Uzun ve zor bir: Özgürlük Yolu – The Way Back

İtiraf etmeyelim, filmi sadece Colin Farrell oynuyor diye izlemeye karar verdim. Farrell hem çok beğendiğim bir oyuncu hem de bu zamana kadar oynadığı filmler arasından sevmediğim olmadı hiç. Özgürlük Yolu’nu ise artık Farrell’in dışında tutuyorum, koleksiyon filmlerinden biri oldu.

The Truman Show, Ölü Ozanlar Derneği, Dünyanın Uzak Ucu gibi ses getiren filmlere imza atan yönetmen Peter Weir Özgürlük Yolu’nda oldukça etkileyici bir iş çıkarmış ortaya.

Polonyalı yazar Slavomir Rawicz’in yaşanmış bir hikayeyi kaleme aldığı romanı The Long Walk’tan esinlenilerek filme çekilen hikayenin kahramanlarını Ed Harris, Jim Sturgess, Colin Farrell, Saoirse Ronan canlandırıyor.

Yıl 1939.. Hitler’in Almanyası Polonya’nın batısını, Stalin’in Rusyası Polonya’nın doğusunu işgal eder ve ülke ikiye bölünür. Yıl 1941. İkinci Dünya Savaşı sırasında Polonyalı Janusz çok sevdiği eşinden ve ülkesinden koparılarak Sibirya’da bulunan Rusya’nın esir kampına gönderilir. Tek derdi kampta soğuktan ölmeden eşine geri dönebilmektir.

Birçok ülkeden esirin toplandığı bu kamptan kurtulmak dünyanın en zor işidir. Çünkü bu kampın dışında sonsuz bir soğuk ve kaçınılmaz bir ölüm vardır. Polonyalı Janusz, Rus Boran, Amerikalı Smith ile birlikte 4 kişi daha bir gece kamptan kaçarlar, yanlarında bir hafta yetecek yiyecek başka bir şey yoktur. Güçlerinin sonuna kadar yürüyecekler, Rus sınırından geçip Moğolistan’a geçeceklerdir. Soğuğa, açlığa, doğaya inat özgürlük inancıyla vardıkları Moğolistan’ın Rus işgalinde olduğunu öğrenirler. Kendilerine yeni rota çizmeleri gerekmektedir, Tibet’e gideceklerdir, oradan Hindistan’a. Yürüyerek Gobi Çölü’nü geçtip Tibet’e geldiklerinde artık üç kişi hayatta kalmayı başarabilmiştir. Tibet’ten çıkıp Himalayalar’ı geçerek Hindistan’a varıp özgürlüklerine kavuştuklarında geride yürüyerek geçtikleri6500 km. yol bırakırlar.

Filmin asıl beni etkileyen noktası da zaten bu, gerçek bir hikaye ve büyük bir azim ve cesaretle katedilmiş 6500 km. yol. Filmin 133 dakika sürmesi, karakterlerin derinliğine fazla girmemesi Peter Weir’in ustalığına, Ed Harris’in saygınlığına, Colin Farrell’in popülerliğine rağmen izleyende eğer merakını koruyamıyorsa bir sıkkınlık yaratması mümkün. Bir Hollywood filmi olduğu için de tabii ki dönemin komünist Rusyası öcü olarak gösteriliyor. O konuda bir şey diyemeyeceğim, zaten bu zamana kadar kim ne demiş ki… Kesinlikle bir gişe film değil, olmadığını da yapımı için Weir’ın 7 yıl beklemiş olması gösteriyor. Belki de saman altından özgürlükçü Amerika propagandası yaptığından filme finans sağlamış olabilir. Bazı sahneler ve diyaloglar sonradan ekleme duruyor çünkü. Bunlara rağmen film, ölmeden önce mutlaka izlenmesi gerekenler arasında yer alıyor.

About Sergul Sungur

Sergul Sungur, 2004 yılında Ege Üniversitesi Radyo TV Sinema Bölümü'nden mezun oldu. 2013 yılına kadar dizi film ve sinema sektöründe profesyonel çalışma hayatını devam ettirdi. Kariyerine dijital medya alanında uzmanlaşarak yeni bir yön verdi. Deniz, güneş ve kitaplar büyük tutkusu.

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: