Makinelerden farkımız ne? Düşünüyor olmamız mı? Yoksa hissediyor olmak mı? Korkmak, üzülmek, veya mutlu olmak gibi duygu gerektiren hisler. Bütün bunlar birleşince mi mekanik bir işleyişten farkımız oluyor? Merak ediyorum. Acaba ruh denen kavram da mı bir düzen üstüne kurulu? Hani gaddar insanlara “Ruhsuz” derler ya. Acaba ruhumuz olmasa cidden hisslerimiz demi olmayacaktı? Robot mu [...]
Devamını oku
“konuşmamalı.”
“yaşamın ucuna yolculuk” niyetindeydi tezer özlü, “tutunamayanlar“dandı oğuz atay, “geç kalmış ölü“nün tekiydi mehmet eroğlu… bu ve benzerlerini okuyarak büyüdüm ben. hem de sadece memlekettekileri değil, gavurlarınkileri de bitirdim. dolayısıyla, hem ne yazdığımı, hem de neyi neden yazdığımı iyi biliyorum. bir geçiş hali bu, bir yitiş değil. hani bakış açısını değiştirince dünya değişir ya, o [...]
Devamını oku
“dets dı fitbol!”
Bugün konumuz neredeyse tüm erkeklerin ilgi alanına giren futbol. Gelin beraber çocukluğumdaki oyun kuralları ve uygulamaları ile bugünküler arasında nostaljik bir tur yapalım. * Hakemlerin forması siyahtı eskiden. Şimdi de siyah giydikleri oluyor ama sahadaki formalara göre fosforlu sarı,turuncu vb. cart renkler de giyiyorlar. * 3 tane hakem vardı sadece, 4. hakem diye bir şey [...]
Devamını oku
“Ütopya: Bölüm 1″
Ütopya adını verdi ona böyle bir yer olmadığı anlamına gelen Yunanca sözcük Quevedo Yıl 1960. Neden mi? Bilmiyorum gizemli olsun diye herhalde. Gizemli olmasını istemem ise anlatacağım hikâyenin başlı başına gizemli bir nesneyle gerçekleşmesi. Cafe Myrmidon’da karşımdaki kentin günümüze kadar ki değişimini imge ile görünen arasındakiyle fark etmeye çalışırken kendimi şehrin hengâmesine kaptırıp karınca gibi [...]
Devamını oku
“en güzeli”
hayat bir şeyler katar sana sen bir şeyler katarsın hayata sonunda bakarsın ki katıksız halin en güzeli. yaşadığınla kalırsın – İmaj: sun-kissed-soul.deviantart.com
Devamını oku
“İnsan olmak”
Varlığından habersiz dünyaya geldim. Eğer böyle olduğunu bilseydim, hiç gelmezdim. İnsan olarak doğmak ne kadar mantık taşır bilemiyorum. Ancak ben insan olarak doğmaktan ziyade insan olmak üstüne konuşmak istiyorum. Günümüzden yıllar önce insanların özgürlük ve eşitliği için birileri isimlerini bilmediğimiz kahramanlar kellelerini feda etmiş. Ancak günümüzde baktığım zaman, ben eğer o yıllarda yaşasaydım ve geleceği [...]
Devamını oku
“Ankara vs. İstanbul”
Ne zamandır yazmayı ertelediğim bir konumuz var bugün: Ankara İstanbul’a karşı. 2009 yılını Ankara’da geçirdim. Mart 2010′dan beri de çok sevdiğim ve kendimi ait hissettiğim bu büyülü şehre döndüm yeniden, 3. defa ve umarım son kez. Bugün Ankara ile İstanbul’u değişik başlıklarda karşılaştıracağım, Ankara’daki arkadaşlarıma selam olsun ! Trafik: İstanbul’a dair sevmediğim yegane şey, anlatmaya [...]
Devamını oku

31 Aralık 2010


Son Yorumlar