“Fistikyesili Mayıs ayında neleri okudu?”

Havaların nihayet ısındığı bir Mayıs’ı geride bıraktık. Bakalım yaza merhaba dediğimiz bu ay boyunca yayınlanan yazılar arasından okurlarımız en çok hangilerini okumuş?

Google Latitude nedir ve nasıl kullanılır?

Google Latitude, Gmail listenizdeki kişilerin nerede olduklarını Google Maps üzerinde enlem ve boylamlarıyla birlikte görmenizi sağlayan lokasyon bazlı mobil servistir. Mobil bir servis olmasına rağmen Google Latitude’un, kullanıcıların konumlarını web üzerinden manuel düzenleme ve görüntüleme özellikleri de bulunur. Google Latitude, Google Maps’in 3.0+ sürümüne sahip Android destekli tüm cihazlarda ve iOS cihazlarda (iPhone 3G, 3GS, iPhone 4, iPad ve 3./4. nesil iPod touch) kullanılabilir. Google Latitude’u kullanmaya başlamak için bilgisayarınızdan veya mobil cihazınızdan https://www.google.com/latitude adresine gitmeniz ve Gmail bilgileriniz ile giriş yaptıktan sonra, Gmail hesabı olan kontaklarınıza davet göndermeniz yeterlidir. Daveti kabul eden kontağınızın sizin nerede olduğunuzu görüp görmemesini güvenlik ayarlarınızdan kendiniz belirleyebilirsiniz.

Blogger Budur!

Artık zaman o kadar hızlı ilerliyor ki eski bloglar ve blogger yerini yenilere bakıyor. Yeniler de tabi artık “bilgi” oradan buradan alıp direk kopyala yapıştırda önümüze sunuyor. Bende yeni bloggerlardan sayılırım. Çünkü bu ortama gireli daha yeni yeni 3 yılımı dolduruyorum. Daha önceleri internet piyasasında vardım ancak aktif denebilecek şekilde 3 yıldır interneti kullanıyor ve 2 yıla yakındır bloggerlık yapıyorum. Önceleri blog yazmak güzel ve zevkli bir işti. Çünkü bir konu belirliyor ve o konuda araştırmalar yapıp blogunuzda yayınlıyordunuz. Çeşitli medya araçları ile makalenizi süslüyor ve sizleri takip edenler yeni ve taze bilgiye en kolay, en içten yoldan ulaşıyordu. Ancak sonra Tumblr diye bir şey çıktı. Kötüdür demiyorum. İyi bir inovasyon ancak bu bloggerlık olayını öldürdü. Küçük küçük yazılar girip bir blog oluşturabiliyoruz.

Standart dışı bir “Kaybedenler Kulübü”

Kimi görsem, kiminle konuşsam dilinde hep o şarkı… Sohbetin sustuğu yerde duyulmaya başlanan bir şarkı mırıltısı yüzlerde hemen bir gülümseme yaratıyor. Ardından da şu cümleler kuruluyor: “Aaa, gittin mi filme?”, “Eveeet!”, “Nasıldı ama? Çok iyiydi değil mi?” Başlıktan da anlayacağınız üzere bahsettiğim film Kaybedenler Kulübü, şarkı da Asu Maralman’ın yorumuyla Sigaramın Dumanı… Kaybedenler Kulübü, toplumsal standartlarıın dışında devam ettikleri hayatlarını standartlaştırmış iki adamın hikayesi. Kurgu değil, gerçek iki hayatın hikayesi. Öylesine başlanılmış, sonrasında “popüler” olmadan kendi kitlesini, kaybedenler’i bir araya getirerek, kaybedenlerini oluşturduğu bir radyo programının hikayesi Kaybedenler Kulübü.

“İzlemeye değer bir dizi: Shameless”

Bu yazım itibari ile artık Dizi adlı kategoriyi hayata geçirebilirim. Özünde deliler gibi dizi izleyen bir tip olmasamda kafama göre bir şeyler bulunca yakasını pek bırakmıyorum. Başından sonuna kadar izlediğim dizi sayısı aslında çok fazla değil ve dizilerin türlerine bakacak olursak birbirinden kopuk türler olduğunu fark edebiliriz. Ancak bu tamamen o zamanlarda ki ruh halimin durumu ile alakalı. Ancak vazgeçemediğim dizilerde olmuyor değil. Bunların başında True Blood geliyor ki artık bu diziyi bilmeyen yok. Zaman zaman saçmalasalarda genel itibari ile izlenebilitesi yüksek bir dizi olarak görüyorum.

80’lerin Yetişkinimsi Kahramanı – Micheal J. Fox

80’li yıllarda çevirdiği filmlerin çoğunda – biraz boyundan da olsa gerek – çocuk mu delikanlı mı diye tereddüt ettiğimiz Michael J. Fox’u çok severim. 1985 yılında çevirdiği Back To The Future ve Teen Wolf ile sinema sektöründe çıkış yapan Michael, rollerinde asi iken bile mülayim bir karakter olmayı başarmıştır. 1987 yılında Secret of my Success ve 1988 yılında Bright Lights Big City’de karakterleri biraz daha sorunlu olsa da biz onu ailenin efendi çocuğu olarak kabul etmiştik bile… Back to the Future filminin çekimlerinin ilk 4 haftası Eric Stoltz ile geçtikten sonra, yapımcılar gidişattan memnun kalmayınca rol Michael J. Fox’ a gitmiştir. Bu filmde yine çok sevdiğim ve tuhaf rollerin adamı olan Grispin Glover’da rol alır. Billy Zane’i sinemada ilk defa bu filmde Biff’in kötü kankalarından birisi olarak görmüşlüğüm vardır.

“Soğuğa ve yağmura rağmen Blind Guardian”

Maslak Venue’ye en son Therion konserinde gitmiştim ve o gün kışın en soğuk ve karlı günlerindendi. Kader mi bilmiyorum ama Blind Guardian konserine giderken de Mayıs ayına rağmen soğuk ve sağanak olmasa da yağmurlu bir hava hakimdi. Ayrıca Therion konseri içerideyken Blind Guardian’ı açık alanda izleyecektik. Ama konser girişindeki kalabalık ve sadık fanları ile konser, başlangıç itibariyle son derece sıcaktı. Hatta grup çıkmadan önce çalan parçalar arasında Uriah Heep’den Wizard bile çaldı ki süper oldu bence. Ardından saat dokuzu biraz gece ışıklar karardı ve Orta Dünyanın Ozanları sahneye çıktı. Turnedeki diğer konserlerde olduğu gibi de açılısı Sacred ile yaptılar. Zaten coşmaya hazır seyircilerde ardından hızla konser havasına girdi. Ama maalesef havadan mı bilinmez çok da öyle sağlam bir kitle yoktu. Şarkılara eşlik etme olsun, istekler olsun daha iyi olabilirdi. Yaş grubu da biraz gençti belki de ondandır.

Bol bol yazı ve yorumla dolu bir Haziran ayı olması dileğiyle keyifli okumalar. 🙂

About Ekin Acar Ulukok

1981 yılında İzmir’de doğdum ve 2004 yılında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden mezun oldum. Lise ve üniversite yıllarında İngilizce, Almanca ve İtalyanca öğrendim. Bolca mesai harcayacağım profesyonel yaşama, AFM Sinemaları pazarlama departmanında başladım. Teknoloji Holding’de, web ve mobil alandaki yüzlerce yerli-yabancı proje başvurusu arasından en iyilerini bulup hayata geçirmek ve bu projelerin tüm pazarlama & PR faaliyetlerini koordine etmek için çalıştım. TTNET’te interaktif medya bölümünün doğru şekilde kurulup büyümesi, Turkcell Global Bilgi‘de Türkiye’nin lider markalarına dijital dünyada yön göstermek adına mesai yapıyorum. Seyahat etmek, fotoğraf çekmek, Fistikyesili.com‘da blog yazmak ve müzik dinlemek gibi hobiler edindim. Pazarlama, dijital pazarlama, sosyal medya, lokasyon bazlı pazarlama ve blog yazarlığı üzerine konuşmalar yapıyor, eğitimler veriyorum.

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: