Fistikyesili

  • Son Yazılar

    RICKY NELSON

    SUSHI BÖREK

    NAMLI KARAKÖY

    YAPICI ELEŞTİRİ HAKKINDA

    DEMİRCİKÖY DALIA BALIK

    HIZLI OKUMA NOTLARI

    HANS ZIMMER

    AĞUSTOS'UN POPÜLER YAZILARI

    İKİ LEZZETLİ FIRIN YEMEĞİ

    DENİZE SIFIR KAHVALTI KEYFİ

    ALTI ÜSTÜ TASARIM

    AVRUPA YAKASINDAKİ SAHİL MEKANLARI

    SAĞ BEYİN SOL BEYİN KARMAŞASI

05 Haz 2009 için Arşiv

“Kırlangıç Mevsimi”

Posted by - Konuk Yazar - 5 Haziran 2009

Kırlangıç Mevsimiİzmir’deyim.

Evimin balkonundayım.

Her tarafta insanın içini çoşkuyla dolduran bir bahar kokusu var. Gökyüzü alabildiğine berrak,masmavi. Etrafta tek tük görülen ağaçlar yeşillenmeye hazırlanıyor. İzmir’de bahar mevsimi çok kısadır. Eğer dikkat etmezseniz farkına bile varamazsınız, bir kaç günde geçer gider.. Onun içİn pür dikkat havayı gözlüyor, onu benliğimde hissetmeye çalışıyorum. Her bahar mevsimine kavuştukça Tanrı’ya şükrediyorum: “Tanrım bana bir bahar mevsimi daha yaşattın”. Çünkü yol kenarlarındaki çimenlerin yeşile çalması, ağaçların hafif hafif tomurcuklanması, kenger dikenlerinin (İzmirde Şevketibostan derler) grimsi yeşil fiziki haritaları andıran yapraklarının toprağı örtmeye başlaması, etrafta arsız arsız uçan sinekler, toprakta, yeni yeni tembellikten kurtulan ve şaşkın telaşlı oraya buraya koşturan karıncalar, taze toprak kokan karınca yuvaları… Beni, hep hayata daha çok sarılmaya ve kimselere belli etmediğim, çılgınca bir sevince boğar. Ne çığlıklar atarım ne koştururum ,ama ruhum o kadar delirir ki kimsenin duymadığı fakat benim kulaklarımı sağır eden bu sesler yüreğimi doldurur. Tanrım sana binlerce teşekkürler.

İşte baharın beni deli divane ettiği böyle bir gündü. (Belki Orhan Veli’de bu havalarda mahvoldu). Balkonda gölgeye sığınmış bir iskemlede otururken, hızla yaklaşıp-uzaklaşan bir kırlangıç neredeyse, yüzüme değecekmiş gibi gelip geçiyordu.(Yeni kiraladığım ev binanın 8.katıydı)Dikkat edince ağzında minicik bir çamur parçası olduğunu gördüm.Anladımki bu tanrı misafiri zarif kuş balkonumda yuva yapacaktı. Talihliydim, mutluydum. Bizim oralarda kırlangıç neredeyse kutsal sayılır. Nedenini bilmiyorum ama böyledir.Yuva yaptığı eve uğur getireceğine inanılır. Bu yüzden kendimi şanslı sayıyordum. Onu rahat bırakmak için yavaşça oradan sıvıştım. Odaya girip ne yapacağını gözledim.

Kırlangıç MevsimiBalkon mutfağının köşesin getirdiği çamuru yapıştırmaya çalışıyor, duvarın dibine gelince kanatlarını hızla çırpıyordu.Nihayet birkaç denemeden sonra çamuru yapıştırmayı becerdi. bundan sonra hızla yuva yapımı devam etti. Sonra baktım ki iki tane oldular veya ben buna önceleri dikkat etmemiştim,şimdi farkediyordum. Belliki bir erkek ve bir dişiydiler. Bitmek bilmeyen bir azim ve istekle neredeyse iki günde bitirdiler. Bu arada ben işe gidip geliyor kapıdan girer girmez sessizce balkon penceresindeki tül perdenin arkasından onları gözlüyordum. Yuva bitmişti.

Ertesi gün işten döndüğümde ilk olarak yuvaya baktım. Birde ne göreyim. Yuvanın yarısı olduğu gibi yere düşmüş tuzbuz olmuştu. Ama kırlangıçlarım alabildiğine hızla uçuyorlar yıkılan yerden itibaren yuvayı tamamlamaya çalışıyorlardı. Bu yıkılma işi birkaç kez tekrarlandı. Ben ve kırlagıçlar şaşkınlık içindeydik. En son yıkımdan sonra yerdeki toprakları alıp suyla çamur haline getirip,yuvayı alt taraftan destekledim. Bu arada dikkatimi birşey çekti. Erkek bir serçe durmadan bağrışıyor, etrafımda uçup duruyordu. Yuvayı elbirliği ile bitirdik. Güzel bir yuva olmuştu küçücük bir giriş kısmı bırakmışlardı kırlangıçlar.

Aradan ne kadar gün geçti bilmiyorum. Daha doğrusu, herhalde işlerimin yoğunluğundan olayı unutmuştum. Bir Pazar günüydü penceremin önünden geçen kırlangıçları yeniden farkettim. Çok sık gelip geçmeleri dikkatimi çekti. Her balkona yönelmelerinden sonra balkon penceresinden neşeli çığlıklar odaya doluyordu. Koşup gene tül perdenin arkasından baktım. İşte tabiatın mucizelerinden biri daha gerçekleşmişti. Her doğum bir mucizedir aslında. Yuvada sarı kenarlarıyla kocaman açılmış iki ağız gördüm. Hem alabildiğine ağızlarını açıyorlar, hem de güçlerinin yettiği kadar bağırıyorlardı. Yorgun ama mutlu anne ve baba durmadan ne getiriyorlarsa yavrularının ağzına bırakıyor,sonra da hızla gene uzaklaşıyorlardı. Çok mutlu bir tabloydu.

Her mutluluk gibi bu da uzun sürmeyecekti. Olayın bundan sonrası tam bir dramdı. Yavruların henüz tüyleri çıkmamıştı, incecik boyunları kocaman kafaları iki kalın sarı çizgileriyle gagaları ve hiç kapanmayan bir ağız.O küçücük gövde akşama kadar taşınan bu yiyeceklerle nasıl dolmuyordu şaşılacak şeydi doğrusu.

Kırlangıç MevsimiDerken balkon demirinde bir erkek serçe peydah oldu. Bu daha önce gördüğüm serçeydi. Ben dikkatle onu izliyordum. Çünkü içgüdülerim bana pek iyi şeyler olmayacağını söylüyordu. Serçe hızla yerinde dönüyor, bir sağa bir sola zıplıyor,arada bir yuvaya doğru hamle yapıyor ,sonrada yarı yoldan geri dönüyordu. Anlaşılan niyeti pek iyi değildi. Sonra yoruldum ve izlemekten vazgeçtim.

Kötü kötüdür. Ya da doğa, içinde bizim çözemediğimiz bazı sırları saklar. Ki bu mutlaka böyledir. Olaydan sonra bunu çok düşündüm. Tanrının işlerine akıl sır ermez . Belki de bu nedenden tanrı Tanrıdır.

İşten döndüğümde içimden bir ses yuvaya bakmamı söyledi. Gidip baktığımda hem üzüldüm, hem kızdım, hemde çok şaşırdım.Yavrulardan birisi yerde yatıyordu. Elime aldım ölmüştü. Hatta sıcaktan kurumuştu neredeyse.Demekki yuvadan düşeli çok olmuştu. Anne ve baba kırlangıçlar çığlık çığlığa gene uçuyorlar, kalan yavrularını beslemeye devam ediyorlardı. Dişi olan yerdeki yavruya hamle ediyor onun öldüğüne inanmak istemiyor, etrafında dönüp duruyordu.

Biraz sonra erkek serçe göründü balkon demirinde. Derler ki bir kuş yuvasına bir insan eli değerse oradaki anne veya baba kuş ya yuvayı terkeder ya da dokunulan yavruyu yuvadan atar. Bu da belki doğanın kendi kendine aldığı tedbirlerden birisi olabilir. Hastalık veya biliniyor olmaya bağlı olarak. Ama ben yuvaya dokunmamıştım. Bu olay olduğu gün cuma akşamıydı. Ertesi gün iş olmadığı için yuvayı izlemeye aldım. Niyetim neden ve kim o yavruyu atmıştı. Bütün kuşkularım erkek serçe üzerine yoğunlaşıyordu. Ertesi gün erkenden uyandım serçe balkon demirine konmuş bir taraftan çılgınca bağırıyor, zıplıyor, kısa mesafe uçup uçup tekrar dönüyordu. Bana aldırış bile etmiyordu. Çıkıp birkaç kere kovaladım. Ama o hep oradaydı. O gün öyle geçti .Pazar günü kuşların gürültüsüyle uyandım. Koşarak balkona çıktım. Serçe ve iki kırlangıç birbirlerini kovalıyorlardı.İkinci yavru yere düşmüş hareketsiz yatıyordu. Anladımki bunu o erkek serçe yapmıştı. Zavallı kırlangıçlarda son bir umutla yavrularını kurtarmaya çalışıyorlardı. Ama olan olmuştu. Yavrunun küçük bedeni hareketsiz yatıyordu. Sonra çaresizce çekip gittiler. Serçe yuvaya girmeye çalıştı birkaç gün. Onu, küçük tüy ve çöp taşırken gördüm. Ama yuva onun bu cüssesine dayanamamış önce çatlamıştı. Sonrada ikiye bölünüp düştü. Duvardan kalan çamurları ben süpürdüm.Serçe bir daha görünmedi. İki kırlangıç bir yıl sonraki baharda yeniden göründüler. Birkaç gün balkon civarında uçuştular. Ağızlarında birkaç küçük çamur tanesiyle kısa bir süre yuva yapmak için uğraştılar. Bir süre sonra bundan vazgeçtiler. Sonra da bir daha hiç görünmemek üzere çekip gittiler.

Her bahar geldiğinde küçük , zarif ve asil kırlangıçlarım geri gelecek diye onları beklerim. Bu güne kadar tam dört yıl geçti onları bir daha görmedim. Eğer görseydim mutlaka tanırdım.

Artık benim kırlangıç mevsimlerim yok.

Birol-AcarYazan: Birol Acar
Şehir: İzmir

Yazı kategorisi: web | Etiketler: | 6 Yorum »

“Bu hafta vizyona giren filmlere kısa bir bakış”

Posted by serguls 5 Haziran 2009

Bakalım bu hafta vizyonda bizi neler bekliyor ve bu haftasonu sinema salonuna girmemizi hangi filmler sağlayacak?

Terminatör 4: Kurtuluş – Terminator 4: Salvation

Terminator-4-KurtulusCharlie’nin Melekleri, Zafer Bizimdir gibi filmlerin yönetmeni McG’den şimdi de Terminatör serisinin 4. filmi Kurtuluş vizyona giriyor. Senaryo Terminatör 3’e de imza atmış olan John D. Brancato ve Michael Ferris’e ait. Filmde John Connor rolünde Kara Şövalye filminden aşina olduğumuz Christian Bale, Marcus Wright rolünde Avustralyalı oyuncu Sam Worthington ile birlikte Helena Bonham Carter, Moon Bloodgood ve Anton Yelchin gibi isimler de rol alıyor.

Son başlıyor… Yıl 2018… Skynet ve onun Terminatör ordusu dünyayı yakıp yıkıyor, terkedilmiş şehirlerde kalan insanları ya öldürüyor ya yakalıyor. Bu insaniyetsiz savaşın ortasında kalan küçük gruplar halindeki insanlar Direniş Hareketi’ni oluşturup Terminatörlere karşı hayatta kalma mücadelesi vermeye devam ediyorlar. Skynet’in hedefinde ise Direniş Hareketi Komutanı John Connor var. John Connor, Skynet’i yok etme planını geçekleştirmeye yaklaşmışken, geçmişten mi yoksa gelecekten mi geldiğine karar veremediği Marcus Wright’la karşılaşır. Connor, insanlığı kurtarmak için son şansını ya tek başına deneyecektir ya da Marcus’a güvenip onunla birlikte büyük düşmanıyla yüzleşecektir.

Terminatör meraklılarının beğeneceği bir film, zira kendilerini filmi izlerken bir sürprize de hazırlasınlar.

Filmin web sitesine buradan ulaşabilirsiniz.

Imdb Puanı: 7.3 / 10

KörlükKörlük – Blindness

Dünyaya bakışımız sonsuza dek değişecek… Nobel ödüllü yazar Jose Saramago’nun aynı adlı eserinden sinemaya uyarlanan film, geçen sene düzenlenen 61. Cannes Film Festivali’nin açılış filmi olarak gösterilmişti. Brezilya, Japonya ve Kanada ortak yapımı olan filmin yönetmen koltuğunda City of Men, Arka Bahçe, Tanrıkent gibi filmlere imza atmış olan Brezilyalı Fernanda Meirelles oturuyor. Senaryosunu ise Jose Saramago ve Don McKellar birlikte yazmış. Doktorun karısı rolünde Julianne Moore, Doktor rolünde Mark Ruffalo, Anlatıcı rolünde Dany Glover yer alıyor.

Herşey, birdenbire kör olan bir hastanın bir göz doktoruna muayene olmaya gelmesiyle başlar. Hayatı normal seyrinde devam eden bu göz doktoruna hastasından körlük bulaşır. Nedeni bilinmeyen hastalık yavaş yavaş tüm kente yayılır. Beyaz körlük olarak adlandırılan bu salgın hastalıktan sadece doktorun karısı etkilenmez ve kocasını yalnız bırakmamak için, bütün hastaların karantinaya alındığı bir hastaneye kendini aldırmayı başarır.

Filmin web sitesine buradan ulaşabilirsiniz.

Imdb Puanı: 6.8 / 10

Ask-UgrunaAşk Uğruna – Pour Elle / Anything For Her

2008 Fransız yapımı olan Aşk Uğruna’nın senaristliğini ve yönetmenliğini Fred Cavayé üstlenmiş. Film, yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi olma özelliğini de gösteriyor. Başrollerde ise Vincent Lindon (Julien), Diane Kruger (Lisa), Lancelot Roch (Oscar) ve Olivier Marchal (Henri Pasquet) yer alıyor.

Bir saniyede hayatları değişecek… Lisa ve Julien, oğulları Oscar ile birlikte Fransa’da şehrin civarında mutlu ve huzurlu bir hayat sürerler. Ancak bir sabah polis Lisa’yı olayla bir alakası olmamasına rağmen cinayet suçuyla tutuklar ve Lisa 20 yıl hapse mahkum edilir. Julien ise karısının suçsuzluğunu ispat etmek için elinden geleni yapmaya çalışır ancak ayrılığa daha fazla dayanamayıp Lisa’yı mahkumiyetinden kurtarmak için herşeyi göze alarak bir plan hazırlar.

Imdb Puanı: 7.0 / 10

Pesinde-Olum-VarPeşinde Ölüm Var – Someone Behind You / Du Saram-yida

2007 Güney Kore yapımı korku filmi. Senarist- yönetmen Ki-whan Oh’un ilk korku türünde filmi. Yönetmen bu filmden önce romantik ve komedi tarzında filmleri yönetmiş. Filmin oyuncuları ise Jin-seo Yun (Ka-in) , Gi-woong Park (Seok-min) , Ki-woo Lee.

Genç bir kız, ailesini ve arkadaşlarını öldüren bir lanet tarafından izlenmektedir. Sıra kendisine gelmeden önce bu eli kanlı, kıyıcı lanetin arkasındaki sırrı çözmek zorundadır.

J-korku tarzındaki filmleri ve korku filmlerini sevenlerin tercih edebileceği bir film.

Filmin web sitesine buradan ulaşabilirsiniz. 

Imdb Puanı: 5.3 / 10

Herkese unutulmaz bir haftasonu ve keyifli seyirler dilerim:)

READING ZİNDANI BALLADI YAZISINI OKUYAN YAŞADI! NASIL MI? >> –

Yazı kategorisi: web | Etiketler: | 1 Yorum »