
Rize ile ben ne alaka? Yıllık izin alınca pek alaka, çaktırma.
Yaylalara çıkmadık ama Rize’nin içinde epey gezdik; en kayda değer yer de Çaykur’un tesisiydi. İşte oradan bir fotoğraf.
Yeşil çay da var. Ama bizim sallama poşetlerden farklı, açık sarı – yeşil arası bir sıvı. Bu arada, çay 300bin lira. :)
İşte sağdaki Çaykur’un doğal yeşil çayı olur kendileri. Bu arada hemen ekliyim, Rize = Çaykur resmen. Nereye baksanız Çaykur şusu, Çaykur busu.

Kazara bulaştığım bu karede Rize’nin denizi ve yeşilinin kısmen panaromik bir görüntüsü var. Denecek pek bir şey yok. Bıyıklarım hafif uzamış o kadar. Üstümde bir kazak ve Sonbahar montum.

Bu da Rize’nin toprağının havasının iyi olmasından geliyor sanırım. Çok fotoğraf var solda palmiye sağda çam. :) Ayrıca epey kivi yetişiyormuş buralarda. E hacı kivi tropikti hani? Rize için yalanmış meğer..Ama ne var ki, hava cidden tropik, hatta ultrafikti; resmen bir bahar, olmadı sonbahar havası vardı. Öyle ılıktı ki, sorma.

Bir de kuyu vardı. Her yanı yosun ve flaş olmasa dibi görünmezdi. Fotoğraftan önce karanlıkken bir taş attım kuyuya, 3 – 4 saniye sürdü düşmesi. Bu durumda attığım taşın düşme hızını hesaplarsak tabii anlamsız bir iş yapmış oluruz! :)
Taş elimdeydi ve aşağı bıraktım işte..
… Yazının devamı yarın bu sayfalarda…
Yazan: Jesterdvine
Şehir: İstanbul
























