“Beyaz perdenin unutulmaz üçkağıtçıları”

İlk izlediğim dolandırıcılık hikayesini hatırlamıyorum. Ya da okuduğum mu demeliyim. Ancak özellikle sinemada büyük bir üçkağıt ve bunun çevresinde gelişen hikaye ve olaylarla ilgili birçok film izlemişliğim var. Polisiye romanı okurları gibi sanıyorum bu tarz da kendine has bir izleyici kitlesine sahip. Bu tarz yapımlarda hikaye boyunca heyecan ve tempo kolay kolay düşmediği gibi filmin sonuda genellikle bir sürprizle tamamlanır. İşte bu yapımlar içerisinde bence sinemaseverlerin asla kaçırmaması gereken 2 mükemmel film ve ayrıca bonus ödül olarak bir dizi.

The Sting-Belalılar-1973

TheStingTarzın başlangıç filmi de diyebiliriz 73 yapımı George Roy Hill’in filmine. Yönetmen, Butch Cassidy ve Sundance Kid filminde bir araya getirdiği Paul Newman ve Robert Redford’ı bir kere daha yanyana getirmeyi başarıyor. 1936 yılında geçen filmde ortağını öldüren gangsterden intikam almak için başka bir üçkağıtçı ile işbirliği yapan kahramanımızın düzenlediği büyük kumpas anlatılır. Hikayesi ve oyunculuklar kadar mükemmel müzikleriyle de tanınan filmin birçok melodisi dinlediğinizde kesinlikle tanıdık gelecektir.

Sadece 5.5 milyon dolarlık bir bütçesi olmasına rağmen 156 milyon dolar hasılat elde eden yapım 1973 yılı Akademi Ödüllerinde 10 daldaki adaylığından En İyi Film dahil 7 tanesini kazanmıştır. Bu yönüyle filme 1972 Godfather ve 1974 Godfather II’nin arasında yer alıyor. Ayrıca filmin bu başarısı Universal Stüdyolarına 1930 yılında Garp Cephesinde Birşey Yok’dan tam 43 yıl sonra ilk defa En İyi Film Oscar’ını kazandırmıştır. Newman ve Redford kadar kötü gangster Doyle Lonnegan rolüyle Robert Shaw’ın da başarılı performansını unutmamak gerek. 8.4 imdb puanıyla en iyi 250 film listesinde 96. sırada yer alan The Sting’i mutlaka izlemenizi öneririm. İzlemediyseniz babalarınıza bir sorun eminim hatırlayacak ve filmi sizlere anlatacaklardır:)

Dirty Rotten Scoundrels-Kirli Çürük ve Adi-1988
dirty_rotten_scoundrelsÜçkağıtçılarla ilgili filmler içerisinde sanıyorum en eğlencelisi Dirty Rotten Scounderls ya da bizdeki adıyla Kirli, Çürük ve Adi. Steve Martin ve Michael Caine’in başrollerinde yer alan bu 1988 yapımı filmde Lawrence Jamieson (M. Caine) üst düzey bir dolandırıcıdır. Birçok zengin kadını planlı ve düzenli bir şekilde dolandırmaktadır. Zürih treninde karşılaştığı Freddy Benson (S. Martin) ise kadınları dolandırmaya çalışan alt düzey bir dolandırıcıdır. Trende kendisine yemek ısmarlatan ve 100 Frank veren kadını dolandırmasıyla övünmektedir. Beaumont Sur Mer’e gelmek isteyen Benson’a karşı Jamieson elbette kendi çöplüğüne gelen bu kişiyi istemez ve Onu Portofino’ya yönlendirir. Ancak Benson, kandırıldığını anlar ve geri döner.

Jamieson’ın dehasını görüp Ondan etkilenen Benson herşeyi öğrenmek ister. Başta usta-çırak ilişkisi olarak başlayan işleri zaman içerisinde Freddy’nin kendi başına avlanmaya karar vermesi nedeniyle bir rekabete dönüşür. Sonunda her ikisi de Beaumont Sur Mer’de kalmak için iddiaya girerler. Bir kadın bulunup fiyat biçilecek ve en çok parayı alan kazanacaktır. Kasabaya gelen Amerika sabun kraliçesi Janet Colgate (!) için 50.000 dolar için iddiaya girmeleriyle mükemmel bir komedi şöleni başlar. Sürpriz sonuyla da akıllara kazınan efsane filmin imdb puanı 7.0 ki bence en az 8.0’i hak ediyor. Ek olarak filmde Michael Caine’in mükemmel bir oyunculuk (zaten mükemmel ötesi bir usta) sergilemesi de cabası. Kapanış olarak da Inspector Andre’nin filmin başlarında Benson hapse düştüğünde söylediği sözü de atlamayalım: “Biriyle birlikte olmak Fransız’a göre ama yakalanmak Amerikalıya göredir”:)

Hustle-2004-…
hustleGelelim listenin bonus dizisine. İngiliz yapımı bu başarılı dizide Mickey Stone ve ekibi Ash Morgan, Albert Stroller, Danny Blue ve Stacie Monroe’nun her bölümde birbirinden zevkli üçkağıtları yer alır. Titizlikle hazırlanmış kumpaslar, gerektiğinde iyilik için yapılan üçkağıtlar, ekipte her bir elemanın ayrı özelliği gibi birçok güzel detay içerisinde tipik bir British Pub olan Eddie’nin Pubında da birçok soğuk bira yuvarlanmaktadır.

Albert rolünde usta aktör Richard Vaughn’ın yanı sıra Danny Blue rolünde Hooligans’dan hatırlanabilecek Marc Warren gibi tanınmış yüzlerden oluşan ekibin tüm üyeleri aslında İngiliz sinemasının ve televizyon dünyasının bilinen kişileri. Özellikle Albert’ın gaza getirmesiyle başlayan ve Londra’nın merkezine çırılçıplak bırakılıp akşama kadar en çok ganimetle dönen kazanır bölümündeki Mickey-Danny rekabeti ve kumpas içinde kumpasla biten bölüm mutlaka ama mutlaka bir yerlerden bulunup izlenmelidir. 8.9 imdb puanıyla diziler arasında da yüksek bir puana sahip İngiliz harikasını türün sevenleri kaçırmamalı.

Elbette sadece bunlar değil, Usual Suspects, Maverick, dizi olarak The Riches’da bunlara eklenebilir. Ancak onlarda yine biraz daha fazla farklı öğe yer alıyor gibi. Ama sadece ve sadece sıkı bir üçkağıt ve dolandırıcılık hikayesi izlemek istiyorsanız adresiniz yukarıdaki üç başlık olsun. Kapanışa da The Sting’de çalan unutulmaz parça The Entertainer’ı dinletmeden olmaz. Herkese iyi dinlemeler ve iyi seyirler…

Scott Joplin-The Entertainer (The Sting Soundtrack)

About Özkan Ulukök

1977 yılında Ankara'da doğdum. ama yaşamımın büyük bir kısmı daha bir yaşına gelmeden taşındığımız İzmir'de geçti. 1999 yılında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldum. Burada önce 2002'de yüksek lisansımı zorlu bir süreç sonunda 2009'da da doktoramı tamamladım. Doktora tezim Marka Değeri üzerine oldu. 2004'e kadar Ege İletişim Reklamcılık Bölümü'nde Araştırma Görevlisi olarak Reklam Yazarlığı, Yaratıcı Düşünce, Marka Değeri konuları üzerinde çalıştım. İstanbul'a gelişimle özel bir akademide geçen eğitmenlik tecrübesinden sonra 2007-2011 arasında Shell & Turcas Petrol'de Eğitim Uzmanı olarak, 2011-2015 arasında da Imperial Tobacco Türkiye İK departmanında Eğitim ve Gelişim Yöneticisi olarak çalıştım. 2015'den beri Şişecam Paşabahçe Mağazaları İK departmanında Eğitim ve Gelişim Yöneticisi olarak görev yapıyorum. Seyahat etmek, fırsat buldukça bol bol PC,PS3,iPad farketmez oyun oynamak, sinema, kitap, müzik, elbette fistikyesili.com'da blog yazmak ve bunları paylaşmak gibi hobilere sahibim. Evliyim ve Ümraniye'de yaşıyorum.

9 Yanıt to ““Beyaz perdenin unutulmaz üçkağıtçıları””

  1. Bence Mel Gibson serisinden KUMARBAZ filmini de untmamak gerek. Poker sahneleri ile göz önüne gelir hep ama manyak üçkağıt hareketleri var. En sondaki sürpriz kadın hareketi Dirty Rotten Scoundrels ile parelellik göstermiyor desem inanmayın:=)

  2. genelde üçkağıtçı deyince aklıma hep steve martin gelir, sanırım hep onun filmlerine denk geliyorum..

  3. Hustle favorim çok güzel bir dizi.

  4. müyesser İZMİR Cevapla 6 Temmuz 2009 5:30 pm

    İZMİRLİ OLMAK ÇOK BÜYÜK ŞANS

  5. Ben hiç izlemedim denk gelirse izlemek isterim.Tavsiyeye teşekkürler…

  6. Kirli Çürük ve Adi filmini izledim.Tavsiye ederim.

  7. filmi aramaya başladım bile:) tavsiye için teşekkürler

  8. Kesinlikle ne zaman denk gelsem izliyorum son 2-3 aydır TNT’de 2 kere yayınlandı mesela bence önümüzdeki aylarda yine yayınlarlar kaçıranlar için bir fırsat bence…

  9. the sting çok güzel bir flim hala izleyesim gelir….

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: