Fistikyesili

  • Son Yazılar

    RICKY NELSON

    SUSHI BÖREK

    NAMLI KARAKÖY

    YAPICI ELEŞTİRİ HAKKINDA

    DEMİRCİKÖY DALIA BALIK

    HIZLI OKUMA NOTLARI

    HANS ZIMMER

    AĞUSTOS'UN POPÜLER YAZILARI

    İKİ LEZZETLİ FIRIN YEMEĞİ

    DENİZE SIFIR KAHVALTI KEYFİ

    ALTI ÜSTÜ TASARIM

    AVRUPA YAKASINDAKİ SAHİL MEKANLARI

    SAĞ BEYİN SOL BEYİN KARMAŞASI

09 Haz 2009 için Arşiv

“Mutluluk Yolu, kısım 2″

Posted by Mahir Efe Falay 9 Haziran 2009

İmaj: Massmailsoftware.com

İmaj: Massmailsoftware.com

Bir önceki yazımda geçmişin oluşturduğu yükten bahsetmiştim. Bu sefer de geleceğin ördüğü duvardan bahsetmek istiyorum.

Önce sormak isterim…

- Kaç kişi bir sonraki adımında düşmeyeceğini %100 emin olarak biliyor?

Ya da

- Her gün açtığımız alelade bir kapının bu sefer açılmayacağını %100 olarak önceden biliyor muyuz?

İlk soruma cevap “Kimse”, ikinci soruma cevap ise “Hayır” olacaktır.

Sanırım, mikro düzeyde de olsa, gelecek hakkında bir belirsizlik var burada.

Peki, şimdi diğer sorular:

- Gelecekteki çocuklarının her ikisinin de erkek olacağını kaç kişi biliyor?

- Yarın Herhangi bir kaza geçirmeyeceğimizi %100 olarak biliyor muyuz?

Aaa ne tesadüf, bunların da cevapları “Kimse” ve “Hayır”!

Bu da bana belirli bir gelecek gibi gelmedi. Ne kimse biliyor ne de nesnel manada emin olabiliyor…

Durum, yani gelecek, bu denli kaygan bir zeminde yani. Bizlerse o zeminde düşmemek için bir sağa bir sola yalpalayan garibanlarız. Ve işin kötüsü, hiçbir garantimiz yok geleceğe dair.

O zaman ben düşünürüm ki madem ileride ne olacağını tam bilemiyorum, kahin değilim, e o zaman ne yapabilirim de kafam rahat kalır geleceğe dair? Çözüm “taslaklar” kurmak olabilir bak. Yani, önümüzdeki yıl şunu yapmayı / almayı tasarlıyorum gibi bir düşünüş. Ama eğer deseydim “önümüzdeki yıl şunu yapacağım / alacağım, söz konusu şeyi yapamaz veya almazsam büyük bir hayal kırıklığı ve mutsuzluk yaşardım.

İşin özeti, iyi olan; kişinin gelecek hakkında kendisine sözler vermemesidir. Çünkü her gerçekleştirilemeyen söz, geçmişe sürüklenebilecek bir yüktür. Yüklerse mutsuzluk ölçeğinde bir puan daha yükseltir bizi.

Yazı kategorisi: web | Etiketler: | 2 Yorum »

“Kendi işini kurmak isteyen Girişimcinin Elkitabı”

Posted by Ekin Acar 9 Haziran 2009

Girisimcinin-ElkitabiGuy Kawasaki’nin kaleme aldığı “Girişimcinin Elkitabı”nda, geleceğin büyük şirketlerini garajlarda yaratan delikanlılarla genç kızlar, kurumsal şirketlerde çalışıp da yepyeni ürün ve hizmetleri piyasaya süren yürekli ruhlar, okullar, vakıflar ve kar amacı gütmeyen kuruluşlar kuran azizler kendilerine rehber olacak pek çok şey bulacak.

Girişimcinin Elkitabı’nda Guy Kawasaki, yirmi yıl boyunca edindiği deneyimlerinden oluşan bir rehber sunuyor. 1980′li yıllarda yaşadığı Apple deneyiminde, yüzyılın en büyük şirketlerinden birinin doğumuna yardımcı olmuş ve sıradan müşterileri birer havariye dönüştürmüştü.

Girişimcinin düşü… Her şey bir düşle başladı, büyük bir fikri ya da ürünü olan birinin dünyayı sarsma arzusuyla. Ama fikri, eyleme dönüştürmek için ne yapmalısınız?

Sermaye oluşturmaktan doğru insanları işe almanıza, konumlandırmanızdan bir marka yaratmanıza, yönetim kurulunu yönetmenizden çevrenizi genişletmenize kadar, bu kitap sizler için bir girişimcilik sanatı rehberi olacak.

Gerilla Pazarlama Duayeni Jay Conrad Levinson, kitap için: “Bu kitabı okuduğumda şirketim uluslararası üne sahipti ama kitap içimde inanılmaz bir her şeye yeniden başlama isteği doğurdu. Guy’ın kitabı o kadar çok şeyi aydınlığa kavuşturuyor ki pek çok yanlış varsayımımı kökten değiştirdi. Kitabı bir roman gibi bir solukta okudum.” diyor.

MediaCat Kitapları arasından 2008 yılında yayınlanan “Girişimcinin Elkitabı”, 199 sayfa ve 11 bölümden oluşuyor. Bu bölümler:

Guy Kawasaki

Guy Kawasaki

Meydana Getirme
1. Başlama Sanatı

İfade Etme
2. Konumlandırma Sanatı
3. Sunum Sanatı
4. İş Planı Yazma Sanatı

Hayata Geçirme
5. Özkaynaklarla Yaşama Sanatı
6. Eleman Alma Sanatı
7. Sermaye Oluşturma Sanatı

Büyüme
8. Ortaklık Sanatı
9. Marka Yaratma Sanatı
10. Yağmurculuk Sanatı

Yükümlülükler
11. Adam Olma Sanatı

Bir işe başlamadan mutlaka “İlk 5″ listesi hazırlamak gerektiğini vurgulayan Kawasaki, bunları “Anlam Yaratın”, “Bir Mantranız Olsun”, “İşe Girişin”, “İş Modelinizi Saptayın” ve “KVG’niz Olsun” şeklinde listeliyor. Maddeleri biraz açacak olursak…

Anlam Yaratın
Bir işletme kurmanın en iyi nedeni, ona anlam yüklemektir. Bu yüzden de yapmanız gereken ilk iş, nasıl anlam yaratacağınıza karar vermektir.

Bir Mantranız Olsun
Misyon bildirgelerini unutun; uzun, sıkıcı ve alakasız şeylerdir. Kimse onları anımsayamaz-uygulayanların sayısı ise daha azdır. Siz, anlamınızı ve mantranızı bildirgenin dışında tutun. Bu, bütün ekibinizi doğru yola sürükleyecektir.

İşe Girişin
Yaratmaya ve ürün ya da hizmetinizi sunmaya başlayın. Lehim havyalarını, çekiçleri, testereleri ve AutoCAD’i -ürün ya da hizmetlerinizi gerçekleştirmek için kullanabileceğiniz ne varsa onu- düşünün. Derdinizi anlatmaya, sunumlara, yazışmalara ve planlamaya odaklanmayın.

İş Modelinizi Saptayın
Kurduğunuz işletme ne olursa olsun, para kazanacak bir yol bulmalısınız. Kalıcı bir iş modeli yoksa en büyük fikrin, teknolojinin ya da hizmetin bile ömrü kısa olacaktır.

KVG’niz (Kilometre taşları, varsayımlar ve görevleri) Olsun
Atacağınız son adım, üç tane liste çıkarmak olmalı:
- Varmanız gereken önemli kilometre taşları
- İş modelinizin bütünleşik parçası konumuna gelmiş varsayımlar
- Bir işletme yaratmak için yerine getirmeniz gereken görevler

Bu hem disiplin gerektirir, hem de fırtınalı günler gelip çattığında işletmenizin yoldan çıkmamasını sağlar.

Kawasaki, konumlandırma üzerine Bugs Bunny’den tanıdığımız efsane çakal Coyote örneğinden yola çıkarak bir bölüm hazırlamış. Çoğu insan konumlandırmayı kendilerine, yüksek ücretli ve de cahil danışmanların desteğini sağlamış pazarlama budalaları tarafından yüklenmiş bir angarya olarak görür. Oysa aslında konumlandırma, yönetim, deneyim ve uygulamanın çok ötesine geçer. Doğru düzgün yapıldığında, yeni bir kurumun kalbi ve ruhu demektir ve de şunları açıkça ortaya koyar:

Kurucuların neden kurumu kurduklarını
Müşterilerin neden onu sahiplenmesi gerektiğini
Nitelikli insanların neden bu kurumda çalışmaları gerektiğini

Wile E. Coyote, konumlandırmayı diğer bütün girişimcilerden daha iyi kavramıştır. O bir çakaldır ve akşam yemeğinde de tavşanları yiyecektir…

İzin verirseniz kendimi tanıtayım. Adım, Wile E. Coyote… Dahiyim. Ne bir şey satıyorum, ne de üniversite eğitimi aldım. Gelelim konumuza. Sizler birar tavşansınız ve ben de akşam yemeğinde sizi yiyeceğim. Gelin, kaçmaya çalışmayın! Sizden daha güçlü, daha becerikli ve daha büyüğüm. Dahası, ben bir dahiyim. Neden mi, hepiniz çocuk yuvası giriş sınavlarını bile zor bela geçebildiniz de ondan. Bu yüzden de son duanızı edebilmeniz için size o geleneksel iki dakikayı vereceğim.

The Bugs Bunny / Road Runner Filmi’nden (1979)

Girişimcilerin şiarı “Sunum yapıyorum öyleyse varım”dır. Sunum yapıp da kendini açıkça ortaya koymak yalnızca para kazanmak için yararlı değildir; herhangi bir konuda anlaşmaya varmanın da anahtarıdır.

Shakespeare’in Kral Lear’da vurguladığı gibi: “Konuşmanı kısa kes, bahtını karartabilir.”

Şimdi çalar saatinizi bir dakika sonraya kurun. Saat çalana kadar o andaki meramınızı anlatmayı deneyin. Sonra dinleyicilerden, kurumunuzun ne yaptığını anlatacak bir cümle yazmalarını isteyin. Yanıtları toplayın ve söylediğinizi sandığınız sözlerle karşılaştırın.

Her kişi ve kuruluş, toplumun daha geniş bağlamı içinde yer alır. Topluma zarar vermek pahasına kendinizin ya da kurumunuzun çıkarına yaptıklarınız hiç hoş karşılanmaz.

Eğer gerçek anlamda büyük ve kalıcı bir kurum yaratmak istiyorsanız, çalışanlarınız sizin için en yüksek etik ve moral değerlerden oluşan bir standart saptamalısınız. Tanımından da anlaşıldığı üzere “adam gibi adam” da bu iş için mükemmel bir örnektir.

Adamlığın üç temeli, birçok insana doğru olanı yapmakta ve kazandıklarının karşılığını topluma geri ödemesinde yardımcı olur. Bunlar, uygulanması oldukça zor, ama yalın konseptlerdir:

- Edebildiğiniz kadar çok insana yardım edin
- Doğru olanı yapın
- Kazandığınızın karşılığını topluma geri ödeyin

Hepinize keyifli okumalar! :)

Yazı kategorisi: web | Etiketler: | 13 Yorum »