sen: her şey.

Ardından adını zikrettiğim, zifir odalar içinde kilometreler eskittiğim, sana tutsak iki ay bitti Kadınım. Kış geldi ve soğuğa rağmen yalnız uyuyorum. Bu sana vermiş olduğum, daha önce çok sefer şerefsizlik yaptığımdan, tutmayacağıma inandığın bir söz. Sözümü tutuyorum ancak bu kez. Son sen dokundun ve son dokunan kalacaksın.

Dönmüyorsun. Hala seni sevdiğim için kızıyorsundur da belki… Haklısın ne söylesen.

O kadar kör ve bencil yaşadım ki seni, o kadar bencil, o kadar şuursuz, şimdi kefaret adına ne kadar düşünsem az.

Düşünmek demişken, dün gece, ilerleyen saatlerde, çıldırmak eşiğinde yakaladım kendimi yine. Yalnız kalamadığımdan sen sonrası, neredeyse boş bir barın en göze batmaz ve kuytu köşesinde, kendi kendime içiyordum. Aklın kalır diye söyleyeyim, ne ortalıkta göründüm, ne de seni utandıracak işler yaptım.

Sarhoş değildim.

Zaten artık sarhoş olamıyorum, endorfini tükettiğimden olsa gerek ya da sen giderken götürdüğünden, sadece sessizce kendime seni anlatıyordum. Şehri gözlerinden akıtıyordum; kısacık zamana sıkışmış, tazecik ekmeklerin kahvaltı kokusu, buluştuğumuz meydanların tıknaz kalabalıkları, Boğaz’ı geçen dibi boylayası tekneler, elele yürüdüğümüz caddenin ortam sesleri, çıktığımız gecelerin müziği, bastığın kaldırımlarında güzel ayak izlerin, gözlerim yerde, fark etmeden yaşadığımı tükettiğim zaman… Seni yaşıyordum hala yanı başımdaymışsın gibi saçlarına gömülmüş uyuduğumuzu düşlerken.

Aklımı aldın işte, senden sonra bu kadar sade olan bitenler, sütlü kahve içemediğimden, uyanmadan geçen günler.

Lanet alışkanlıkları, haza ait duyguları değil sadece, en kötüsü seni yarı yolda bıraktım ben, bunu biliyorum. Şu an aklımın dağılmasına çeyrek kalmasına sebep günahım, sana yaptıklarım. Farkındayım.

Bilmen ne ifade eder emin değilim ama kalan izlerini sevdiğini bildiğim, küçücük kalbim delik doğdum ben ve ihtimal sana aşkımın yetmeyeceğinden korktuğum için biriken yersiz öfkem, onarmış olsalar da ufakken, o delikten sızdı emsalsizliğin karşısındaki aczimden.

Bu gün de, içim belki de bu yüzden böyle acıyor, aynı kör olası delikten, tutkun da sızdığı için asit kıvamında, yanıyor içim. Seni belki bu yüzden böylesi özlüyorum.

Diğer yandan, sağırlığını bilirim senin haklı olduğun zamanlarda, zaten yeni gelin misali, elimi ayağımı nereye koyacağımı şaşırırım ya karşında, şimdi de kelimelerde tıkanmak sürpriz değil, söylemek istediğim sanırım:

“Merhamet kavramına acı, bana acımıyorsan bile, sessiz (ve sensiz) yaşamak inan bize yol değil.”

Mucizeler yaratmakta “emsalsiz” bir ustasındır sen; yine yapsan, geri gelsen be Kadın? Ben göçmeden gelsen, bir diğer sözümü tutmama izin versen ve ben sadece seni mutlu etmek için yaşayıp gözlerinde ölsem?..

Seni, sen olduğundan, senin istediğin gibi, senin sevdiğin biçimde, senin için, senin layık olduğun şekilde mutlu etmeme izin versen. Dersimi aldım ben sen yokken. İnan aldım, Tanrıçalar şahidimken.

Olmuyor iste, sensiz olmuyor. Kaç kez söyledim, biliyorsun:

“Sen yok, ben yok, her şey sen.”

Yazan: Kaan Volkan

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: