23=(2012-1989)

baba,

geçen sefer uzun süreden beri birikmişlerim vardı yazacak, bu yıl anlatacaklarım var kısacık ancak yoğun geçmiş bir zamana sığacak…

değişik geçti bu sene, unuttuğum tüm öğrettiklerini hatırladığım, yeniden öğrenmekle kalmayıp benim de çocuklarıma öğretmem gerekenler olduğunu kavradığım bir kaos, bir dram, bir mutluluk ve bir farkındalığına geçiş sürecini deneyimledim.

şaşırdım baba,

hem tüm olan bitene, hem “o kadar olmaz!..” denen hemen her şeyin bir sene içerisinde olup bitmesine. kilitlendim misal bir kaç gün, açılmam için müdahale etmek zorunda kaldılar deyim yerindeyse… vaz geçtim, pes ettim, koptum ve geri geldim, müsahama ettiler en hafif tabiriyle…

alenen küfrettim, bin değil yüz bin pişman oldum. öğretimi, örfümü, adetimi, annemi, beni ve evimi hiçe sayıp her ne kadar hak ettilerse de… “Şehir Efendisi” bir adamın oğlu olarak ettiğim lafı yutkunamadım, kendime yediremedim. önüme baktım, nedamet getirdim, affedilmeyi denedim, canı gönülden istedim, elimden gelen çabayı da sarf ettim.

sonra an geldi; bir Haziran sabahı, kahvaltı vakti, öngörüp de dikkat etmemi söylediklerin bir bir gerçekleşti:

hani derdin ya kelimesi kelimesine; “sana iki cümle değer vermeyene, tek kelime bile sarf etme!” oluverdi işte… ne mi yaptım? seni dinledim, bir anda ve tek kalemde sildim.

öğrettikleri unutmadığım hallerde hep doğruyu bulduğumdan da hiç dert etmedim.

kaybetmedim baba!

aksine kazandım. kazıyarak kazandım.

fikrimi, aklımı, eski ve yeni dostlarımı, kadir kıymet bilenleri, adam gibi adam olduklarını ispat edenleri, yeni deneyimleri ve hepsinden önemlisi “Cücelerimi” yeniden kazandım.

biçtiğim değeri fark etmeyenlerden, korkmayı tercih edenlerden, vereceklerimi alacak cesareti olmayanlardan ya da arsızlığı marifet bilenlerden yürüdüm gittim.

geçici süre saptığım özüme geri dönmeyi çok istedim. istemekle kalmadım denedim, deneyip bırakmadım, başardım. kendime saygımı ve güvenimi yeniden kazandım.

yazmıştım ya geçen sene;

“kendine saygını yitirme“ olur da bir gün başına gelirse, “inancını, öğretini, kıbleni kaybetme.“ demiştin diye, eşiğinden döndüm baba… inan direkten döndüm bu seferinde.

geri gelmekle yetinmeyip öğrettiklerin üstüne, kendi çocuklarıma öğreteceklerime yenilerini ekledim:

biliyorum artık, “yeterince sabırla yürürsem, gözümü kamaştıran, omuzlarımı cılk yara eden güneş, ufkun denizle bir olup sonsuzluğu sunduğu o kıyıya vardığımda, ılgıt esen rüzgarda, sırtımı ısıtacak…“

bir diğer örnek;

“ertelemek bitmektir. karar vermek, üstüne gitmek, işi bitirmek esastır…” demeyi sadece lafta bırakmayıp uygulamaya geçirmeyi de öğrendim baba… bak, bu yazıyı yazıyorum ve saatinde yayında olacak göçtüğün tarihin 23 sene sonrasında, bin yüz kilometre yoldan dönmüş ve neredeyse yorgunluktan ölmüş olsam da. bunu da öğreteceğim yapabildiğimden gururla çocuklarıma…

ve inan, ağzımdan yapmaya yeltenip yapamadığım, korkup kaçtığımdan ardında duramadığım tek cümle çıkmayacak nesiller boyu biriktirdiğimiz, bizim ve bizden sonrakilerin üstüne ekleyeceklerini bildiğimiz öğretilerimiz adına…

emin ol, “okuyup anlamadan ezberlediklerimi değil, yaşayıp deneyimlediklerimi aktaracağım beni dinleyecek çocuklara, torunlara…” havada kalmayacak hiç bir sözüm, ağzımdan çıkan her kelimenin ayakları yere basacak, sorgulayan olursa da karşısında beni bulacak.

başım dik ve gururla duracağım yaptığım iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış her hareketim ardında… yeri gelip göğsüm kabaracak, yeri gelecek utancımdan aynaya bakacak yüzüm olmayacak ancak her ne olacaksa olsun, sorumluluğumu alacağım, icabı neyse yapacağım.

öğrendiğim şekil asla korkup kaçmayacağım, yan çizip dönekliğe bağlamayacağım.

işte böyle baba,

iyisi ve kötüsü ardımda, günahı ve sevabı Kiramen Katibi defterimde, bir sene daha sensiz, aklına ve fikrine muhtaç yıllardır olduğu gibi geçti gitti işte.

“Cücelerim” için savaşıp seyrek kaybedip çokluk kazanma peşinde, bata çıka yürüyorum izinde… hayat ya da kader, ne dersen de, ne bana, ne de başkasına sana davrandığından ayrıcalıklı davranmıyor, iş dönüp dolaşıp başa gelenlerden süzdüğünü ne ölçüde aktarabileceğine bakıyor…

benim derdim, öğrenebileceklerimi, deneyimleyebileceklerimi benden olanlara taşımak, olabildiğince öğrenip olabildiğince aktarmak, senin yaptığın biçim başlarına gelebileceklerine karşı onları uyaracak kadar bilgili olmak, öğretebilecek kadar uzun yaşamak…

sırf bu nedenden, bir kez olsun “yaptığını” yapmayacağım, olabildiğince uzun yaşayıp onları erkenden yalnız koymayacağım, başları sıkıştığında ellerinden tutacağım, kendini “adam” sanan ancak ucuz kahramanlığı her daim lafta kalan, soysuz kalmış ite kopuğa bırakmayacağım.

huzurla uyu. unuttuklarımı hatırladım, safraları attım ve yeniden başladım.

gideli 23 yıl olalı bu günde;

oğulların gururla yolundan gider, “Cüceler” hasretle ellerinden öper ve bilirsin…

Yazan: Kaan Volkan

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: