Şöyle bir toparlayayım dedim

Sabahları erken kalkmayı severim. Yapacak bir iş varsa daha güzeldir erken kalkmak. Eğer yapacak iş dışarıdaysa zaten tadından yenmez. Sabah erken kalkıp yapılacak işin evde olması kadar da kötü bir şey yoktur sanırım. Bilgisayar işi ise sabah sabah yapmanız gereken bak işte o zaman sıkıntı yaparım. Ama sonuç olarak erken kalkmayı severim.

Son bir aydır İngiltere’de olmam münasabeti ile blogla ve diğer teknoloji ile olan ilgim Türkiye’ye göre biraz daha azaldı. İngilte’de zamanın nasıl geçtiğini anlamazken, Türkiye’de yapacak işler için çok fazla zaman bulabiliyordum. Mezun olduktan sonra kendini geliştirmek adına Türkiye’de attığımın adımları burada devam ettiremedim. Henüz tabi ki. Her şey bitmiş değil. Okul, ödevler, yeni arkadaşlar, yeni yerler falan derken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Hem tatil hem okul yaptığım için sanırım bir aylık bir zaman dilimde kendimi bayağı bir boşladım. Gördüklerimin yanında tabi bu boşlama az kalıyordu ancak eskisi gibi bir düzen olmadığı için beni rahatsız etmeye başladı. Aslen geçen hafta spora tekrar başlayıp ki böylelikle düzene giriyor hayat herşeyimi düzene sokacaktım. Ancak rahatsızlanmam dolayısı ve kredi kartımın gelmemesi münasebeti ile herşey gene diğer hafta olan bu haftaya sarkı. Görüyorum ki bu haftanın da sonu geldi ve gene pek planma yapamadım. Ancak şu var ki bir takım olayları toparladım sayılır.

CV yazmaca. CV diyince aklıma aslında saçmalık geliyor. 2 günlük bir mühendisin ne gibi bir CV olabilir düşünüyorum. Herkes yaratıcı bir şeyler yaz diyor ama bilemiyorum ki yaratıcı bir CV nasıl yazayım. Ben bu konu üzerinde düşüne dururken bir yerden CV göndermem istendi. Gönderdik. CV’min uzun ve gereksiz bilgiler ile dolu olduğunu, yeni mezun birinin CV’sinin en fazla 2 sayfa olabiliceğini söylediler. Benim eski CV 6 safyaydı. Aslına bakarsanız belli bir formatta yazıldığı için o kadar çoktu. Bu günlerde yeni CV’im için uğraşıyorum umarım başarıcam ve sonunda CV mi tekrar yollayıp, yoluma devam edebileceğim.

Son zamanlarda nereden esti bilmiyorum iş aramaya başladım. Hani herhangi bir iş. Amaç İngiltere’de insan içine karışabilmek. Özellikle teknoloji firmaları olursa daha mutlu olurum diye onlara baktım. Daha doğrusu “ona” baktım diyelim. Bulunduğum şehirdeki Apple magzasında iş var mı diye baktım ama cıx bir sonuç çıkmadı. Kısmet dedim bende gerisin geri geldi. Aslında gerisin geri de gelmedim. Çünkü online olarak bakmıştım. Yarın gidip bizzat bir sorayım bakalım, ortama bir bakayım.

İngilizce düşünmenin bu günlerde ne olduğunu sorgular oldum. “İngilizce düşünmek önemlidir.”. Peki bu nedir? İngilizce düşündüğümüzü nasıl anlarız? İngilizce düşünmek kendine kendine konuşurken fark etmeden İngilizce konuşmak mıdır? Nedir yani derken sorular içinde boğulduğumu fark ettim ve hemen kıyıya yüzerek. “Sakin ol Ender, sor bir bilene” dedim kendi kendime. Şimdilerde bunu öğrenme çabasın içindeyim. Bir kaç bilenim var soralım bakalım paylaşım bakalım.

İstiyorum ki, böyle sinema gecem olsun. Penne gecem olsun. Bira gecem olsun. Bilmem ne gecem olsun. Her gecemin bir anlamı olsun. “Evet bugün arkadaşlarla puba gitme gecem” diyebileyelim. Neden böyle bir tribe girdim bilmiyorum ama kulağa hoş geliyor. Planlanmış koca bir hafta. Hah kim sizi yıkabilir değil mi? Neler yapılacak zaten belli. Gerisi süprizlerle dolu. Pub da yeni bir insanla tanışmak mesela. Sinema gecesinde pek süpriz beklemiyorum acıkcası.

Son olarak bir haber vereyim. Geçen haftasonu o meşhur Oxford’daydım. Kendisi hakkında güzel bir yazı yazmayı ve gezi sitelerinde bunu paylaşmayı planlıyorum ancak güzel bir yazı için güzel zamanlarda gerekiyor sanırım. Siteye fotoğraf koyma alışkanlığım olmadığı için yok alışkanlık demeyelim biz ona kültür diyelim fotoğrafları başka türlü paylaşacağım. Aslında bir kısmı Facebook hesabımda mevzut ancak konusu geçtikce fotoğraflarla bir şeyleri anlatmak sanırım daha güzel olacaktır diye düşünüyorum.

Haftalar haftaları burada böyle kovalarken sanırım daha fazla alışmaya başladım. Türkiye’yi özledin mi? sorusuna cevabım “Burada herşey aynı sadece insanlar İngilizce konuşuyor.” oluyor. Sanırım henüz bir özlem içine giremedim. Ancak zorlandığım noktalar misal hasta olmak ve doktora gitmek. Sorun doktora gidip kendini anlatamamak değil, sorun o doktora nasıl gideceğini bilememek. Sağlık sisteminin sanırım bizimkine göre biraz farklı olmasından dolayı burada hasta olup doktora gitmekten korkuyorum. Şu an aklıma gelen başka sıkıntım yok. Umarım olmazda. Sevgiler efendim.

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: