Helena’ya açık mektup

En son satırın
“Mutluluklar” diye bitmişti.
Ondan bir önceki satırınsa
“Bence senin bana bu son yazışındı.” diyordu.

Evet bildin sevgilim, bildin.
Bu son yazışımdı.
Sana ucu bucağı olmayan zamanlarda,
Ucu bucağı olmayan yazılar yazdım. Sevda üstüne…
Bir tohumu yeşertir gibi…
“Sen iyi bir kızsın” diye yazdım ilk yazdığımda.
“İyi bir insansın” diye yazdım sonra.
Bir dahaki yazdığımda
“Senden hoşlanıyorum” dedim.
Tohum toprağa düşmüştü artık,
En son yazdıklarım ise aynıydı neredeyse.
Su taşıdım durmadan, bıkmadan usanmadan.
Kalbimin pınarından.
“Seni seviyorum”
“Seni çok seviyorum”
“Seni çooooook seviyorum”
Bu yetmedi,
“Sana aşığım” dedim. Fidanlar çıktı topraktan.
Sonra bu da yetmedi.
“Senin için ölürüm” dedim.
Dallar sarmıştı dört bir yanımı.
Kıpırdayamaz olmuştum. İnsan değildim artık.
Koca bir sarmaşıktım ben,
Sende büyüyen, sana doğru büyüyen.
Ama doymak bilmiyordun.
Tüketiyordun bütün sevgilerimi. Esirgemedim senden.
“Senin divanen” dedim en son. Deli divaneydim çünkü.
Artık kelimeler tükendi, ama sevdam tükenmedi.
Dallarım sürünüyor sana doğru, acı içinde ve kıvır kıvır.

Orada mısın?

Sense sevmeye korktun beni.
Bak her taraf sarmaşık şimdi.
Az kaldı orman olacağız,
Bekle göreceksin.

Nerdesin?

Bu uçsuz bucaksız zamanda,
Bir kez olsun, ama bir kez olsun.
“Seni seviyorum” demedin bana.
Dağlar taşlar ağladı.
Bir insan bu kadar mı korkar sevmekten?
Hep gülümsedin.
Ne bırakıp gittin, ne de tam olarak geldin bana.
Neydin, ne yapıyordun, neden yapıyordun bilmiyordum.
Bir varmış bir yokmuş gibiydin, bir masaldın sanki.

En son satırın Helena,
“Mutluluklar” diye bitmişti.
Ondan bir önceki satırınsa
“Bence senin bana bu son yazışındı.” diyordu.
Daha ne yapsaydım. Sözlükler bitti, sözcükler bitti.
Ben bittim, iflas etti kalbim çok sevmekten.

Evet dün uzun uzun düşündüm, tıpkı dallarım gibi.
Varlığın dayanılmaz olmuştu.
Evet dün uzun uzun düşündüm.
Yokluğun da dayanılmaz olmuştu…
Çaresizdim, suyum kesilmişti.
Yoksuldum, aşk yoksuluydum.
Sürgündüm, aşktan sürgündüm.
Gücüm tükendi. sen tükettin.
Ve sen hala gülümsüyorsun.
Ne gidiyorsun tam olarak,
Ne geliyorsun.
Bense sende büyüyorum hala…. Sen yoksun..
Dallarım kurudu, kuruyacak… Köklerim çürüdü, çürüyecek.
Taşıyamaz beni. Şimdi bir yığın çalı çırpıyım.

Hey ormancı bakma öyle, şaşkın, şaşkın.
Çıkar çakmağını. Yak beni.
Bir yangındım zaten, kül olayım şimdi…

Yazan: Birol Acar
Şehir: İzmir

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: