“Bahar Molası: İstanbul’da hafta sonu deniz kıyısında nereye gidilir?”

Bahar ayları geldi, gönül yaylarını gevşetmenin tam zamanı… Canlanan doğa, yeşeren yapraklar, rengarenk çiçekler, yüzünü göstermeye başlayan güneş içimizi hareketlendirmeye başladı bile. Kışın ağırlığını üstümüzden biraz şehirden uzaklaşarak biraz doğanın içine karışarak biraz da dinlenerek atmanın rotaları mevcut. İşte size şehre yakın birkaç gitmesi kolay dönmesi zor alternatif kaçış rotaları. Oralara gittiğiniz zaman bahar sarhoşluğuna kapılıp hiç dönmek de istemeyebilirsiniz. Seçim sizin…

Adalar

Kabataş’tan, Kadıköy’den ve Bostancı’dan vapura, deniz otobüsüne ya da motorlara binerek 1-1,5 saat civarnda süren yolculukla adalara varabilirsiniz. Vapur sırasıyla ilk Kınalı, Burgaz, Heybeli ve son olarak da Büyükada’ya uğruyor. İstediğiniz herhangi bir adada inip günün keyfini çıkartabilirsiniz. Oldu ki son vapuru kaçırırsanız ya da adaların güzelliğinin tadına iyice varmak isterseniz konaklayabileceğiniz alternatifli pansiyonlar ve oteller de var. Adalarda faytona binebilir ya da bisiklet kiralayabilirsiniz. Bisiklet kiralayacaksınız iyi ve sağlam olmasına dikkat edin, en olmadık yerde bozulabilir! ve yolunuza bisikleti taşımakla devam etmek zorunda kalabilirsiniz. (Başıma geldi).

Kınalıada

İstanbul’a en yakın adadır. Diğr adalardan tek farkı burada fayton olmaması, çünkü bir uçtan bir diğer uca yarım saat içinde ulaşabilirsiniz. İskele’nin hemen yanında Ayazma plajı var, özellikle yaz aylarında adalıların ve İstanbul’luların vazgeçemediği bir yer. Yine iskelenin yanında bulunan çay bahçelerinde oturup manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz veya Manastır Tepesi’ne çıkıp Hristos Manastırı ile tarihi bir gezi yapabilirsiniz. Sakın yanınıza fotoğraf makinası almayı unutmayın, zira içinde hareketlenen o fotoğrafçı size küsebilir.

Burgazada

Vapurdan indikten sonra hemen bir fayton kiralayıp adada gezi yapabilirsiniz ya da bisiklet kiralayıp birçok eski ahap evlerin bulunduğu sokaklarda kızılçam kokuları eşliğinde bir gezinti yapabilirsiniz. Benim önerim faytona binip Kalpazankaya’ya gitmenizdir, müthiş manzarası ve kayalara çarpan dalga sesleri ile keyifli bir vakit geçirmiş olursunuz. Ayrıca görmeniz gereken yerlerden biri de son yıllarını burada geçiren edebiyatçı Sait Faik Abasıyanık’ın müze haline getirilen evi ve Aya Yani Kilisesi ile Saint Georges Hastanesi.

Heybeliada

Eski adıyla Halki(Bakır) Adası vapur iskeleye yanaşmaya başladığı zaman sizi  heybeyi andıran görüntüsüyle sizi karşılıyor. İskelenin bir yanında Deniz Lisesi var, diğer yanında ise adanın meydana doğru devam eden çay bahçeleri ve balık lokantaları. Biraz ilerisinde de faytonlara binip ada turuna çıkabilirsiniz. Adayı çevreleyen sahil şeridinde yürüyüşe çıkabilir ya da kiraladığınız bisikletle gezebilirsiniz. Değirmen Burnu’na gidip eski değirmen kalıntılarını görüp kızılçam ağaçlarının arasındaki piknik alanında molanızı verebilirsiniz. Güzel bir manzarası var, tavsiye edebilirim. Dokusu bozulmamış eski ahşap evlerin arasında gezerken tepelerden birinde yer alan Rum Ruhban Okulu’nun silüetini görebilirsiniz.

Büyükada

Prens Adaları’nın en büyüğüdür ve yaz-kış kalabalıktır. Adada bir çok köşk, konak, kilise, sinagog, cami ve iki de plaj bulunmaktadır. İstanbul’luların haftasonları en çok rağbet ettiği ada olduğu için uzun bir fayton kuyruğu sizi karşılayabilir ya da kiralayabilecek doğru düzgün br bisiklet bulamayabilirsiniz. Yine de köşklerin, konakların, mimoza kokuların arasında yürüyerek çam ağaçlarıyla kaplı Dil Burnu’ndaki piknik alanına varıp orada mola verebilirsiniz. Adanın en yüksek tepesinde yer alan Aya Yorgi Kilisesi’ne çıkıp mum yakarak dilek dileyip İstanbul’a uzaktan el sallayabilirsiniz. Kiliseye faytonla çıkamıyorsunuz, bir noktadan sonra yürüyerek çıkmanız gerekiyor. Dik ev taşlı bir yokuşu olduğu için de bisiklet size ekstra bir yük olacaktır. Ayrıca adada görmeniz gereken bir diğer yer de Reşat Nuri Güntekin’in unutulmaz romanlarını yazdığı evidir. Bir diğer tavsiyem de iskeleden inince karşınıza çıkan ilk dondurmacıdan o büyük külahlarıyla birlikte dondurma almanız.

Hepinize iyi gezmeler ve dinlenmeler…

İLGİNİ ÇEKEBİLİR


Kahve sevenler için Galata’da keyifli bir mekan: Cherrybean

Cherrybean

Hafta sonları Taksim‘den Galata’ya doğru yapacağınız güzel bir yürüyüşün ardından Galata’daki Cherrybean‘de aromalı enfes kahveler ve tazecik kekler eşliğinde gazetenizi okuyabilirsiniz.

Galata Kulesi’nin giriş kapısının karşısındaki Camekan Sokak’ta ilerleyin, sokak sağa doğru kıvrıldıktan biraz sonra sağ hizada Cherrybean Coffees’i göreceksiniz. Beş masalık küçük ve samimi bir ortamı olan kafede, sıcak ve soğuk onlarca kahve çeşidi, meyveli ve çikolatalı ev yapımı keklerle güzel bir müzik sizi bekliyor.

Yazının devamı >>

About Sergul Sungur

Sergul Sungur, 2004 yılında Ege Üniversitesi Radyo TV Sinema Bölümü'nden mezun oldu. 2013 yılına kadar dizi film ve sinema sektöründe profesyonel çalışma hayatını devam ettirdi. Kariyerine dijital medya alanında uzmanlaşarak yeni bir yön verdi. Deniz, güneş ve kitaplar büyük tutkusu.

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: