“Salim Efendi”

salimefFilm senaryosu olarak başlanan ama filme çekilemeyen bir öykü anlatacağım sizlere…

Okul bahçesinde top oynayan küçük bir çocukla başlıyor görüntüler. Bir süre ekranda yazılar geçerken, değişik açılardan çocuğu gösteriyor kamera. Çocuk tek başına top oynamaktadır, duvarla paslaşmaktadır. Çocuğun adı Mehmet’tir. Bir süre sonra yalnızlıktan sıkılır ve topunu kolunun altına alarak, arkadaşlarını bulmak için okul bahçesinden çıkar. Bu sırada renk tonları yeşile döner.

Arkadaşlarını, yaşlı bir ayakkabı boyacısının etrafına toplanmış şekilde görür. “Haydar, Cemil, Rıfat gelsenize lan!” diye bağırır. Cemil, “Gel oğlum bak sen de dinle.” der. Mehmet, “Ne dinlicem amınakoyum!” der ve arkasını dönüp gitmek üzereyken Salim adındaki yaşlı ayakkabı boyacısı “Delikanlı, gel otur şöyle yamacıma da sana bir şeyler anlatayım.” der. Mehmet, ne ailesini ne de öğretmenini hiç dinlememiştir, bu adamı da dinlemeye hiç niyeti yoktur ama arkadaşlarının ilgisi onun da ilgisini çekmiştir. Adamın yanına yaklaşır, topunu yere koyar ve üzerine oturur.

Aradan günler geçer. Bir gün Mehmet’in evinde akşam yemeği sonrası, Mehmet tabakları sofradan alıp mutfağa götürmüştür. Bu basit hareket, ailesi için hiç de önemsiz değildir. Mehmet’in babası hanımına sorar “Ne oldu bizim çocuğa?”. Hanım cevaplar “Salim efendi varya onu dinledikçe çocuk uslandı.”. Mehmet’in babası buna çok şaşırmıştır. Salim efendinin kim olduğunu kahvehanede soruşturur. Salim efendi, küçük bir barakada yaşayan, beş vakit namazında, mahallenin çocuklarına öğütler veren, hikayeler anlatan yaşlı bir ayakkabı boyacısıdır.

Gel zaman git zaman mahalleli, çocuklarını yola getiren bu hikayeleri merak eder. Salim efendiyi kahvehaneye çağırırlar. Salim efendi, anlatır. O anlattıkça dinleyicisi artar. Artık mahallenin kadınları da onun anlattıklarını dinlemek istemektedir. Mehmet’in annesi bir gün beyine açılır “Yahu hergün hergün Salim efendiyi dinliyorsun ama gelip bize anlatmıyorsun.”. Beyi “Onun anlatmasıyla benim anlatmam bir mi hanım?” der. “O zaman bir ev bulalım da Salim efendiye bizlere de anlatsın.” der Mehmet’in annesi.

Fikri fena bulmayan mahalleli, doğru düzgün bir evi de olmayan Salim efendi için para toplarlar ve bir ev alırlar. Artık kadınlar da Salim efendiyi dinlemeye gidebiliyorlardır ama Salim efendinin çalışmaya vakti kalmamıştır. Bunu farkeden kadınlardan biri kocasına yetiştirir “Salim efendiye yiyecek götürmesek, dolabı tam takır kuru bakır.” der. Koca müteahhittir, kiradaki evlerden birinin kirasını Salim efendiye bağlarsa, mahallede namı yürüyecektir, seve seve yapar. Bu hareket, sidik yarışında usta isimler tarafından kıskanılır ve mahelleli yardım yarışına girmektedir. Kredi çekip Salim efendiye yardım edenlerin bile olduğu dedikoduları yayılır mahallede.

Salim efendi, ne olup bittiğinin farkında değildir. Karnı doyuyordur, yatağı rahattır ona bakar, kira peşinde koşacak değildir. Bunu düşünen mahalleliler Salim efendiye bir yardımcı bulma kararı alır. Emine ninenin bir oğlu vardır açıköğretim işletmeyi bitirmiştir ama iş bulamamıştır. Ona teklif ederler işi. “Koskoca adamın bakıcısı mı olcam, bırakın ya.” diyerek isteksizliğini dile getirir. Ertesi gün rakı sofrasında bir arkadaşı “Oğlum, çok yanlış yapıyon sen. Bak adamın altını falan temizleyecek değilsin, parasını tutacaksın, kira toplayacaksın, gerekirse temizletmek için birini tutarsın. Bakarsın keyfine.” fesatlığını sokar aklına. Uykusuz geçen iki geceden sonra genç işi kabul eder.

Salim efendinin ünü ilçeye yayılmıştır, parası ise faizsiz kazançlarla artmıştır. Yardımcısı olan genç, yerel seçimlerde ilçe başkanlığına adaylığını koyar. Kimsenin bu gence oy verin demesine gerek yoktur. Önce ilçeyi, bir sonrakinde ili kazanır, daha sonra milletvekili olur. Bu sırada Salim efendi ölmüştür ve mezarında binlerce çaput vardır artık.

İmaj: Sthelenscameraclub.co.uk

Yazan: Olcay Bayram
Şehir: İstanbul

Bir Yanıt to ““Salim Efendi””

  1. eh memleket bir türbe daha kazanmış. Artık ünü yayılır, evde kalanlar, okulu kazanamayanlar, işleri ters gidenler, çocuğu olmayanlar bol bol mum yakıp, adak adasınlar, Salim dede ölmüş kendine hayrı yok ama bu halk ondan yardım bekler… Gerikalmış bir ülkede, din tacirlerini anlatan güzel bir hikaye. Tebrikler.

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: