hayalet şehir.

şehir farklıydı şarkılarından, yaşadığımdan biliyorum.

şarkıların hiç bir zaman beni kast etmedi, ne mutlu olduğumuzda, ne de huzursuz ve öğrendim artık şarkılarına atfen cevap vermemeyi, arıza etmemeyi, üzerime alınmamam gerektiğini de, geç ve güç oldu maalesef.

ardından şarkıların aklımda, bildik sokakların tanımadığım kedileriyle muhatap oluyorum sen yokken. iki satır laflıyoruz sık sık tek konumuz senken.

kimi şarkılarının kliplerindeki çizgi kedilerin yalan dolan hikayelerine rağmen, sürekli eleştirdiğin “gerçeklik algım” ve ben, sana meftun geziniyoruz hala tenhalarda… ne cüceler var üstelik ortalıkta ne de diğer kadınlar yanımızda… her şey sen ve senden ibaret civarda olmasanda.

muamma tatil planlarına, şehrin gitmediğimiz köşelerinde eşlik ediyorum farkında olmadan ardından, katli vacip sokak itinin cinayetini işlerken sen yokluğunla, taptığım ellerin kırmızıyken… bayramlık kurban niyetine, kimseye yakalanmamışken şikayetçi olan bulunmadığından. sırtım terden sırılsıklam, izlerin hala dururken mutlu olduğunu bildiğim, bıraktığından.

bir başka şarkıya gibi üstelik, bana ait olmayan, üstüme alınsam bile arayamayacağım seni utancımdan. sanma ki kotaya malulum, sanma ki Kuzey’deyim, sanma ki aklım sensiz. HAYIR! bilmediğin sadece güvenmen gerektiği bu kez, ön koşulsuz ve gayesiz… meram anlatma çabana nasıl kayıtsız kalabilirim ki sensiz? mümkün olan var ve olmayan…

bilmiyor değilim ne yaptığını, susmam utancıma esaretimden ve mucizeleri hep sen getirdin “emsalsiz” varlığına ithafen, ne yaptığını pek de bilmeden.

tam da burada yineliyorum, şehir bize aitken ve gözlerim hala güzel ayaklarının izinde yerdeyken, şarkıların her daim üzerime alındığım yaftaların olarak kaldı ve ne yazık söylemek istediklerini her zaman üçüncü şahıs kipinde işittim ben, sen çocuk bencilliğinde kulaktan kulağa oynamayı tercih ederken…

yeter lütfen! yeter. bu sefer lütfen derdini sen söyle, Kadınımsın ne kadar inkar etmeyi denesen de… lütfen bir an dur ve dinle, yazmıştım üstelik gurur ve övünçle, bir “A” şıkkım yok benim, yok işte!..

topalladığımdan sen sonrası, aksak Rus köylüsünden bin beter halim ve Pollyanna’cılık oynamayı tercih etmeyeceğim, Katerina’nın duvarlarını da dikmeyeceğim. neysek o ve her halim sen, sana ait, sana aşık. anlar mısın artık? vaadlerim yok, olan biten ortada, bak ve gör lütfen gizlice, anlayacaksın: değişen hiç bir şey yok. ensem giyotin ıslığına amade nikotin bağımlısı güzel ayakların dinlenirken üstünde… “an” mı demiştik? “kıymetli an”… hissediyorum inan.

yapma Kadınım, etme, eyleme… gel be! geri gel artık, incinen kemiklerim sadece seni taşımak için var, kırılmak pahasına, neyi anlatamıyorum sana böyle yalvarırken ulu orta?

bir kelimeye elli bin kelime feda ettim sana, anlasana lütfen, pişmanım ve gidip dönüyorum ölümden, kendime ve sana ihanetimden… yapmamalıydım biliyorum, yaptım. yaptım lanet olsun da, öldüm be, öldüm. yaptığım an öldüm. öldüm.

sensiz öldüm, gözlerin yokken ne yazık.

ellerim benim değil sana yazarken, neden anlatamıyorum? neden lütfen?

her şeyim sen, sana ait, sana dair, sana atfen, senin için, sen… sadece eksiksin, yoksun sen. lanet olsun, siyah beyaz resimlerinden de beter eksiksin sen.

dönsene lütfen.

Yazan: Kaan Volkan

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: