“2009 yılında Türk Sineması’na Kısa Bir Bakış”

İlk günlerini yaşadığımız yeni yılın ilk yazısının Türk Sinemasının 2009 yılındaki macerası hakkında olmasını istedim. Bir önceki yılın değerlendirmesi her yeni yılın ilk zamanlarında ‘yapılmazsa olmaz’lardan biridir aslında. Medyada sıklıkla karşılaştığımız bu gelenek Fıstıkyeşili sayfalarında da yer almalı diye düşünüyorum.

Şöyle bir baktığımız zaman gösterime giren filmler açısından 2009 yılının oldukça bereketli geçtiğini söylememiz mümkün. 2009 son beş yılın 70 filmle en fazla Türk filminin gösterime girdiği yıl oldu. Bu filmlerin hatırı sayılır bir bölümünü de yönetmenlerin ilk sinema filmleri oluşturuyordu. Bu bakımdan 2009 Türk sineması için umut vaad eden bir yıl oldu.

Ama madalyonun öbür yüzüne de bakmakta fayda görüyorum, çünkü 2008 yılında 51 Türk filmini 22 milyon 811 bin 865 kişi izlerken 2009 yılında gösterime giren 70 Türk filmini 18 milyon 843 bin 159 kişi seyretmiş. Seyirci sayısındaki bu düşüşü etkisinin 2010 yılında da devam edeceği söylenen dünya çapında yaşanan ekonomik krize bağlayabiliriz. Malum ekonomik krizden ilk etkilenen sektörlerden biridir eğlence sektörü ve sinemaya giden kişi sayısında da olağan bir düşüş yaşanmış açıkcası. Türkiye de diğer dünya ülkeleri gibi 2009’a damgasını vuran krizin etkilerinin görüldüğü işten çıkarılmalar, daralmalar, küçülmeler ve iflaslar yaşadığı sırada insanlar doğal olarak sinemaya gitmedi. Böyle bir dönem geçirmemiş olsaydık muhakkak ki gişe rakamların daha yüksek olması büyük olasılık içinde olacaktı. Ama yine de ekonomik krize rağmen küçük de olsa büyük de olsa yapımcılar sinemaya yatırım yaptı.

Türk sinemasının önceki yıllarda yakaladığı başarının ardından özellikle dizi film yapımcıları da sinemaya yönelmeye başladılar. Televizyonlarda belli bir izlenme oranını yakalamış, televizyon izleyicisi tarafından beğenilen dizilerin karakterlerinin farklı bir hikaye ile gişe beklentisi içinde olan filmler sinemaseverler karşısına çıktı. Bunun yanısıra konusu, anlatımı ve oyunculuklarındaki özgünlük ve samimiyetle kalıcı olmaya filmler de sinema salonlarında yer aldı.

2009’un en çok izlenen Türk filmleri 4.333.116 seyirci ile Recep İvedik 2, 2.566.135 seyirci ile Güneşi Gördüm, 2.419.136 seyirci ile Nefes: Vatan Sağolsun, 1.071.580 seyirci ile Neşeli Hayat filmleri oldu. Türk filmlerine giden toplam izleyicinin %60 gibi bir kısmını bu dört film aralarında paylaşıyor. Bu rakamlara ve tabloya baktığım zaman şu soruyu sormadan edemiyorum; bir sinema filminin çok izlenmesi onun sanatsal ve sinematografik açıdan iyi bir film olduğunu gösterir mi ya da bir film az izlenmişse kötü bir film midir?

2009’da gösterime giren Türk filmleri arasında gişede başarısız olmuş yani az sayıda seyircinin izlemesiyle ticari bir kazanç sağlayamamış olmalarına rağmen bir sinemasever olarak oldukça beğendiğim, hikâye anlatımı ve görselliği bakımından doyurucu bulduğum, söyleyecek bir derdi ve sözü olan aynı zamanda ulusal ve uluslar arası birçok film festivalinden ödüle değer görülen filmler de vardı. Bunlardan İki Dil Bir Bavul, Usta, Başka Dilde Aşk, Kız Kardeşim Mommo, Başka Semtin Çocukları, Gölgesizler, Uzak İhtimal, Pandora’nın Kutusu, Nokta, Bornova Bornova, Süt, Acı, Ali’nin Sekiz Günü, Hayatın Tuzu gibi filmleri sayabilirim.

İyisiyle kötüsüyle 70 Türk filmi sinema salonlarından geldi geçti. Geçtiğimiz yılları göz önüne aldığımızda bu rakam oldukça iyi ve Türk sinemasının daha da iyi yöne doğru gideceğinin bir göstergesi olabilir. 2010’da ise filmlerin daha çok sinema salonlarında ve daha çok haftalar boyunca gösterimde kalmasını bekliyorum açıkcası.

About Sergul Sungur

Sergul Sungur, 2004 yılında Ege Üniversitesi Radyo TV Sinema Bölümü'nden mezun oldu. 2013 yılına kadar dizi film ve sinema sektöründe profesyonel çalışma hayatını devam ettirdi. Kariyerine dijital medya alanında uzmanlaşarak yeni bir yön verdi. Deniz, güneş ve kitaplar büyük tutkusu.

Bir Yanıt to ““2009 yılında Türk Sineması’na Kısa Bir Bakış””

  1. Türk sineması giderek her yönüyle bir marka olma yolunda. Ama genede sinema seyircisi popüler film ile sanat değeri olan filmleri ayırd etme noktasında yetersiz veya eğitimsiz. Şu anda ya fısıltı veya paralı reklamı, iyi beceren filmler iş yapıyor. Ama genede gerek konuları, gerek görüntüleri ve gerekse iyi oyuncularıyla TÜRK sineması dünyada marka olma yolunda ilerliyor.
    Çok seyredilmek iyi olma anlamına gelmiyor. nasıl müzikte çok dinlenmek iyi müzik anlamına gelmiyorsa. Şimdi sadece tüketen ir sinema seyircisi var. İlerde ,umarım bu tüketen seyirciden “seçen” seyirciye atlarız. O zaman herkes hakettiğideğeri belirler.

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: