Konserlerle 2011

Geçen sene konser açısından hiç de fena bir yıl olmadı aslında. Görmeyi çok fazla istediğim birkaç grup ve bunların yanısıra görsem hiç fena olmaz dediklerimle dolu bir konser dönemi geçti. Darısı 2012’ye diyerek geçen sene kimleri görme şansım olmuş ve ne gibi performanslar yaşatmışlar kısaca toparlayalım o zaman. Bu arada aşağıda aynı festivalde olanları tek başlık altına aldım ve evet biliyorum o festivallerde daha fazla grup vardı ama ben izlediklerimi paylaşıyorum unutmayın:)

Therion: Aslında 2011 değil 2010 Aralık ayında izleme şansım oldu ve çok da iyi oldu. O zamanda kısa bir yazı karalamıştım ama tekrarlamak gerekirse Christofer Johansson şaheseri Therion, İstanbul’da yurtdışındakilere benzer sahne şovları yapamadı belki ama kesinlikle güzel bir performansla akıllara kazındı. Tekrar gelsinler tekrar gidelim diyip unutulmayan performans olarak da Mozart coverı Dies Irae’yi öneriyorum.

Jay Jay Johanson: 14 Şubat şerefine İstanbul Bronx’da sahne aldı Jay Jay Johanson ve gerçekten güzel bir performans yaşattı izleyenlere. Ama maalesef alanın küçük olması nedeniyle etrafta konser yerine sürekli boş boş konuşan kitle yüzünden değeri bilinemedi. Sadece romatik bir 14 Şubat yaşayalım tribiyle gelmeyenlerin olacağı bir konserini izlemek dileğiyle.

Maroon 5: Kuruçeşme Arena’da Nisan ayında gerçekleşti. Neden gittiğimizi hala çözemediğimiz ama bizde hata yapabiliriz dedirten (hatasız kul olmaz!) etrafta anneleriyle gelen birçok çocuğun da olduğu 2011 konserlerinin faciası. Yazık zamana ve geri kalan herşeye, sadece gitmek için gidilmeyeceğini tekrar öğrenmiş olduk…

Blind Guardian: Çok ama çok da güzeldi be Refresh’de yağmura ve Hansi’nin kısa saçlarına rağmen. Yazdık da zaten detayları işte burada. Mükemmel açılış Sacred ile başlayan konserin mükemmelliği bis kısmında özellikle Bard Song: The Hobbit’i canlı dinlerken doruğa ulaştı. Setlist’de iyiydi herşey çok çok iyiydi. Yine gelsinler yine gidelim.

Sonisphere: Purple Concert rezaletini zaten yazmıştık.
In Flames: Festivalde ilk izlediğim ama sıcak ve ortam nedeniyle çok da kendimi veremediğim grup. Kısmet belki bir dahakine.
Alice Cooper: Yaşlı kurt çok da sağlam bir performans sergiledi. Tüm klasikleri eksiksiz çaldı. Poison, No More Mr. Nice Guy ve egzantrik sahne şovlarıyla aldı bizi geçmişe götürdü.
Slipknot: 2011’de izlediğimiz en iyi sahne şovuydu. Ölen basçılarının sahnede yer alan tulumu. Maskeler, çılgın palyaço ve daha da ötesiyle kesinlikle konserlerin en önemli unsurlarından birisinin de şov olduğunu kanıtladılar. Çok da güzeldi.
Iron Maiden: Festivalde en çok beklediğim gruptu. Hala sapasağlamlar. Aklımda kalanlan elbette Trooper, seyirciyle beraber söylenen Fear of the Dark ve önümde babasının sırtında kendinen geçmiş 10-12 yaşlarındaki Iron Maiden fanı:)

One Love: Kesinlike Türkiye’nin organizasyon açısından en başarılı festivali.
Happy Mondays: Çok fazla dinlemediğim bu Madchester akımının grubunu canlı izlemek fena değildi. Daha fazla incelemek lazım dedirtti.
Manic Street Preachers: One Love’ın benim için en önemli grubuydu. Canlı izlemekten büyük haz almamı sağladılar. Kaç kere gelseler hepsine gitmeye hazırım. Mükemmel bir setlist çaldılar ve ılık bir yaz akşamında Gal bayrakları altında bizlere sadece coşmak kaldı.
Cake: Erken saatte çıkmaları nedeniyle değerleri bilinemedi bu mükemmel grubun. Birkaç fanları vardı ama kalanlar sadece bilinen şarkılara eşlik ettiler. Başarılı performanslar ve sıcak tavırlarıyla iyi ki gelmişler dedirttiler.
Editors: Daha önce duymama rağmen ilk defa One Love sayesinde dinlediğim Editors, farklı tarzı ve güzel müziğiyle aklımda kalan gruplardan oldu. Konserden sonra arşivimi albümleriyle zenginleştirdiğimi de belirteyim.
Suede: İsimlerini Morrisey şarkısından (Suedehead) almaları bile bu grubu sevmemi sağlayabilir. Büyük fanları değilim ama konserde gerek şarkıları gerekse performansları oldukça başarılıydı. İyi bir setlist çaldılar ve bana da iyi ki gelmişler dedirttiler.

Rock’n Coke: Mükemmel bir festival olmadığını hepimiz biliyoruz ama benim gibi konser kıtlığı (Büyük Kıtlık) yıllarını bilen birisi için yine de iyi sayılır. Organizasyon başarısızlıklarını atlayalım.
Motörhead: Müthiş fanları değilim. Hatta bazen ritmler yorabiliyor bile ama yılların Motörhead’i ve Lemmy’sini görmeden ölmemek lazımdı. Ace of Spades’i canlı dinlemekte cabasıydı.
Limp Bizkit: Bu herifleri sevmiyorum ama kabul etmek lazım kitleyi iyi coşturdular. En önde izleme şansımız oldu ve ben bile coştum diyebilirim. Görmesem ölmezdim ama izlediğim için yine de daha mutluyum.
Skunk Anansie: Canlı izlediğim için en fazla sevindiğim isimlerden birisiydi. Şarkılar mükemmel söyledi, sahnede enerjisi hiç bitmedi ve seyirciyle mükemmel bir etkileşim halindeydi. İzlemeyenler olduysa yazık olmuş diyebilirler şu anda.
Paolo Nutini: İlk defa izledim. Dingin şarkılarıyla eğlenen bir kitle vardı sanıyorum ama ben çok fazla dikkat edemedim zira Travis’den önce karnımı doyurmam lazımdı.
Travis: Yılın kapanışını yapan gruptu benim için. Şarkıları, mütevazi tavırları ve hiç detone olmadan hatasız sahne performanslarıyla kendilerine duyduğum saygıyı arttırdılar. Yine gelseler kesinlikle yine giderim. Travis’den sonra yorgunluğun etkisiyle Moby’i izleyemedik ama olsun o yine mutlaka gelecektir:)

Yazıya dönüp bakıyorumda 2011’de bayağı bir grup görme şansımız olmuş. Konser iptal olmasaydı seneyi Kasım ayında yapılacak Amorphis ile kapatacaktık ama kader işte. Bu arada 2011’de kaçırdığıma en üzüldüğüm grubu da açıklayayım: Judas Priest. 2012’nin de en az bu kadar güzel ve verimli olması dileğiyle herkese iyi ve bol eğlenceli konserler:)

About Özkan Ulukök

1977 yılında Ankara'da doğdum. ama yaşamımın büyük bir kısmı daha bir yaşına gelmeden taşındığımız İzmir'de geçti. 1999 yılında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldum. Burada önce 2002'de yüksek lisansımı zorlu bir süreç sonunda 2009'da da doktoramı tamamladım. Doktora tezim Marka Değeri üzerine oldu. 2004'e kadar Ege İletişim Reklamcılık Bölümü'nde Araştırma Görevlisi olarak Reklam Yazarlığı, Yaratıcı Düşünce, Marka Değeri konuları üzerinde çalıştım. İstanbul'a gelişimle özel bir akademide geçen eğitmenlik tecrübesinden sonra 2007-2011 arasında Shell & Turcas Petrol'de Eğitim Uzmanı olarak, 2011-2015 arasında da Imperial Tobacco Türkiye İK departmanında Eğitim ve Gelişim Yöneticisi olarak çalıştım. 2015'den beri Şişecam Paşabahçe Mağazaları İK departmanında Eğitim ve Gelişim Yöneticisi olarak görev yapıyorum. Seyahat etmek, fırsat buldukça bol bol PC,PS3,iPad farketmez oyun oynamak, sinema, kitap, müzik, elbette fistikyesili.com'da blog yazmak ve bunları paylaşmak gibi hobilere sahibim. Evliyim ve Ümraniye'de yaşıyorum.

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: