Eğitim Serüveni-4

Tatil arası, mezuniyet derken blog işlerini boşlamışım. İçimden gelmeden yazamadığım için de uzun bir süre bloga yazı düşemedim. Takipcilerimden özür dilerim. Bu kısa özür mesajından sonra “Eğitim Serüveni” başlıklı yazı dizimin dördüncüsüne geçelim.

Lise yıllarım aslında çok hızlı başlamadı. Anadolu Öğretmen Lisesi’ni kazandığımı öğrendiğimin yazı, ortaokulda çok görüşmediğim ama gene de tanıdığım arkadaşların da Anadolu Öğretmen Lisesi’ni kazandığını öğrendim. Hayatımda ilk kez ciddi anlamda bir hedefim olmuştu ve bende bunu başarmıştım. Okulun ilk zamanları hazırlık sınıfı olmam dolayısı ile hep gırgır geçerken, yeni arkadaşlıklar ediniyordum. İlkokul ve ortaokul arkadaşlarımın bir kısmı ile Anadolu Öğretmen Lisesi’nde tekrardan bir araya gelmiş ve arkadaşlıklarımızı sağlamlaştırmıştık. Hazırlık sınıfı sırf ingilizce üstüne kurulu derslerden ve diğer müzik resim ve beden eğitimi adlı sanat ve spor derslerinden oluştuğu için bir nevi tatilde gibiydik. Liseye girebilmek için çok çalışmıştık ama sonra liseye girince ipleri saldık. Zor bir hazırlık dönemi geçirdiğimi söylemem doğru olmaz çünkü tek taktir belgesini hazırlık sınıfında aldım. Lise 1, 2 ve 3 de sadece teşekkür ile yettindim.

Lise 1 zamanları hazırlık sınıfındaki arkadaşlıkların devamı olduğu için kaynaşmalar devam etti. Ayrıca biz Lise 1′e geçince diğer Anadolu Liselerinden arkadaşlarımız da geldi ve yeni arkadaşlıklar doğmaya başladı. Ancak Lise 1 sanırım okuduğum en zor lise sınıfıdır diyebilirim. Çünkü 1 sene boyunca yattık. Matematik, fizik bilmem ne anlamında zerre bir şey görmedik ve toparlamak cidden zor oldu. Tam toparlıyoruz derken zaten sene bitti ve bölüm seçme zamanı geldi. Aslında ben başlarda reklamcılık okumak istiyordum. Ama bir reklamcı ne yapar bilemiyordum. Reklamcılık okumak derken o zamanlarda sanırım reklamların senaryolarını yazmak işinden bahsediyordum. Kendim bile hatırlamıyorum. Ama hatırladığım ailemin bu yönde bana pek destek olmadığıdır. Onlar daha böyle mühendis avukat triblerinde olunca ister istemez ve benim de biraz zorlamam ile sayısala gittim ve bugüne kadar süren o çileli serüven o gün başladı.

Hocalarım ve ailemdekiler çok defalarca eşit ağırlık bölümüne gitmemi söyledilerse de ben kafamın dikine gittim. O zamanlarda hiç yoktan harita mühendisi olurum diyor, baba mesleğine devam ederim diyordum. Gel gör ki Lise 2 den sonraki gelişen 2 yıl hiçte öyle olmadı.

Lise 2 başlarda iyi gibiydi. Ancak işler kızışmaya başlayınca, sınavlar sıklaşınca sayısal çilesi kendini belli etmeye başladı. Artık dönülmez bir yola girmiş ve hızla ilerliyorduk. Kimilerimiz yolda düşse bile ben tutunmaya devam ettikçe, kafam duvara sürtünüyor ve alevler çıkıyordu. Bana ayit olmayan bir yerdeydim ve sanırım mutlu değildim. Ancak o yaşlarda sayısal ne sözel ne kim biliyor. Kim ne istediğini biliyor. Ergeliğin tavan yaptığı zamanlar, kafa başka çalışıyor. Önümüze verilen ot gibi testler. Ama bir an olsun “Bu ne lan? Biz ne yapıyoruz?” diyen yok. Anlamsız işler peşinde koşarken zaman geldi çattı lise 3 e ancak Lise 2 yıllarının bana kattığı şeylerin başında eğitimden çok sıkı dostlukların kurulması oldu. Neden ve nasıl oldu bilinmez ama Lise 2 yıllarında edindiğim arkadaşlıklar hala en son sürat devam ediyor. Kopmalar var. Çünkü birileri okulunu birtidi iş güç sahibi oldu, birileri evlendi, hatta çocuk sahibi bilem olan var. Ancak dostluklar hala devam ediyor ve telefonla da olsa görüşmeler sürüyor.

Lise 3 hani zurnanın artık cart mı desem zart mı desem dediği yer. Ancak yaşlar çok genç, kafalar bi karış, herkes bir alem ve ben ayrı alem. Aşk trafiği falan derken geçen koca sene ve ele geçen bir hiç. E tabi sonuçları sadece aşka bağlamak saçma olur. Bu saate neden sonuç ilişkisi de kurmak saçma olur. Ama çocukca davranmak desek yeridir. Savunmadan ziyade aslında burada şunu demek lazım. Her yaş yaşanması gerekenler oluyor ve yaşanıyor. Sağlıklı bir birey miyim onu tam olarak bilemem ama bildiğim tek şey o yaşlarda yaşadıklarımın bana ileride çokca tecrübe olmasıdır. Ha eğitim-öğretim hayatıma ters etki etmiştir o ayrı bir konu. Bir seçim yapmak gerekiyordu ve istemeden de olsa yapıldı.

ÖSS telaşı bizleri de sarmışken bir yandan başka şeylerle uğraşıyor ama dersleri de ihmal etmemeye çalışıyorduk. Üniversiteye hazırlık ve lise son dersleri bir anda ben yürütemiyordum. Çünkü dersler harici yapcak sanırım çok işim vardı. İyi ki de vardı. O işler olmazsa sanırım dersler yüzünden de kafayı yerdim. Acaba kafayı yemeyi mi tercih etseydim? Şimdi bilemedim. Geçmişe gidip bir de o şekilde baksak acaba nasıl olur. Şimdi merak ettim. Efendim neyse lise 1 ve deli dolu lise2 derken acayip karanlık bir lise 3 dönemi ve sonundaki ÖSS çöküşü ile biten bir hayat. ÖSS sonucu ilk girişimde olmadı ve hafta içi serüvenim başladı.

İmaj: Pe-international.com

About enderahmetyurt

Full Stack Developer

Bir Yanıt to “Eğitim Serüveni-4”

  1. benzer bi kaderimiz varmış:) ama anadolu öğrt. lisesine gitmene rağmen ilk girmende kazanamayışına sasırdım doğrusu..ben de bi anadolu lisesine gidiyorum ve zorla sayısalı seçenlerdenim:( benim değiştirme hakkım vardı ama onu da yapmadım.Sen taktir ve tesekkür de almışsın ben de o da yok:) galiba bn de ilk girmemde kazanamicam ama daha lise 3’e geçtim 2 yılım var kafayı yemek pahasına da olsa çalışmayı düşünüyorum:)

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: