“Ne kadar darsa o kadar Discodur”

disco02Bazen güzel tesadüfler sayesinde güzel şeylerle karşılaşabiliyor insan. Komedi filmleri festivali için geçen çarşamba gecesi Alman Kültür Merkezi’ne bilet almaya gittiğimizde oradaki gösterimlerin ücretsiz olduğunu öğrendik. Ama asıl güzel tesadüf bu değildi. Tam o sırada yeni başlamış Fransız filmi Disco’ya girme kararımız ve ardından film boyunca gülmekten kendimizi alamamamız. İşte güzel tesadüf buydu…

Disco, 2008 yapımı bir Fransız filmi. Didier, hayatını disko kültürüne adamış disco03biridir ve yıllar önce kaybettikleri disko dans yarışmasından sonra bir sürü başarısızlık yaşamış bir kaybedendir. Oğlunu tatile götürebilmek için şehrin meşhur diskosu Gin Fizz’deki yarışmayı kazanmaya karar verir ve eski grup arkadaşları (Walter ve Neuneuil) ile konuşarak grupları Bee Kings’i (Bee Gees’den esinlenme) toplar. Ancak koreografileri çok kötüdür ve dans hocası France’den yardım istemek zorunda kalırlar sonunda da Didier, France’e aşık olur.

Kabataslak hikaye bu ama aradaki sağlam espriler, disko kültürü ve diskonun o dans figürlerinin genel karakteri nedeniyle gülmemek imkansızdı. Disko kültürü demişken bu Studio54 veya The Last Days of Disco gibi bir film değil. Dedim ya bu bir komedi. Bana bu yönüyle 1997 yapımı The Full Monthy’i hatırlattı. Orada da bir grup kaybeden İngiliz erkek, (ki bir tanesi Robert Carlyle idi) para kazanmak için tek gecelik bir anadan doğma striptiz şovu yapmaya karar verirler ve ardından da tam bir komedi şöleni başlar.

disco06Disco’nun imdb puanı’na baktığımda haksızlık olduğuna inanıyorum. 200 kişinin verdiği oy ortalaması 4.6. Tamam The Full Monthy kadar sağlam bir puan (7.2) beklemiyorum ama bence bu film de en az 6’nın üstünü hakediyor. Aslında kabul ediyorum ben çok daha fazlasını verirdim çünkü çok ama çok fazla güldüm.

Didier rolünde Frank Dubosc’un yanında France rolüyle ünlü Fransız aktris Emmanuelle Béart rol alıyor. Ayrıca filmde üç güçlü oyuncu daha var. Gin Fizz’in sahibi Jackson rolünde usta aktör Gérard Depardieu her zamanki gibi muhteşemdi. Jackson’ın sevgilisi Barones rolünde ise Isabelle Nanty mükemmel bir performans sergiliyor. Nanty’i Amelie’deki rolü Georgette’den hatırlayabilirsiniz.

Ancak bence asıl bomba kesinlikle Walter karakteriyle Samuel Le Bihan’dı. Film boyunca nereden hatırlıyorum dediğim Bihan’ı sonunda hatırlayınca daha da eğlendim aslında. Samuel Le Bihan, çok sevdiğim bir film olan Kurtların Kardeşliği’nde başrolde yer alan şövalye Grégoire de Fronsac’ı oynamıştı. O karanlık filmdeki usta silahşörü bu filmde bir disko dans yarışmacısı olarak görmek süperdi. Bu arada final dansında da bence en iyi (ve komik) dans eden de oydu.

disco08Festival bitti ama bu filmi nereden bulursanız bulun mutlaka izleyin çünkü her karesine değer. Bazen arada böyle güzel filmler bulmak hoşuma gidiyor. Shaun of the Dead, Full Monthy ve şimdi de Disco hep böyle çıktılar karşıma ve iyi ki de çıkmışlar. Bir sürü klasik disko şarkısı (ağırlıklı olarak Bee Gees), kabarık peruklu Depardieu, Abbey Road göndermesi, güzel espriler ve eğlenceli bir film için Disco, süper bir seçim bence. Bir döneme damgasına vuran bir müzik ve yaşam kültürünün detaylarını böyle bir eğlence içinde görmek ve öğrenmek de cabası. Ne de olsa tüm bunlar bir dönemin yaşam felsefesiydi. Aynı Didier’in dediği gibi: “Kıyafetin ne kadar darsa o kadar diskodur!”

About Özkan Ulukök

As a self-driven Human Resources Professional, able to work effectively with a wide range of employees, as proven by a track record of working in colleges, global companies of FMCG, as well as the energy and retail sectors. Passionate about learning and development, motivated to support stakeholders, and peers.

3 Yanıt ““Ne kadar darsa o kadar Discodur””

  1. Tabii olmaz mı Ekin cimmm:))), valla Alman ve Avusturaya kültürüne ait herşey var genelde, ama gıdalarıda geçtim ortam çok güzel oluyor, tam Almanya’da ki Noeller (Weinachten) gibi.

  2. Aslıcım Alman çikolatası da var mı peki:)

  3. Tavsiyene uyup bu filmi mutlaka bulacağım, ama ‘Shaun of the Dead’ ciddi komiktiya, işte geyik film böyle olmalı derim. Buarada Alman Kültür merkezi ciddi güzel organizasyonlar yapıyor ama fazla reklam kaygıları olmadığını için çok fazla duyulmuyor yada hep en sonları yakalanabiliyor. Üyesi olduğum için aylık programmları bana ulaşıyor ve bu ayda Noel ve yılbaşı etkinlikleri çok fazla. Güzel şeylerde var:))) Puanlama hakkında yaptığın yorum da doğru tatlım ama inan bizimde Ülkemizde olduğu gibi diğer ülkelerde de bu tarz filmler çok geç keşfediliyor:(

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: