“Ütopya: Bölüm 1”

Ütopya adını verdi ona
böyle bir yer olmadığı anlamına gelen Yunanca sözcük
Quevedo

Yıl 1960. Neden mi? Bilmiyorum gizemli olsun diye herhalde. Gizemli olmasını istemem ise anlatacağım hikâyenin başlı başına gizemli bir nesneyle gerçekleşmesi.

Cafe Myrmidon’da karşımdaki kentin günümüze kadar ki değişimini imge ile görünen arasındakiyle fark etmeye çalışırken kendimi şehrin hengâmesine kaptırıp karınca gibi hissettim. Acaba Gregor Samsa kendini bir hamamböceği gibi hissetmiş miydi? Yoksa ilk anda o olduğunu anlamış mıydı? Şahsen ben, önceden farklı bir şeymişim de öyle hissediyormuşum gibi sandım. Sonra gördüğüm altı ince bacak ve boğumlu gövdem -karı dırdırı yapabilmemi sağlayacak çenemi saymıyorum bile- bu hissin boşuna olmadığını gösterdi bana. Nerede olduğumu irdelemeye çalıştığım sırada yer sarsılmaya, hatta inanmayacaksınız yükselmeye başladı.

Şaşkınlık içinde şehrin olağan hızıyla devingenliğini sürdürmesine bir-iki saniye kadar şahit olabildim. Sonra karanlık geldi. Neyse ki üst taraftan biraz ışık geliyordu hala. Etrafıma bakındım ve inanılmaz bir manzara ile karşılaştım. Tüm evren dönüp duruyordu. O anda kendimi Garay Sokağı’ndaki Beatriz’in -Dante’nin de Beatrice’i vardı- evinin bodrumuna inen merdivenlerin 19. basamağına -Bir şeyin 19 kapısı vardı ama neyindi hatırlayamadım- bakıyormuş gibi hissettim(1). Bir mutlum in parvo(2) ile karşı karşıyaydım. Ama bunlar tek bir dev saniye için değil bir sonraki anların hepsinde de karşımda duruyorlardı. Uzanan engin denizlerin uçsuz bucaksız çöllerle birleştiğini gördüm. Her marka el kreminden binlercesini gördüm.

Tüm incik boncuk kolyeleri, her renk bileziği, hiçbir yerde satılmayan, üretilmemiş; içinde yazarının imzasını taşıyan bir kitabı, filminin kesilmiş sahneleri ve kamera arkası görüntüleri de dahil bir DVD’si olan ve nedendir bilinmez benim dil çıkartarak sağ kaşımı kaldırdığım bir fotoğrafımın da bulunduğu Otostopçunun Galaksi Rehberi kutusundan sonsuz sayıda gördüm. Her dersten kopyalar gördüm. Onları çeken fotokopiciler. Hamburgerlerin hepsini gördüm ve o hamburgerleri yapan kızların damar çeperlerinde yavaşça damarı daraltan kolesterolü gördüm. Patates kızartan bütün anneleri ve mutlu mutlu yiyen bütün şişko kızları gördüm. Piknik reçellerinin üretim tarihleri son kullanma tarihlerinden sonra olanların gördüm. Kayısılar gördüm. Yemek için yaşayan herkesin üye olduğu bir tarikatın yılda bir düzenlediği gecenin davetiyelerini ve o gecenin yapıldığı şatoyu gördüm. Yeşil sümüklü mendiller, artık çalışması imkansız, üzerinde bir sürü film ismi yazılı DVD’ler gördüm. Arkadaşlarımın kırıntı toplarken oluşturduğu sonsuz uzunluklu kuyruklardan sonsuz tane gördüm.

Bir anda etraf karanlığa gömüldü ama ben o az ışıkta kafamın üzerinden uzanan kocaman eli gördüm. Aklıma, kimin çizdiğinin bir önemi yok, Fist of Thor (Thor’un Yumruğu) adlı bir resim geldi. Bulutlardan oluşuyormuş gibi omzu ve gövdesi gözükmeyen bir yumruk, günahkârlardan birini ezmiş, tabiri caizse vıcığını çıkarmıştı. Aynısı başıma gelecek gibiydi. Berekettir altında ezilmedim ama Poesidon’un denizini dalgalandırması gibi, el o etrafımda dönen evrene daldı ve çalkalamaya başladı. Güvertede durmaya çalışan acemi tayfalar gibi altı bacağımla üzerinde durduğum bazı düğmeleri eksik cep telefonuna yapıştım. Yine berekettir Poseidon’umun aradığı şey o üzerinde durduğum telefondu. Yine yer sarsılmaya ve inanmayacaksınız yükselmeye başladı. Tam tekrar Cafe Myrmidon’u göreceğimi sandığım anda o evrenin içindeki hengâmede Achilles(3) ‘in bana hırsla, öldürmek istercesine baktığını gördüm bir an. Ve İlahi Komedya’yı gördüm ve Cennet’in XXXI. kantosunun dizelerini. Sonra dışarıdaydım. Kendimi o hengâmeden kurtulmuş sandığım bir anda ben olduğumu sandığım kişiyi karşımda gördüm.

Dipnotlar
1. Önemsiz bir alıntı.
2. Multum in parvo: Azda çokluk
3. Topuğundaki arka kısmı kırılmış ok aracılığıyla tanıyabildim.

Devam edecek…

Görsel: Salvador Dali, Cafe Scene (1941)

Yazan: Eugene
Şehir: İstanbul

Reklamlar

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: