Yeni Sinema Günleri: Pandora’nın Kutusu

Maalesef bağımsız Türk filmlerinin vizyon süreleri kısa sürüyor. Genellikle kopya sayıları da az olduğu için birçoğunu henüz seyredemeden gösterimden kalkmış oluyor. Yeni Sinema Hareketi de bağımsız filmlerin daha çok seyirciye ulaşması için Yeni Sinema Günleri etkinliğini düzenliyor. Bir önceki yazımda da bahsetmiştim gerçi; 9 Mayıs’a kadar Ortaköy Feriye Sineması’nda kaçırdığınız bağımsız filmler yeniden gösterime giriyor. Detaylı programa buradan bakabilirsiniz.

Yeni Sinema Günleri etkinliğinde Yeşim Ustaoğlu’nun Pandora’nın Kutusu adlı filmini izledim. 2008 yapımı olan film ulusal ve uluslar arası festivallerde aldığı birçok ödülle Türk Sinemasının başyapıtları arasında yerini alıyor. Yeşim Ustaoğlu’nun senaryosunu yazdığı ve aynı zamanda yönettiği filmde Derya Alabora, Onur Ünsal, Tsilla Chelton, Osman Sonant ve Övül Avrıkan gibi oyuncular yer alıyor.

Filmde İstanbul’da ama birbirinden bağımsız yaşayan üç yetişkin kardeş Nesrin, Güzin, Murat ile köyünde yalnız başına yaşayan anneleri Nusret Hanım’ın hikayesi anlatılıyor. Bir gün Nesrin’e annesinin kaybolduğuna dair bir telefon gelir ve üç kardeş birlikte Karadeniz’deki köylerine doğru annelerini bulmaya yola çıkarlar. Yol boyunca birbirleri hakkında eleştiri yaparken sorunları içinde sıkışmış hayatlarının asıl yüzünden nasıl bihaber olduklarını görürüz. Köye varıp annelerini bulduklarında ise İstanbul’a onu da götürmeye karar verirler. Alzheimer hastası olan anneleriyle yaşamak düşündüklerinden oldukça zordur. Çoğu zaman bilinçsizce hareket eden Nusret Hanım, kendi sorunlarının nedenlerinin farkında olmadan günlük yaşamları ve oluşturdukları standartlar çevresinde devam eden üç kardeşin yaşamlarının kilit noktasıdır aslında. Nusret Hanım’ın yeniden hayatlarına girmesiyle adeta Pandora’nın Kutusu açılır ve kutunun en dibinde saklı duran umut Murat olacaktır. 20’li yaşların başındaki Murat, artık hayatına dair kendi kararlarını vermek isterken annesi Nesrin’in aşırı titiz, evhamlı ve merak dolu hükmedişlerinden kaçar bir haldedir. Yaşamının sonuna yaklaşmış ve bu zamana kadar yaşadıklarıyla ilgili tüm hesaplaşmasını köyündeki yeşilin sonsuz derinliklerini barındıran dağında vermek isteyen Nusret Hanım’ı en iyi anlayan torunu Murat olur. Anneannesinin son dileğini yerine getirmek için onunla birlikte köye giden Murat orada belki de hayatının boşluğunu doldurabilecektir.

Pandora’nın Kutusu, gittikçe kalabalıklaşan şehirlerde yaşamanın bizi ne kadar yalnızlaştırdığını ve kendimize ne kadar uzaklaştırdığını çok iyi bir hikaye kurgusuyla anlatmayı başarıyor. Hikayedeki ironiler ve oyuncuların göz dolduran performansları seyirciyi adeta filmin içine karakterlerin arasına katıveriyor. Özellikle anneanneyi canlandıran Tsilla Chelton’ın oyunculuğunu çok beğendim. Filmin doruk noktasında ise gözünüzden birkaç damla yaşın düşmesi çok doğal. Pandora’nın Kutusu’nu henüz görmediyseniz büyük perdede mutlaka izlemenizi, Yeni Sinema Günleri devam ederken, tavsiye ediyorum.

Filmin web sitesine buradan ulaşabilirsiniz.

About Sergul Sungur

Sergul Sungur, 2004 yılında Ege Üniversitesi Radyo TV Sinema Bölümü'nden mezun oldu. 2013 yılına kadar dizi film ve sinema sektöründe profesyonel çalışma hayatını devam ettirdi. Kariyerine dijital medya alanında uzmanlaşarak yeni bir yön verdi. Deniz, güneş ve kitaplar büyük tutkusu.

Bir Yanıt to “Yeni Sinema Günleri: Pandora’nın Kutusu”

  1. güzel filmdi. izlemenizi tavsiye ederim…

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: