“1 Öykü+3 Şiir=İstanbul”

İstanbul’da sanıyorum en sevdiğim şey gezerken kafanızı kaldırıp baktığınızda bulunduğunuz yerin yıllar önce yazılmış bir şiirin ya da kitabın bir parçası olduğunu görmek. Örneğin ne zaman Şişhane’den geçsem zihnim ister istemez içimden şu cümleyi geçiriyor: “Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu”.

Haldun Taner’in bu unutulmaz öyküsünü sanıyorum Şişhane’den her geçişimde hatırlayacağım. 1953 yılında yazılan öyküdeki Kalender isimli atı ve onun sebep olduğu kazayı göremiyorum belki ama yine de o dönemeçli ve dik rampadan Taksim’e doğru çıkarken ya da Unkapanı Köprüsü’ne doğru inerken hep aynı sesi duyacağım yaşadığım sürece.

orhaveliİstanbul’da bu kadarla sınırlı değil elbette edebiyat-kent birlikteliği Rumelihisarı’nı görüpte Orhan Veli’yi hatırlamayan yoktur herhalde. “İstanbul’da Boğaz İçinde” şiirinde geçer o efsane dize de hem de başına ek bir “u” katılarak:

“İstanbul’da Boğaziçi’nde
Bir garip Orhan Veli’yim
Veli’nin oğluyum
Tarifsiz kederler içindeyim
Urumeli Hisarı’na oturmuşum
Oturmuşta bir türkü tutturmuşum”

Bundan başka Kumkapı’da rakı içmeye gidenlerin aklından geçmez mi hiç koskoca Can Yücel? “Sevgi Duvarı”nı okuyanlar hatırlayacaklardır, Yücel masadakileri, hatta masadan sonrasını bile yazmıştır o mükemmel şiirinde. Bense ne zaman Sahilyolu’nda meyhaneleri görüyorum o zaman zihimde patlıyor yıllanmış dizeler:

“Kumkapı meyhanelerine dadandık
Önümüzde altınbaş, altın zincir, fasulye pilakisi
Ardımızda görevliler ekipler hızır paşalar
Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi”

cemal_sureyaBuna ek olarak Karaköy’den de bahsetmem gerekir. Taksim’den aşağıya Galata üzerinden inerken bağlandığımız Karaköy şu kentte tarihi ve nostaljiyi en yoğun hissettiğim yer olsa gerek. Artık Galata Köprüsü diye anılsa da Cemal Süreya Karaköy’ü bence ölümsüzleştirdi dizelerinde ve ben ne zaman yolum düşse içimden farketmeden okuyorum dizeleri hele bir de yağmur yağıyorsa tamam artık:

“Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik”

Elbette bu kadarla sınırlı değildir daha eklenecek birçok öykü, şiir, roman bulabiliriz ama benim için bu dördü oralarla o kadar özdeşleşmiş, bağlanmış ki ayırmaya imkan yok. Bunun dışındakilere gelince açıkçası şu anda hatırlayamıyorum onları hatırlatmak da sizden olsun…

sishane

About Özkan Ulukök

1977 yılında Ankara'da doğdum. ama yaşamımın büyük bir kısmı daha bir yaşına gelmeden taşındığımız İzmir'de geçti. 1999 yılında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldum. Burada önce 2002'de yüksek lisansımı zorlu bir süreç sonunda 2009'da da doktoramı tamamladım. Doktora tezim Marka Değeri üzerine oldu. 2004'e kadar Ege İletişim Reklamcılık Bölümü'nde Araştırma Görevlisi olarak Reklam Yazarlığı, Yaratıcı Düşünce, Marka Değeri konuları üzerinde çalıştım. İstanbul'a gelişimle özel bir akademide geçen eğitmenlik tecrübesinden sonra 2007-2011 arasında Shell & Turcas Petrol'de Eğitim Uzmanı olarak, 2011-2015 arasında da Imperial Tobacco Türkiye İK departmanında Eğitim ve Gelişim Yöneticisi olarak çalıştım. 2015'den beri Şişecam Paşabahçe Mağazaları İK departmanında Eğitim ve Gelişim Yöneticisi olarak görev yapıyorum. Seyahat etmek, fırsat buldukça bol bol PC,PS3,iPad farketmez oyun oynamak, sinema, kitap, müzik, elbette fistikyesili.com'da blog yazmak ve bunları paylaşmak gibi hobilere sahibim. Evliyim ve Ümraniye'de yaşıyorum.

3 Yanıt to ““1 Öykü+3 Şiir=İstanbul””

  1. Çok güzel bir paylaşım olmuş.Elinize sağlık.

  2. “Beyoğlu’yum ben rüzgârlar öğrenciler yağmurlar kadar eski.
    Bunlar Büyükparmakkapı Meşelik Bekâr Alageyik sokakları
    (Güneşler puhular ağaçlar bir sabah uyanmak)
    Bu hep siyahlar giyen hep şemsiyesiyle dolaşan hep önüne bakan Mis Sokağı.
    Bunlar Zambak İmamadnan Sakızzade -kirli işler içindeki Sakızzade-
    (Âsalar mumlar rüzgârgülleri Matta’ya göre İncil)
    Bu günlük yutmuş gibi başı dönen Kazancı Yokuşu
    Bu Müeyyet (ah o Müeyyet!)Sofyalı Sekbender Curnal sokakları Çocuklar evler kiliseler kuleler bunlar…”

    (Saygıyla andığımız İlhan Berk’ in, “Beyoğlu” sundan bir parça. Sesler’ i yaşamak gerekiyor.)

  3. Trenle Kocamustafapaşa’dan geçerken aklıma gelir benim de şu şiir:

    koca mustapaşa! ücra ve fakir istanbul!
    ta fetihden beri mü’min, mütevekkil, yoksul,
    hüznü bir zevk edinenler yaşıyorlar burada.
    kaldım onlarla bütün gün bu güzel rü’yada.
    öyle sinmiş bu vatan semtine milliyetimiz
    ki biziz hem görülen, hem duyulan, yalnız biz.
    manevi çerçeve beş yüz senedir hep berrak;
    yaşıyanlar değil allah’a gidenlerden uzak.
    bir bahar yağmuru yağmış da açılmış havayı
    hisseden kimse hakikat sanıyor hülyayı.
    ahiret öyle yakın seyredilen manzarada,
    o kadar komşu ki dünyaya dıvar yok arada,
    geçer insan bir adım atsa birinden birine,
    kavuşur karşıda kaybettiği bir sevdiğine.

    serviliklerde sükun, yolda sükun, evde sükun.
    bu taraf sanki bu halkıyle ezelden meskun.
    bir afif aile sessizliği var evlerde;
    örtüyor farkı asaletle çekilmiş perde.
    kaldırımsız, daracık, iğri sokak, doğru sokak..
    her geçildikçe basılmış ve düzelmiş toprak.
    kuru ekmekle, bayat peyniri lezzetle yiyen,
    çeşmeden her su içerken: <> diyen
    yaşıyor sade maişetlerin en safında;
    ruh esen kuytu mezarlıkların etrafında.
    bu vatandaş biraz ahşapla, biraz kerpiçten
    yapabilmiş bu güzellikleri birkaç hiçten.
    türk’ün asude mizaciyle bizans’ın kaderi
    karışıp mağrifet iklimi edinmiş bu yeri.

    şu fetih vak’ası, yarap! ne büyük mu’cizedir!
    her tecellisini nakletmek uzundur bir bir;
    bir tecellisi fakat, ruhu saatlerce sarar:
    koca mustafa var, camii var, semti de var.
    elli yıl geçtiği günlerde büyük mu’cizden,
    hak’dan ilham ile bir gün o güzel semte giden
    rum vezir, eski manastırda ederken secde,
    kalbi çok dolduran iman ile gelmiş vecde,
    onu, tek tanrısının mabedi etmiş de hayal,
    vakfedip her neye malikse, bütün mal ü menal,
    bir fetih camii yapmak dilemiş islama.
    sebep olmuş bu eser yad edilir bir nama.

    dört asırdır inerek camie nur üstüne nur
    yerde bulmuş yaşıyanlar da, ölenlerde huzur.
    ona hala gidilirken geçilir bir yoldan,
    göze çarpar ölüm ayetleri sağdan soldan,
    sarmaşıklar, yazılar, taşlar ağaçlar karışık;
    hafız osman gibi hattatla gömülmüş bir ışık
    bu mezarlıkta siyah toprağı aydınlatıyor;
    belli, kabrinde, o, bir nura sarılmış yatıyor.

    gece, şi’riyle sararken koca mustapaşa’yı
    seyredenler görür allah’a yakın dünyayı.
    yolda tek tük görünenler çekilir evlerine;
    gece sessizliği semtin yayılır her yerine.
    bir ziyaretçi derin zevk alarak manzaradan,
    unutur semtine yollanmayı artık buradan.

    gizli bir his bana, hatif gibi, ihtar ediyor;
    çok yavaş, yalnız içinden duyulan sesle, diyor:
    onların meşrebi, iklimi ve ırkındansın.
    gece, her yerdeki efsunlu sükunundan iyi,
    avutur gamlıyı, teskin eder endişeliği;
    ne ledünni gecedir! ta ağaran vakte kadar,
    bir mücevher gibi sünbül sinan’ın ruhu yanar.
    ne saadet! bu tarflarda, her ülfetten uzak,
    vatanın fatihi cedlerle beraber yaşamak! …

    geç vakit semtime döndüm koca mustapaşa’dan
    kalbim ayrılmadı bir an o güzel rü’ya’dan.
    bu muammayı uzun boylu düşündüm de yine,
    dikkatim hadisenin vardı derinliklerine;
    bu geniş ülkede, binlerce latif illerde,
    nice yıl, cedlerimiz kökleşerek bir yerde,
    manevi varlığının resmini çizmiş havaya.
    ki bugün karşılaşan benzetiyor rü’yaya.

    kopmuşuz bizler o öz varlık olan manzaradan.
    bahseder gerçi duyanlar bir onulmaz yaradan;
    derler: insanda derin bir yaradır köksüzlük;
    budur alemde hudutsuz ve hazin öksüzlük.
    sızlatır bazı saatler dayanılmaz bir acı,
    kökü toprakta kalıp kendi kesilmiş ağacı.
    ruh arar başka teselli her esen rüzgarda.

    ne yazık! doğmuyoruz şimdi o topraklarda!

    yahya kemal beyatlı

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: