“Vietkongların selamı var!”

Üniversite yıllarında gönlüme düşmüştü Vietnam ve Kamboçya. Uzun yıllar sonra nihayet Kurban bayramında kısmet oldu görmek bu iki güzel ülkeyi. Bu yazımda Vietkongların ülkesi hakkındaki izlenim ve gözlemlemlerimi paylaşacağım.

Vietnam, 86 milyonluk nüfusu ile dünyanın 13. en kalabalık ülkesi. Türkiye’de km2 başına 93 kişi düşerken Vietnam km2 başına 259 kişi düşüyor. Kişi başına düşen gelir 3123 $ (Türkiye’de 13392 $). Başkenti 6,5 milyon nüfuslu Hanoi. En büyük şehri ise 7,2 milyon insanın yaşadığı Ho Chi Minh City(Saigon).

Vietnam’ın para birimi Dong. 20.000 Dong 1 $’a karşılık geliyor. Genel olarak hayat Türkiye’ye göre çok daha ucuz. 10 $’a çok güzel bir akşam yemeği yiyebilirsiniz. Örneğin Saigon’un ünlü Rex otelinin terasında bira 2 $. Hanoi’deki en trendy mekanlardan Rooftop’ın girişi 5$’dı. Tropik meyveler,otel fiyatları da Avrupa’ya göre çok hesaplı. Özetle hem ekonomik hem de fantastik bir tatil için uygun bir destinasyon. Zaten sanırım Türkler Vietnam’ı keşfetmeye başladı. Bu kurban bayramında yurtdışında kredi kartı ile yapılan alışverişlerin % 6,7’lık bölümü Vietnam’da yapılmış. Valla ben yapmadım.

Devletin resmi adı “Socialist Republic of Vietnam”. Vietnam 1986’dan beri ekonomik ve politik alanda bir reform hareketine başladı. Uzun yıllar süren savaşın sonunda dünyanın geri kalanı ile ilişkilerini geliştirerek Doğu bölgesinde Çin’den sonra en hızlı büyüyen ülkelerden biri haline geldi. Vietnam, global yatırımcılar için tam anlamıyla emerging bir pazar.

PricewaterhouseCoopers tahminine göre Vietnam 2025 yılında ortalama yıllık %10 büyüme ile dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi olabilir. Temel olarak bir tarım ülkesi olan Vietnam, yıllık 40 milyon ton pirinç ihracatı ile Tayland’ın ardından dünyanın en büyük 2. pirinç ihracatçısı. Pirinç üretiminin büyük bölümü savaş filmlerinden hatırlayacağınız Mekong deltasında yapılıyor.

Vietnam’da halkının %85’ı budist,%8’ı hristiyan. Ülke genelinde milyonlarca motorsiklet kullanılıyor. Tur rehberinin söylediğine göre 20 yıl öncesindeki bisikletlerin yerine gelişen ekonomi ile beraber motorsiklet almış. Artan motorsiklet sayısının doğal bir sonucu ise artan hava kirliliği olmuş. Motorsiklet üzerindeki insanların,belediye işçilerinin hava kirliliğinden etkilenmemek için ağızlık taktıklarını gözlemledim.

Vietnam’da hava bölgesel değişiklikler göstermesine rağmen genel olarak rutubetli ve sıcak. Hava sıcaklıkları kuzeye gittikçe azalıyor. Yağışlı mevsim(Mayıs-Ekim) ve kuru mevsim(Kasım-Nisan) olmak üzere iki sezon var. Yağışlı mevsimde Lost dizisinden hatırladığımız birdenbire başlayan ve aniden kesilen yağmurlar ile sık karşılaşılıyor. Kasım ayında ben oradayken yağmur ancak birkaç defa kısa sürelerle yağdı ve gezmeye hiç mani olmadı. Vietnam ziyareti için Kasım-Nisan arasını öneririm.

Viet halkı çok yardımsever, güleryüzlü, sıcakkanlı ve tatlılar. Çok uzun yıllar süren bağımsızlık mücadelesi ve ambargo yıllarının etkisini üzerlerinden yeni yeni atmaya başlamışlar ve geleceğe umutla bakıyorlar. Güvenlik açısından hiçbir sıkıntı ile karşılaşmadım. Gönül rahatlığıyla ziyaret edilebilecek bir ülke.

Vietnam’da ziyeret ettiğim bölgeler, güneyde Saigon (Ho Chi Minh City) ve Mekong deltası, Orta Vietnam’da Hue ve kuzey’de Hanoi ve Halong körfezi oldu. Bu bölgelerle ilgili çektiğim fotoğraflara aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.

Vietnam’la ilgili ikinci ve son yazımda Vietnam’ın kısa tarihi, 1960-1975 yılları arasında devam eden Amerikan savaşı ve Vietnam’ın Atatürk’ü diyebileceğim Ho Chi Minh hakkında yazacağım.

Yazan: Uygar Boynudelik
Şehir: İstanbul

6 Yanıt to ““Vietkongların selamı var!””

  1. Türkiye’nin milli geliri ile ilgili bilgi yanlış.
    Böyle şaibeli bilgilere gerek yok.
    Bernardo gui bir çok konuda haklı bir yorum yapmış Katılıyorum.
    İzmiri ve çiçek pasajını anlatsanız nasıl anlatırdınız. sizin diğerlerindenn bir farkınız olmalı. Doğa ve insanları anlatmalısınız. Oralar gözümde canlanmalı. Ve bende oralara gitme isteği uyandırmalı. Bunlar yapıcı eleştiriler.
    İlk yazdığınızı göndermeyin. defalarca deneyin.Yemek tarifi değil, yemeğin lezzetini almak istiyoruz.
    Sevgi ve selamlar.

  2. Yazdım galiba. Ben de becerebilmis sayilmam. Yanlis anlasilma olmasin sen yazamadin ben yazdim degil olay. İlk kez gezi yazisi yazdim. Sivamis olabilirim de. Siz karar verin artik.
    İsmime tiklayin efem.

  3. i like it “Vietkongların selamı var!” « Fistikyesili now im your rss reader

  4. Simdi arkadasim, afferim cok guzel yazmissin da. Bu kadar ansiklopedik bilgi niye. Ben vietnamin yanindan gecmemis biri olarak senin bu yazdiklarinin hepsini yazardim vikiden sagdan soldan cirparak. İnanmiyorum ben mesela simdi senin vietnama gittigine. Hadi bakalim :D. Ne yapicaz simdi. Bana inandir demek istiyorum yani.
    Sitemim sana degil ben bu gezi yazilarina bir anlam veremiyorum.
    Sen gitmissin ben gitmemisim. Ne farkimiz var. Algilardan yola cikin. Ben orayi koklamadim. Hissetmedim. Film, foto harici gormedim. Duymadim. Apocalypse Now’ı bir kez daha izlesem daha iyi anlarim Vietnami bu yazidan. Ama yaziyi yazan sahis bunlari yasadi. Sen yasadin. Bunlardan bahset. Gecen bir tane yazi vardi yine burda. Pisa ile alakali bir sey.Yani oldu mu simdi. Koskoca Pisa’ya git 3 kelime yaz. Valla gulmemek icin zor tuttum kendimi. Oyle iste. Gezi yazilarinda ansiklopedik bilgi vermeyin. Giden siz ile gitmeyen ben arasindaki farklari bize hissettirin.
    Ya da hic yazmayin, tabi ben fu.kbukta yeteri kadar boyanamiyorum biraz da burda cilalaniyim diyorsaniz zorlayin. Borges’e bakin bakalim nasil gezi yazisi yazmis. Ne bilim iste. Benden soylemesi. aaaa adam Venedik’e gitmiiiis inanamiyorruuuummm.. hem de yakisiklii… 😀 . Hadi hayirli traslar.

    • teşekkürler yorum için Bernardo. Haklısın ansiklopedik bilgiler içeren bir yazı oldu. Vietnam deneyimimi iki türlü aktarabilirdim. Gezdiğim meydanları, yemek yediğim restoranları, sokakları, kaldığım otelleri yazabilirdim. Sadece oraya gerçekten gidildiğinde işe yarayabilecek bu tip yazıları sevmiyorum, anlamlı bulmuyorum. Benim bu yazı yazarkenki dürtüm Vietnam’ı henüz görmemiş olanların merakını gidıklamak, yolculuk için teşvik etmekti. Bu amaçla ilgi çekici olabileceğini düşündüğünüm tarihsel, kültürel ve demografik verileri paylaştım.

      Haklısın ben gittim,gezdim,hissettim. Sen gitmedin,gezmedin,hissetmedin.
      İnan gitmiş kadar olacağın bir yazı yazmak isterdim ama o zaman sen gitmezdin,gezmezsin,hissetmezdin ki. Hem ben Borges olamam ki !

      • Gitmis kadar olacagim bir yazi yazdiginda ben niye gitmeyecekmisim onu anlamadim.
        Gitmis kadar oldum mu diyecegim yani. Oncelikle buna katilmiyorum. O istahimi daha cok acardi. Ama otel, restoran falan degil. Deneyimini neden sadece iki turlu aktarabilecegini de hic anlamadim. Ucuncu ya da dorduncu bir deneyim aktarma turu gordugume yemin edebilirim. :D. Senin için anlamli olan seyin wiki’yi karistirinca ogrenilebilecek bilgileri paylasmak oldugunu sanmiyorum. Zorlamayalim.
        Ayrica zaten Borges ol demek istememistim. Sana haksizlik Borges’e hakaret olurdu.
        Bu alemde Borges’e en cok yaklasmis kisi benim zaten 😛
        Neyse saka bir yana, yakinda ben de bir yurt disi deneyimimi paylasmaya karar verdim. Ne zaman olur bilmem de demek istedigimi orada anlaticam umarim. Gidildiginde neler hissedilebilecegini hissettirip insani oraya tesvik etmek amacli bir yazi olarak cikicak. Bunu basarirsak gezi yazisi olur sahsi kanaatimce. Bakalim ben becerebilecek miyim? Saygilar efendim.
        Not: İlk yorumumda unutmusum simdi soylemek istedim. Destinasyon nedir arkadasim. Bak simdi bir de demografik cikti basimiza. Türkçe’n nerede.

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: