Arşiv | Mart, 2011

“Tek kişilik metal: Falkenbach”

Bir zamanlar folk metale ilgi duymam ile kendisi ile tanışmam bir oldu. Folk metalin kaldırım taşlarından diyebiliriz. Kimimize göre bu durum değişebilir. İlk dinlediğimde biraz ön yargı ile yaklaştım. Black metale bayılmıyordum ve black metal yapan bir grubu dinlemek zor olacaktı. Ancak albümlerini dinledikçe “Vay canına” demem içten bile olmadı. Durum ilerledikçe artık “Bu adamlar […]

Okumaya devam et

“Şimdi Ragtime zamanı”

Dinledikçe size yaşam enerjisi veren bir müzik türüyle tanışmak ister misiniz? Cevabınız “Evet” ise buyurun “Ragtime”a! 🙂 St. Louis ve New Orleans şehirlerinde başlangıçta dans müziği olarak ortaya çıkan ve düzensiz ritimleriyle tanınan Ragtime, zaman içinde popüler bir piyano müziği haline geldi. Besteci Scott Joplin’in Maple Leaf Rag’i yayınlamasıyla büyük bir çıkış yakalayan Ragtime, 1897-1918 […]

Okumaya devam et

“Debussy anısına Clair de Lune”

Chopin’den sonra belki de piyano müziğinin en önemli bestecisi sayılan Claude Debussy, 1800’lerin sonunda özellikle resim ve edebiyatta kendisini gösteren empresyonizmin müzikteki ilk temsilcisi olma özelliğini taşır. Başlangıçta bir piyano virtüözü olmak istemesine rağmen sınavları verememesi sonucunda bir kompozitor olmuş ve bizlere hala zevkle dinlediğimiz birbirinden güzel eserler bırakmıştır. Tutkularının karmaşası ve kadınlarla olan çalkantılı […]

Okumaya devam et

“doğru gelen yanlışlar”

çaresiz bir insan her şeyi yapabilir çaresiz bırakılmış bir insan da kendiyle çelişen kapana kısılmış ve görmezden gelinen görmezden gelindikçe kendi içindeki çaresizliği büyüyen çaresiz bir insan her şeyi yapabilir başkaları yaptığında kınayacağı kendinden çok uzak aklından bile geçmeyen genel geçer yanlışları o an için doğru olan yanlışları çaresizdir çünkü ama çözümsüz değildir çözümü bilir […]

Okumaya devam et