“Yansıtma-san en güzeli olur”

Dün bir danışanımla başladık görüşmeye.

Kadın, 32 yaşında, orta okul mezunu, 15 yıldır tekstilde, 3 aydır işsiz, 3 kız kardeşten en büyüğü, 2. evliliği, bir tane 15 yaşında erkek çocuğu var. görünüşü sade, giyim kuşam mevsime uygun, mimikleri ifadeyle tutarlı, ses tonu orta-sakin, duygu durum stabil.

Neyse işte bu kadın bana geldiğinde “oğlumla derdim var” diye girdi konuya. Anlattı anlattı anlattı ve bu arada ben de işimi yaptım, çeşitli sorular sordum, bir çerçeve tasarlayıp ilk seans için bende kalan bir hipotez kurdum. 45 dakikalık görüşmenin rahat 30 dakikası onun oğlundan kaynaklı problemlerle böylece geçti. Oğlu da (annenin ifadesine göre çok hareketli bir çocuk, ne oturup dersine konsantre olabiliyor ne de ilgilendiği bir şeyle uzun süreli ilişki kurabiliyor ama bu yıl eskiye göre kendi kendine biraz hafiflemiş, artık eşyaları eskisi kadar çok kaybetmiyor veya dürtüsel para harcama davranışı çok hafiflemiş ama yaptığı işleri genelde kendi kendine yapmazmış; ayrıca dış çevrenin güdümünde biriymiş ve takdir edilmek onun davranması veya davranmamasını etkilermiş.) teşhis almamış bir DEHB (dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu).

Tüm bu bilgileri çıkardığım 30 dakikadan sonra görüşmenin rotasını bana gelme nedeni olan oğlundan çıkarıp kendisine yönettiğimdeyse, perde açıldı, maskeler düştü ve neyin ne olduğu anlaşıldı. Açıkçası bu kadar hızlı çözülmesini beklemezdim. Ama demek ki çoktan hazırmış. Bir manada sevindim. Çünkü artık ayak oyunları aşaması bitmiş ve direkt yaklaşım başlamıştı. Ayrıca rahatladım da, çünkü artık o an orada olmayan bir kişi ile uğraşmak yerine hemen karşımdaki “ele alınabilir” kişiye dönmüştük. İşte kendisine dönüşüm de görüşmenin kırılma noktası oldu bir bakıma; duygulandı ve ağlamasına izin verdim bir süre. Ardından kendini toparladı ve anlatmaya devam etti.

Görüşme ses kaydı ile kayıt edilmiş olmadığından sizlere trankript dökemeyeceğim ama bu kırılma noktasından sonra ortaya çıkana göre, anne oğlunu övmez; bilakis ne zaman hata yapsa yüksek sesle kızgın halde tepki verirmiş. hayır dayak olmamış fakat ödüllendirme de olmamış, yapıcı eleştri de. Ondan ziyade, görüşmeye gelen kadının annesi ona hiç öyle yapmamasına rağmen, oğluna “sen zaten yapamazsın” veya “bırak boşver, beceremedin yine” minvalli tepkiler vermiş durmuş..

Bu çıkan sonucun kimilerine komik gelebilecek bir çelişkisi var. Anne, oğluna olan yaklaşımının yanlış olduğunun farkında. Oğluna yaptıklarının kendisine yapılması role playimizden bunu her ikimizde çok net gördük. Fakat farkındalığına rağmen, aksi yönde adım da atmamış. Daha doğrusu atamamış. O enerjiyi bulamamış kendinde. Daha da doğrusu, kendisini çoğu konuda doğruyu yapabilecek biri olarak hiç görmemiş. Ve bu yüzden de hep kolay yolu, kızmayı seçmiş. Bu aslında bir nevi yansıtma. Kadın kendinde gördüğü değersizlik halini çocuğunda da görmeyi bilinçdışı düzeyde istiyor gibi.

Özetle, kadının durumu depresyon diye bağırsa da üstünde biraz daha çalışmaya değer bir vaka bence. Çünkü hem burada yer vermediğim, hem de görüşmede hızlı geçilmesine göz yumduğum kimi noktalar var.

Buradan çıkarılacak sonuç:

a) Çocuklarımızın yapamadıklarından ziyade yaptıklarına odaklanmak hem onları daha öz güvenli yapar, hem de muktedirlik hissi oluşturarak dışa olan bağlılıklarını azaltır.

b) Ne kadar kötü şeyler yaşarsak yaşayalım, sorun çoğu zaman çocukta değildir. Sorun %80 bizde veya aile sistemindedir. Ama terapiste “oğlum şöyle kızım böyle” diyip gelmek bir nevi savunma stratejisidir.

c) Sorunun çocukta olduğu durumlarda da çok yüksek ihtimalle aslında ebeveynlerin veya her ikisinin bir sorunu çocuğa yansıtılmıştır. Ve çocuk da nasıl başa çıkabileceğini bilmediği sorunla başa çıkmak için “çözülmesi gereken problem” olarak algılanan durumlar gelişmiştir.

d) Kimi durumlardaysa, çocuk “günah keçisi” haline getirilmiş ve ebeveynlerin çatışmaları sürtüşmeleri vs. çocuk üstesinden gitmektedir. Bu yüzden sağlıklı olmak isteyen bir ailenin, sıkıntıları kendi aralarında ve çocuklara yansıtmadan ve onları “anne baba” sistemine katmadan çözmeleri en hayırlısıdır.

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: