Bir Facebook Hikayesi

BUGÜN

Bilgisayarı hoparlöründeki müzik kendinden geçirmişti adamı. Oturduğu iskemlede arkasına yaslandı. Gözlerini kapattı, müziğin yumuşak kollarına bıraktı kendini.

Yarı uyuşmuş gibiydi.

Yumuşak fısıltılı sesler, bir sis perdesinin içinden çıkıp geliyor, kulaklardan kalbine doğru bir yolculuğa cıkıyorlardı. Bazen bu sis perdesi aralanıyor, belli belirsiz, kimliği olmayan bir kadın sulieti beliriyor sonra kıvrak ama ağır hareketlerle danseder gibi tekrar sisin arasında kaybolup gidiyordu.

Tekrar eden ritimlerden uzaktı müzik. Ama uzun aralıklarla belirli raksı yapıyordu… Bazen tizleşiyor ama keskinleşmiyordu, bir basa doğru yola cıkacakken aniden geri dönüyor, ta gerilerden gelen başka bir sesle karışıyor, iki ses raksederek birbirine sarılıyor, dolanıyor, kıvranıyor, sonra tekrar sislerin arasında silinerek, pembe bir bulut gibi kayboluyordu… Ta uzaklardan bazen sakin, bazen çoşkun dalgaların sesleri geliyor, bu gizemli seslerle hep beraber dansediyorlardı… Arada bir Pan’ın flütü çıkıp geliyor, biraz isterik biraz muzip, geçmiş yüzyıllardan, devamlı, şımarık sirenlerin sesleri kayalıklara çarpıp yankı yapıyordu sanki. Müziğin etkisiyle kendinden geçmiş gibiydi adam…

Nihayet birdenbire güçlü bir ses her şeyi silkeledi. Sanki uykudan uyandırdı. sahildeki çakılların üstüne savurdu gölgeleri… Bir süre devam etti bu uyandırma işi… Bu seste bir önceki kıvrımlı seslere eklendi, dansetti, ayakların kumda sürüyerek dalgalara doğru koştu ve delice dalgaların arasında denize doğru eridi, eridi, kaybolup gitti… Müzik bittiği zaman adam çoktan yorumunu tasarlamıştı. “Bir kadının denizde aşk şarkılarıyla kayboluşu. Ardı sıra hüznü sürükleyerek” diye rastgele yazdı.

Bilgisayarın sol üstteki köşesinde küçük kırmızı bir leke belirdi. Adam biraz merak, biraz sabırsızlıkla kırmızıyı tıkladı. Bir isim vardı. Onu da tıkladı. Dinlediği müziğin sayfası açıldı. Beğendi kısmını seçti ve açtı. Şener diye bir isim vardı… Önce biraz meraklandı. Kadın mı erkek mi acaba diye tekrar tıkladı. Sol köşede bir genç kadın resmi gülümseyerek ona bakıyordu. Pek ilgilenmedi.

Aradan günler geçiyordu… Adam yorumlar yapıyor, aynı kadın, bu yorumları beğeniyor, bazen anlamlı bazen övgü dolu sözler yazıyor. Bazen de sadece gülümseyen bir işareti bırakıyordu.

Ve bir gün sol üste en baştaki kırmızı ışık yandı. Kapattığı zaman artık arkadaş olmuşlardı.

Hikayemiz böyle başladı… Sanal bir alemin, sanal bir sevdası olarak.

Devam edecek…

İmaj: Mastermindesigns.com

Yazan: Birol Acar
Şehir: İzmir

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: