One Flew Over The Cuckoo’s Nest

Bazı filmler vardır. Ne zaman denk gelseniz sıkılmadan defalarca izleyebilirsiniz. One Flew Over the Cuckoo’s Nest işte böyle bir filmdir.

Milos Forman bu filminde Hasta Randle Patrick McMurphy (Jack Nicholson) ve Hemşire Mildred Ratchet (Louise Fletcher) karakterlerini kullanarak Otorite ve Özgür Ruh çatışmasını harika bir şekilde yansıtmıştır.

Akıl hastanesine umut, neşe, farklılık getiren McMurphy, hastaları ezerek oranın korkulan patronu olan Hemşire Ratchet’in otoritesini sarsmaya başlar.

Hastaların rutin ve umutsuz hayatlarına direk dalan McMurphy, onlara güvenlerini geri getirecek, eğlendirecek hareketlere girişir. Hemşire Ratchet tüm bu girişimleri engellemeye çalışır.

Filmde birçok ünlü oyuncu yer alır. Danny De Vito, Christopher Lloyd ve özellikle kekeme Billy Bibbit rolüyle Brad Douriff döktürür.

Toplu olarak TV’den maç izleme konusunda hastalar arasında oylama yapıldığında çoğunluğun istemiş olmasına rağmen, Chief karakterinin geç el kaldırdığı için oylamayı geçersiz sayması sonrasında McMurphy çıldırır. Sonra sanki TV açılmış ve maç oynanıyormuş gibi McMurphy maça dair sloganlar atıp, insanları gaza getirince hemşire Ratchet’i yaratıcılığıyla döver.Filmdeki en sevdiğim sahnelerden birisi budur.

Ama favorim, hastanenin yıkanma bölümünün ortasındaki dev mermer musluk kütlesini kaldırıp demir parmaklı cama kadar taşıdıktan sonra üstüne atıp, parmaklıkları ve camı kırarak dışarı kaçma fikri üzerine girilen iddianın olduğu sahnedir. McMuphy bunu yapabileceğine dair iddiaya girdikten sonra gelip mermeri kaldırmaya çalışır ama yapamaz. Sonra efsanevi repliğini söyler “But I tried, didn’t I? Goddamnit, at least I did that.”

McMuphy,birlikte olduğu hasta grubunun aslında orada gönüllü olarak bulunduğunu, istese hepsinin dışarıya rahatça çıkabileceğini öğrendiğinde onların insanlığını bitiren, kendilerine olan güvenlerini altüst eden hemşire Ratchet’e iyice kin tutmaya başlar.

Bu durum benim aklıma Öğrenilmiş Çaresizlik teorisini getirdi. Düşündüğümüz şeyler davranışlarımızı belirler.

Bu konuyu açıklamaya yarayan bir pire deneyi vardır. Pireler farklı yüksekliğe zıplama yeteneğine sahiptirler. Pireleri tepeleri cam bir kapakla kapalı bir kutuya koyarlar. Kutunun altı ısıtılır ve pireler bunun üzerine zıplar. Kafaları cama çarpan pireler bir süre sonra sadece cam kapağın yüksekliği kadar olan 30cm civarında zıplarlar. Sonra cam kapak kaldırılsa bile pireler 30cm zıplamaya devam eder. Pireleri sınırlayıcı dış engel olan cam kalkmıştır ama kafalarındaki iç engel (burada 30cm’den fazla zıplanamaz ) kalmıştır.

Öğrenilmiş çaresizlik,kişinin herhangi bir durumda çok sayıda başarısızlığa uğrayarak,bir şey yapsa da hiç bir şeyin değişmeyeceğini, olayların kontrolünde olmadığını düşünürp bir daha deneme cesaretini kaybetmesidir.

Öğrenilmiş çaresizlik ve atalet insanın potansiyelini kendinden çalıyor ve düşlerimizi çürütüyor, özgüvenimizi eritiyor,cesaretimizi kırıyor. Kazanmayı değil katlanmayı öğretiyor. İçimizdekini söylemeyi değil, kendi kendimize söylenmeyi öğreniyoruz. Sorumluluk almak yerine suçlamaya çalışıyoruz. Başarısızlıklarımızın sorumluluğunu dışımızda arıyoruz. Kendi ayakları üzerinde durmayı ve kendi kendine yetebilmeyi beceremiyoruz.

Filme geri dönecek olursak, McMurphy kendisine verilen elektroşok tedavisi/cezası sonrasında ölür, ama Chief adlı iriyarı Kızılderili hasta, McMurphy’nin iddiasında deneyip başaramadığını, yani mermer çeşme ile camı kırıp kaçmayı başarır.

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: