Arşiv | 2 Ağustos 2010

“sızı.”

“melodi”den düştü aklıma, sızı. uzun zamandır kullanmamıştım kelimeyi. fark ettim ki, okuyunca, geçmemiş son kullanma tarihi. yetmezmiş gibi hala da, otururmuş içimde taş misali. sinsi, pusuda. üstelik “acı”dan ayrı, geçmeden durur, hep olduğu yerde dururmuş. çarpana, dokunana dek. “farkındalığını” fark etmek, kaldığı yerden devam etmek demekmiş. fenaymış hatırlamak. yokken, yok sayarken, orada olduğunu bilmeden yaşayıp […]

Okumaya devam et