“Yalnızlığım…”

Zuhal Olcay bir konserinde muhteşem “Yalnızlığım” şarkısından sonra şöyle demişti:
“Her insan yalnızdır aslında, işte bunu kabullenebildiğinde her kayba dayanabilir insan !”

Oldukça etkilenmiştim. Gerçekten de bugün etrafınızda birçok insan olabilir, sevenleriniz dostlarınız olabilir.
Ama aslında hepimiz yalnızız,tek başına olmayabilir ama yalnız.

Ailemiz dışında biliniz ki şuanda etrafınızdaki tüm insanlar uygun şartlar oluştuğunda bir bir çekilip gidebilir çevrenizden. Bunu şimdi böyle hissetmiyor olabilirsiniz,bu gerçek hoşunuza da gitmeyebilir ama bu böyle..

İşte tam da bu sebeple anne/baba olmak istiyoruz bence, belki de farkında bile olmadan, içgüdüsel olarak.
Bu tatsız yalnızlık duygusunu biraz olsun unutmak için…daha az hissetmek için..

Yalnız doğup yalnız ölüyoruz işte…

Dostlar, sevgililer biriktiriyoruz hep yalnızlığımızı hissetmemek için, daha az hissetmek için, kendi içimize dönmeyelim, alt benliğimizle yüzleşmeyelim diye..

Peki neden bu karamsar satırları yazdım, çünkü şu anda yalnızlığımı ta en derinimde hissediyor ve bu duygudan garip bir haz alıyorum…

Sevgili Zuhal Olcay’ı, sözleri Mehmet Teoman’a ait “Yalnızlığım” şarkısıyla selamlıyorum…

yalnızlığım
yaşamak zorunda olduğum beraberliğimsin
yalnızlığım
kanımsin canımsın
sen benim çaresizliğimsin
yalnızlığım
bugünüm yarınım sen benim hüzünlerimsin
yalnızlığım
tek bilebildiğim
sen benim vazgeçilmezimsin…

Yazan: Uygar Boynudelik
Şehir: İstanbul

2 Yanıt to ““Yalnızlığım…””

  1. İnsan, kendi yalnızlığını meydana getiren kafesi kendisi imal eder!

    Karşınızdaki kişinin yalnızlığını, ne kadar az hissetmesini sağlıyorsanız, kendi kafesinizin parmaklıklarını da o kadar seyrekleştiriyorsunuz demektir!

    Doğmak yalnızlığın sonudur, ama yalnız başına ölmek herhalde insanın başına ölümden sonra gelebilecek en kötü iştir!

    Sevgiler. Soner Recai Öner

  2. Yanıldğın bir nokta var. Yalnızlığın hissedilmesi demek daha çok insanı tanımaktan geçer. Örneğin köyde yaşıyorsun veya dağbaşında çobansın. Kendini pek yalnız hissetmezsin.Çünkü yalnızlık hissetmek bildiğin bazı veya tanıdığın çevre olursa anlamlıdır. Yeryüzünde tek kişi olsaydın kendini yalnız hisseder miydin acaba? bir düşün. Ne kadar çok tanıdğın veya algıladığın “şey” varsa o kadar yalnızsındır. Fiziksel olarak insanı hasta edebilecek kadar rahatsız edicidir ama düşünsel olarakta o kadar evreni kavrayıcı ve ,iyidir. Filozoflar, peygamberler hep inzivaya çekildikleri, yani evrenden ve çevreden uzaklaştıkları zaman yaratıcı olmuşlardır. Peygamber mutluluğunu evrenin dışında aramıştır. Tanrıyı bulmuşştur. Diyojen, gölge etme derken, beni benimle ve yalnız bırak demek istemiştir. Bu olgunlaşmanın, hoşgörünün; evreni, doğayı, insanları anlamanın en iyi yoludur. Bir de, görece bilgilerden sıyrılıp; gerçek bilgiye ulaşmanın en zor yoludur.Gene de beynimiz bizleri yalnızlığa mahkum etmesin, dostlarla yaşamak belkide en iyisidir. Ama edinilen her dost, her oğul, her tanım bize biraz daha yalnızlaştığımızı hatırlatır, yalnızlığımızı artırır.Çevreniz olmasaydı siz kendinizi “neye göre” yalnız hissedecektiniz? Çavrenizdekileri tanımasaydınız hiç yalnız olur muydunuz?
    Hoşçakalın…

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: