğini ama çok ümitli olmadığımı da buradan belirteyim.
Tıfıllar – Mock & Sweet – Dorimogu Daa!
Evet asla unutamayacağım bir çizgi film daha. Yıllar yıllar sonra bir dostumla “dorik dorik mogu mogu” diye şarkısı olan bir çizgi film vardı diyerek hatırladığım ve benim gibi birçok hatırlayanının da olduğunu zaman içinde gördüğüm yapım. Türkçesi Tıfıllar’dı, İngilizcesi ise Mock & Sweet. İki köstebek kardeş olan Mock ve Sweet, dünyada barışı sağlamak için bir yıllık uykunun ardından bir sürü maceraya koşuyorlardı. Karakterleri ve bölümleri yarım yamalak hatırlıyorum. Geçen yıllarda VCD’si çıkmış ama maalesf kalmamış piyasada (Ben de bulsam alırdım!). Unutulmaz şarkısı kesinlikle çizgi filmden daha çok hatırlanıyordur. Hatırlamayanlar için aşağıya ekliyorum. Ama yazı daha bitmedi çünkü asıl favori en sonda…
Clémentine – Clémentine : les merveilleux voyages de Clémentine et ses amis
Bir Fransız yapımı (Japon ortaklığı var diye de okuduklarım oldu) ama hala özlem ve korkuyla hatırladığım bir yapım. Bir gün Clémentine’in yaşadığı şehire Molache adında bir sirk gelir ama sirk aslında bir şeytan olan Malmotte’un yönetimindedir ve Molache’da onun hizmetkarıdır. Clémentine’in bineceği uçağı Molache sabote eder ve uçak çakılır. Kazadan sonra Clémentine tekerlekli sandalyeye mahkum kalır. Gündüzleri tekerlekli sandalyesinden kalkamayan Clémentine, geceleri Hemera ile zamanda yolculuklar yapacak ve Malmotte’un adamlarıyla savaşacaktır. Aslında hüzünlü bir hikayesi vardı Clémentine’in ama asıl hatırlanan çizgi filmin gerçekten küçük bünyeler için korkutucu bir çok öğeye sahip olmasıydı. Çizimler, kötülerin başına gelenler ve elbette Malmotte. Ama yine de çok güzeldi ve mükemmel bir şarkıya sahipti. Marie Dauphin’in seslendirdiği şarkıyı eminim dinlediğinizde sizlerde hatırlayacaksınız. Bu arada bir bölümde Clémentine’nin İsveç’e gittiğini ve Hemera’nın, Onu Nils Holgersson ile tanıştırdığını da belirteyim.
Bunlara ek olarak daha birçok çizgi film yazılmalı aslında, He-Man, She-Ra, Ghostbusters, Güneşin oğlu Esteban, Thunder Cats, Inspector Gadget, Darkwing Duck, Varyemez Amca, Asterix elbette Red Kit ve şu an hatırlayamadığım daha birçok mükemmel yapım var ama onları da başka sefer yazarız. Ben şu anda kulaklarımda bir şarkı ile bu güzel çizgi filmleri hatırlıyorum ve şarkının sesi yavaş yavaş yükseliyor: Clémentine, quad tu fermes les yeux, Tu devines le merveilleux, Clémentine, prend nous dans ta bulle bleue, Tant pis si c’est dangereux…

















