“İstanbul’dan The Cranberries geçti”

Tam yedi yıl sonra tekrar bir araya gelen ve konser turuna çıkan The Cranberries konserini heyecanla beklediğimizi ve konserde orada olacağımızı daha önce yazmıştık. Konsere geçmeden önce ise konser kadar güzel birşey yaşayacağımı daha bilmiyordum. Konserden bir gün önce iş toplantısı için bulunduğum otelde öğle yemeği sonrası dışarıda hava alırken yanaşan bir araba ve içinden inen Dolores O’Riordan ile konsere gerçekten gitmem gerektiğini bir kere daha anlamış oldum. Hayatın böyle sürprizleri gerçekten süper oluyor. Biraz sohbet etme şansından sonra ne şanslıyım derken yaklaşık bir saat sonra asansörde bu seferde Fergal Lawler ile karşılaşınca şans konusunda İrlandalı olduğuma inancım arttı:) Hogan kardeşleri göremedim belki ama diğer ikisine yaptıkları müzikten dolayı teşekkür etmek iyi bir fırsattı.

Ardından elbette bu gazla konsere daha bir şevkle gittim diyebilirim. Bu arada ek olarak konuşabildiğim o kısa zamanda her iki The Cranberries üyesininde son derece alçakgönüllü ve içten olduğunu da ekleyelim. Konserden yaklaşık bir saat önce giriş kuyruğunu görünce bu kadar az olamaz diye düşünmüştüm. Ama ben saat sekizde kapılar açılınca girdiğimden sonra gelenleri göremedim. Duyduğuma göre kuyruk Beşiktaş’a kadar uzamış! Konser alanı yavaş yavaş dolmaya başlarken tek sorun konser organizasyonunun bence başarısızlığıydı. Yani The Cranberries konseri öncesi çalınan o dans şarkılarıyla kaç kişi coşmuştur bilemem ama benim gibi Rock konseri diye gelenler hayal kırıklığına uğramıştır herhalde. Artık hayatın vazgeçilmezlerinden olan ve maalesef orada da yer alan Apaçiler eğlendi o ayrı.

Ardından Cenk ve Erdem’den tanıyacağımız Cenk’in grubu Malt ön grup olarak sahne aldı. Çok dinlediğim bir grup değil ama yine de konsere gelenleri büyük ana hazırlamaya başladılar diyebilirim. Tam yavaş yavaş moda girmişken Malt’tan sonra ne olduğunu anlamadığım bir Dans Şovu (şaka yapmıyorum) izledik.

Neyse sabır çekerek saat 10’a ulaştık. Ve yaklaşık 10 dakikalık gecikmeyle sahneye çıktıklarından beklediğimize değdiğini gördük. Grup açılışı Analyse ile yaptı ve bizde o andan itibaren koptuk elbette. Hemen ardından gelen Animal Instinct ile de kalanlar koptu zaten. I Can’t Be With You, Free to Decide, Ode to My Family, Just My Imagination, When You’re Gone, Linger, Ridiculous Thoughts, Salvation derken konser iyice güzelleşti.

Ardından Zombie’yi çalan grup vedalaşıp alandan ayrıldı. Elbette seyirciler Bis yapmaları için çağrılarını yaptılar ve The Cranberries 4 şarkı daha söylemek için döndü. Özellikle burada Promises’da seyirciler bayağı eşlik ettiler ve son olarak Dreams ile konser tamamlandı. Bence bir bis daha yaptırılabilirdi ama konsere gelen seyirciler Dreams bittiği gibi kapılara yönelmişti bile. Böyle olunca da konser tamamlanmış oldu.

Konser genelinde gerek Dolores’in vokal gerekse grubun çalma performansı bence mükemmeldi. Hatasız çaldılar ve Dolores hiç detone olmadı. Ses düzeni biraz sorunluydu ama yine de The Cranberries’in performansını gölgeleyemedi. Sahne performansına gelince öyle müthiş bir şov elbette beklemiyorduk ama ben grubun sahne performansını da başarılı buldum.

Dolores sürekli seyirciyle diyalog halindeydi. İstanbul’un güzelliğinden, sıcak havanın kemiklere yararından, alışveriş yaptığından bahsetmesinin yanısıra grubun seneye yeni bir albüm çalışması yapacağı sürprizini de bizlerle paylaştı. İstanbul’dan sonra Çeşme konseri nasıl geçti bilemem, Onu da izleyenler yorumlasın ama ben İstanbul konserinden tatmin oldum. Kaçıranlar ise seneye tekrar gelmelerini dilesinler ve o zamana kadar aşağıda yer alan bizim çektiğimiz görüntülerle idare etsinler:)

The Cranberries – Free to Decide

The Cranberries – Salvation

About Özkan Ulukök

1977 yılında Ankara'da doğdum. ama yaşamımın büyük bir kısmı daha bir yaşına gelmeden taşındığımız İzmir'de geçti. 1999 yılında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldum. Burada önce 2002'de yüksek lisansımı zorlu bir süreç sonunda 2009'da da doktoramı tamamladım. Doktora tezim Marka Değeri üzerine oldu. 2004'e kadar Ege İletişim Reklamcılık Bölümü'nde Araştırma Görevlisi olarak Reklam Yazarlığı, Yaratıcı Düşünce, Marka Değeri konuları üzerinde çalıştım. İstanbul'a gelişimle özel bir akademide geçen eğitmenlik tecrübesinden sonra 2007-2011 arasında Shell & Turcas Petrol'de Eğitim Uzmanı olarak, 2011-2015 arasında da Imperial Tobacco Türkiye İK departmanında Eğitim ve Gelişim Yöneticisi olarak çalıştım. 2015'den beri Şişecam Paşabahçe Mağazaları İK departmanında Eğitim ve Gelişim Yöneticisi olarak görev yapıyorum. Seyahat etmek, fırsat buldukça bol bol PC,PS3,iPad farketmez oyun oynamak, sinema, kitap, müzik, elbette fistikyesili.com'da blog yazmak ve bunları paylaşmak gibi hobilere sahibim. Evliyim ve Ümraniye'de yaşıyorum.

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: