Ne çok şey söylendi şimdiye kadar onun için. Tarihi, insanları, olaylarıyla bir çok şiire, romana, şarkıya, filme konu oldu. Her taşında, her sokağında, her evinde, her yerinde ayrı bir hikayesini yaşadı. Acaba onun için söylenmemiş yeni bir şey var mıdır?
Her insanın onun hakkında söyleyeceği aslında başka bir şeydir. Her insan söyledikleriyle ona bir yenilik katabilir, tıpkı onda yaşadıkları gibi. Her insanı başkadır İstanbul’un ve onun için en güzel söz henüz ağızdan çıkmamıştır ve bence çıkmayacaktır da.
Yıllar geçtikçe tadına tat katan şaraplar gibi içmeye doyamazsınız ya, öyle bir şey onda yaşamak. Benim gözümde İstanbul henüz büyümemiş bir şehir. Çocuk gibidir. Hiç büyümemiş, kendi hikayesini tamamlayamamış, kişiliği yerine henüz oturmamış. İnsan üstüne insan, hikaye üstüne hikaye, olay üstüne olay yaratan bir şehir.
Bana parçalarını tamamlayamamış bir yapboz gibi geliyor. Al Kuleli’yi koy Beylerbeyi’nin yerine. Çırağan’la Ayasofya’nın yerini değiştir. Her birine yeni yerinde yeni hikayeler ekle.
Kimini üzer, kimine sonsuz fırsatlar sunar. Kimini ağlatır kiminin sevinç kaynağıdır. Kimini hayal kırıklığına uğratır kiminin güç noktasıdır. Ama ağladıktan sonra bir şekerle her şeyi unutan bir çocuk gibidir. Aslında tutsanız elinizden hemencecik gidecek bir oyuncak gibidir.
Biz çocukları, İstanbul oyuncağımız… Sınırsızca oynayalım.

11 Aralık 2011




No comments yet... Be the first to leave a reply!