Bir 23 Nisan Hatırası

Bugün 23 Nisan… Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı…

Bir zamanlar heyecanla hazırlandığım, beklediğim ve yaşadığım 23 Nisan çocukluğumun en güzel bayramıydı. Sonra kapı kapı dolaşıp şeker topladığım şeker bayramı gelirdi. Büyüdükçe bayramlar benim için ilk önce okulun tatil olup arkadaşlarla “dışarıda” buluşulduğu, daha da büyüyünce işe gidilmeyip evde öğlene kadar uyuma fırsatı bulduğum günler oldular.

Ben de bir zamanlar çocuktum, hepimiz öyleydik. O günler şimdi bir anı, bir hatıradan başka bir şey değil. Ama öyle düşünüyorum ki, kaç yaşına kadar yaşarsam yaşayayım çocukluğum hayatımın en güzel dönemi olarak kalacak.

Ne hatırlayacak bir geçmişim vardı ne de tasalanacağım bir geleceğim. Hep zamanın içindeydim, hep bulunduğum yerdeydim. Ne beni üzen hatıralarım ne de beni umutlandıran hayallerim vardı. Biri beni sinirlendirdiğinde ağlasam bile uzun sürmezdi. Mızıkçılıklarımı da çabucak unuturdum. En değerli varlıklarım elbiseleri yırtık bebeklerim ve kenarları kırık “lego”larımdı. Bir de şenlikleri severdim, nasıl da heyecanla hazırlanırdık…

Bu fotoğrafta ilkokul 1. sınıftayım. Özel dikilmiş kıyafetlerimizle okulun bahçesinde sınıf olarak günlerce hazırladığımız gösteriyi sunuyoruz ailelerimize. Ne gündü! Hem eğlenceli hem yorucu… Provalarda sanki her şey tamam gibiydi. O güne gelince herkes birbirine bakarak dans hareketlerini yapmaya çalışıyordu. Öğretmenin de kenarda bize ayrıca göstermesine rağmen birkaçımız hareketleri unutunca aramızda bir karmaşa yaşanmıştı. Hem ben bir an önce gösterinin bitmesini istiyordum, saçımı sıkan o beyaz çiçekli taçtan kurtulmak için. Bir de hemen eve dönüp üstümü değiştirmem gerekiyordu, arkadaşlarla sokakta oynayacaktık çünkü. Kıyafetimi değiştirmeden önce de babaannemle dedeme uğrayıp ellerini öpmeliydim, bayram harçlığını hazırlamışlardı muhmetelen.

Çocukluk işte… Yaşadık ve bitti… Her şeyi mükemmel olmasa da şanslı bir çocuktum. O günleri özlemiyor da değilim ara sıra; saklambaçları, bisikletleri, kokulu silgileri, evcilik oyunlarını ve ağızda eridikçe patlayan şekerleri… Tamamiyle unutmuş da değilim, o küçük kız çocuğu zaman zaman göz kırpıyor bana…

Bütün çocukların ve “içindeki çocuğu yaşatanların” bayramı kutlu olsun…

About Sergul Sungur

Sergul Sungur, 2004 yılında Ege Üniversitesi Radyo TV Sinema Bölümü'nden mezun oldu. 2013 yılına kadar dizi film ve sinema sektöründe profesyonel çalışma hayatını devam ettirdi. Kariyerine dijital medya alanında uzmanlaşarak yeni bir yön verdi. Deniz, güneş ve kitaplar büyük tutkusu.

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: