“Çaresiz”

Hâlbuki ne de güzel başlamıştı gün. Kasabadan yarım saatlik bir yürüyüşle gelmişti Ege Denizi’nin yeşil-mavi sularını gören bu tepeye. Patika boyunca orman sık değildi. Asırlık çam ağaçları eşlik etmişti O’na. Bir yanında deniz, bir yanında orman; havada bahar kokusu. Hava ne sıcak ne soğuktu; Ege’de tipik bir Mayıs günüydü. Denizden esen hafif ılık rüzgâr terini alıp götürüyor, hoş bir serinlik bırakıyordu vücudunda.

İlk defa gelmiyordu bu bölgeye her yıl kamp yapmaya gelir, en az iki gün kalırdı. Öğle vakti çadırını kurmuş, hafif atıştırmıştı. Çevreye kısa gezintiler yapmış; bol bol doğa, çiçek ve böcek resimleri çekmişti. Kadrajına güzel kareler de düşmüştü. Bunları yazacağı “Doğa’da Yalnızlık” adlı eserinde kullanabilirdi. Fotoğraf çekiminden sonra gölge bir ağaç altı bulup uzanmıştı çimenlerin üzerine. Doğayı dinlemiş; şakıyan kuşları, yakında akan derenin sesini hissetmişti ruhunda. Birkaç defa da arı vızıldayıp durmuştu kulağında, oralı olmamış tüm bedenini teslim etmişti doğaya.

Akşamüstü ateş yakacağı yeri taşlarla çevirmiş, topladığı çalı çırpıyı içine yerleştirmişti. Ama birden bir karanlık çöktü tepeye; hem de vakitsiz, daha güneş ufuk çizgisine varmadan, ardından da yoğun bir sis. Öyle bir sis ki; burnunun ucunu göremez, nefes alamaz oldu. Sonra ormanın derinliklerinden gelen acı bir uluma, hayvan bağırışları. Şaşkınlık ve ürpertinin ardından kendini boşlukta ve çaresiz hissetti, kalp atışları hızlandıkça hızlandı. Kafasının içi boşaldı sanki olduğu yere mıhlandı, hipnotize olmuş gibi. Şimşekler çaktı anide, ardından bir yıldırım düşüverdi yakınındaki bir çam ağacına. İkiye yarıldı ağaç, yana yana. Yağmur iri iri yağmaya, rüzgâr sert ve soğuk esmeye başladı. Bir çift göz kendi hizasında ateş gibi kırmızı, sonra bir çift sonra bir çift daha; bazısı ayak hizasında bazısı dizinin hizasında, kurdundan tavşanına, ayısından çakalına hepsi açıklığa tepeye kaçmışlardı. Hepsinde ortak his gözlerinde parıldayan korkuydu. Kendini Nuh tufanının ortasındaymış gibi hissetti bir an için.

Dizlerinin bağı çözüldü, sert esen rüzgârda taşıyamaz oldu ayakları. Teslim etti kendini doğanın akışına.

Yalnız ve çaresiz.

About Yildir Yeygel

Yıldır Yeygel was born on 1971, in Izmir. He was graduated from Ege University Engineering Faculty, Food Engineering Department as a Food Engeineer. He has a Master of Science degree on Food Engineer. He lives in Izmir and is interested in hiking,camping, travel, photography and blogging.

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: