Sonisphere İstanbul 2011’in ardından

Aylar öncesinden bilet alınınca bünye elbette daha da bir heyecan duyuyor böyle konser günlerinde. Geçen senenin efsane Sonisphere’ini kaçırmış ve bunun acısını bir yıl çekmiş birisi olarak her ne kadar gün ve grup sayısı olarak geçen senekine benzemese de sağlam isimler için bu seneye bilet alındı ve konsere gidildi. Benim için öncelik kesinlikle Iron Maiden’dı ama bu diğer grupları kaçırmak lazım anlamına gelmemeli. Konserle ilgili internette okuduğum yorumlara gelince izleyenler ağırlıklı olarak Mastodon-Slipknot ve Iron Maiden-Alice Cooper’cılar olarak bölünmüş bir de tabii sadece In Flames diyenler de var. Ben her ne kadar daha çok gruplaşmanın ikinci kısmına daha yakın bir dinleyen olsam da özellikle Slipknot ve In Flames’i de merak ediyordum. Ve kim ne derse desin Slipknot çok ama çok sağlam bir sahne şovu yaptı ve seyirciyi iyi coşturdu.

Sırayla gidersek günün en sıcak saatlerine gelmesi nedeniyle Mastodon’ı izleme fırsatım olmadı. Zaten iyi ki erken gelmemişim çünkü organizasyon konusunda rezaleti yaşatan Purple Concerts daha önce 12:30 kapı açılışı demesine rağmen okuduklarıma göre bunu bile becerememiş ve Mastodon’u izlemek isteyenler bile grubu giriş sırasından dinlemişler bravo.

Bizim alana gelişimizde ise saat 15:30 sıralarıydı ve In Flames sahnedeydi. Girişte fazla sorun yaşamadan girdik ve dinlemeye başladık. Ama dengesiz havanın etkisiyle sıcak gerçekten bir ara bayağı yorucu olmaya başladı. Yine de In Flames güzel çaldı ve seyircilerini coşturdu. Ardından da sahneyi Alice Cooper aldı. Kim ne derse desin rockın efsanesi hala ayakta olduğunu ve sahne şovunu mükemmel bir performansla sergiledi. Sesi hala sapasağlamdı ve arkasında da Ona iyi bir şekilde eşlik eden grubuyla güzel bir saat yaşattı bizlere. Hey Stoopid, No More Mr. Nice Guy, School’s Out ve elbette Poison ile bir güzel coştuk. Bu arada School’s Out’ta yaptığı Another Brick in the Wall geçişi de güzeldi ama ben dahil izleyenler arasında aman Serdar Ortaç olduğunu duydum:)

Alice Cooper’dan sonra ise sahneye Slipknot çıktı. Müzik olarak bazıları çok kötü desede ben o kadar acımasız değilim grubun coşturduğu bir gerçek ama sahne şovuna gelince grup kesinlikle bunu çok ama çok iyi yaptı. Kırmızı tulumları içerisinde maskeleriyle izleyenleri coştururken sanıyorum arkada asılı duran kırmız tulumu görünce herkes duygulanmıştır. Bir sene önce hayata veda eden basçılarının yerine bas gitarist almayan grup konserde de arkadaşlarının tulumunu sahneye yerleştirmişlerdi. Hepsi harikaydı, palyaçoya daha bir bayıldım ve elbette sondaki davul şov mükemmeldi. Gene gelsinler gene izlerim.

Ardınan da sahneye konserin headliner’ı Iron Maiden çıktı. Babalarda hala iş olduğunu geçen 2 güzel saat boyunca gördük. Final Frontier ile açılışı yaptılar ve ağırlıklı olarak son albüm çaldılar. Benim hayallerimin setlisti değildi elbette ama Fear of the Dark’ı hep beraber söylemek ve elbette bana göre en gaz Maiden şarkısı olan Trooper ile iyi coştuk. Bu arada her şarkıda değişen arka fonda elbette mükemmeldi ve burada da oyun kesinlikle Trooper’a:)

Grupların performansı açısından ne kadar güzel bir konser olduysa da Purple Concerts’in rezalet organizasyonuyla bir o kadar da berbattı maalesef. Akşam saat yedi gibi alanda ne su kaldı ne de yiyecek birşey ayrıca konserin Küçükçiftlikte olmasıyla da bayağı bir sıkışıklık yaşandı. Umarım başka profesyonel organizasyon firmalarının sayısı artar da bizde bu rezaletleri yaşamadan ağız tadıyla konser izleriz. Ayrıca ertesi gün twitter’da patlayan konserin güvenlik firması Doruk Güvenliğin dışarıda konseri dinleyen izleyicilere saldırması haberi de tuzu biberi oldu. Biz bile alandan çıkarken son derece kaba ve insanları bir oraya bir diğer tarafa gönderen bu insanların da daha profesyonel ve işini bilen kişilerle değiştirilmesi de elbette en büyük arzum.

Konserde fazla görüntü çekmedim. Ama internetten eklediklerim aşağıda. Seneye daha iyi ve daha uzun bir Sonisphere yaşamamız dileğiyle herkese iyi seyirler

About Özkan Ulukök

1977 yılında Ankara'da doğdum. ama yaşamımın büyük bir kısmı daha bir yaşına gelmeden taşındığımız İzmir'de geçti. 1999 yılında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldum. Burada önce 2002'de yüksek lisansımı zorlu bir süreç sonunda 2009'da da doktoramı tamamladım. Doktora tezim Marka Değeri üzerine oldu. 2004'e kadar Ege İletişim Reklamcılık Bölümü'nde Araştırma Görevlisi olarak Reklam Yazarlığı, Yaratıcı Düşünce, Marka Değeri konuları üzerinde çalıştım. İstanbul'a gelişimle özel bir akademide geçen eğitmenlik tecrübesinden sonra 2007-2011 arasında Shell & Turcas Petrol'de Eğitim Uzmanı olarak, 2011-2015 arasında da Imperial Tobacco Türkiye İK departmanında Eğitim ve Gelişim Yöneticisi olarak çalıştım. 2015'den beri Şişecam Paşabahçe Mağazaları İK departmanında Eğitim ve Gelişim Yöneticisi olarak görev yapıyorum. Seyahat etmek, fırsat buldukça bol bol PC,PS3,iPad farketmez oyun oynamak, sinema, kitap, müzik, elbette fistikyesili.com'da blog yazmak ve bunları paylaşmak gibi hobilere sahibim. Evliyim ve Ümraniye'de yaşıyorum.

3 Yanıt to “Sonisphere İstanbul 2011’in ardından”

  1. Soner Recai Öner Cevapla 25 Temmuz 2011 6:13 pm

    Yazınızı okurken palyaço resmine gelince birden tüylerimi diken diken eden bir anım aklıma geldi!

    Bence bu resimdeki figür korku açısından Alice Cooper’ın formunu kat be kat aşacak durumda!

    Stephen King’in “O” romanını okuduktan sonra palyaçolara olan sempati-çekingenlik duygularım bir anda gerilim tarafına doğru yöneldi. Oğlum da oldu olası palyaço figürüne “uzakta durulması gereken bir karakter” olarak bakmakta iken filmi ve romanıyla S. King sayesinde o da benim duygularıma benzer şeyler hissetmeye başladı.

    Bir gün gece saat 10 civarı büyük marketlerden birinin ıssız reyonlarında dolaşırken uzaktaki rafların köşesinden adeta fırlayan iki palyaçoyu görmemle birlikte(herhalde bir promosyon etkinliğinden dönmekteydiler) ödüm koptu ve derhal bir yere saklanma ihtiyacı hissetim ve oğlumu arayarak durumu anlattım. “Baba hemen oradan kaç!” diyen oğlumla beraber, aramızda mizah konusu olan bu bu palyaço antipatisi durumu çerçevesinde, hem gülerek hem de gerilerek geceyi bitirdik. Sevgilerle. Soner Recai Öner

  2. Sene 93 metalica konseri bir baskaydi

  3. açıkcası yılların inflames dinleyeni olarak hiç mi hiç beğenmedim inflames i. only for the weak bile çok yalan oldu. slipknot saglamdı. özellikle 2004 yılındaki Joey’in solosunu tekrar izlemek tüylerimi diken diken etti. ama eklemeden edemeyecegim alanda suyun ve yemegin bitmesi ile başım ağrımaya başladı ve iron maiden i tam olarak dinleyemedim.

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: