Teknolojik Hatırat / Bölüm 3

Bir dönem (biz genç iken yani henüz internet icat edilmemişken hatta cep telefonu bile yokken) telefonu bir iletişim aracı dışında eğlence aracı olarak da kullanırdık. Tanıdığımız ya da tanımadığımız birilerini arayıp onlarla dalga geçerek kendi çapımızda eğlenirdik. Ama bu durumu telefon sapıklığından ayırmak gerekir, bizim yaptıklarımızın sapıklıkla hiç alakası olmazdı. Hatta bu telefonla işletme konusunda kendini oldukça geliştiren arkadaşlarımız vardı, onlara ayrı bir saygı duyulurdu.

Telefon işletme öyle tek düze olan bir olay değildir. Kendine göre kuralları vardır ve çeşitlere ayrılır. Öncelikle işleteceğiniz kişiye kesinlikle kimliğinizi açığa çıkartan tiyolar vermememiz gerekir. Bu da konuşurken ses tonumuzu değiştirerek veya ahizeye mendil koyarak yapılır. Birini işletmeden önce mutlaka ne konuda işletileceği üzerine karar verilmesi gereklidir. Eğer bu yapılmazsa işletilen taraf siz olursunuz. İşletilecek kişi tanıdıksa onun bilinen bir özelliği üzerinden konu açılmalıdır. Mesela sinirli biridir hemen küfredebilir ya da her şeye inanan biridir saçma sapan bir yalana bile hemen inanabilir. Eğer işletilecek kişi tanınmıyorsa genelgeçer bir konu seçmelidir. Mesela herhangi bir evi arayıp yemek siparişi verilir ya da beyaz eşya tamiri hakkında yardım istenir.

Ama en önemli ve vazgeçilmez kuralı, konuşma esnasında hiçbir şekilde gülmemektir. Eğer gülerseniz dönüşü olmayan bir yola girmişsiniz demektir, o andan sonra telefonu direkt kapatabilirsiniz. O konuşma size fayda gelmez artık.

Biz genelde tanıdığımız insanları işletirdik. Ama artık bu öylesine içinden çıkılmaz bir hal almıştı ki, sonunda kimseyi işletemez olmuştuk. Çünkü bir insanı bir konuda sadece bir kere işletebilirsiniz. Hadi diyelim, hasbelkader şansınız var ikinci kez işletebilirsiniz ama bunun bir üçüncüsü asla olmaz. Çünkü karşı taraf asla yemez. Etrafa yayılmasın diye en fazla 3 kişi bu işi yapıyorsunuzdur, bundan dolayı zaten kombinasyonlarda bir sıkıntınız vardır. Tek seçeneğiniz vardır, telefon rehberine bakmak. Rehberden rastgele seçtiğiniz bir numarayı işletmek bizim için daha eğlenceli olurdu. Bazen rehberdeki sarı sayfalardan işyerlerini aradığımız da olurdu. Hatta bir gün İzmir gübre ofisini arayıp gübre fiyatlarını öğrenmeye çalışarak telefona çıkan görevliyi sinir krizine sokmuştuk.

Dijitale geçildiğinden beri artık bu tarz aramalar yapılmıyor artık. Şimdi çoğu ev aranan numara çıkıyor. Sadece cep telefonlarını yeni yeni kullanmaya başladığımız zamanlarda numara gizleyerek bu tarz işletmeler yapılıyordu. Ama cep telefonu faturasının rakamları yükselince ve gizli numara devri de sona erince şimdi birbirini işleten kalmadı. Zaten internet ve sosyal medyanın bu kadar yaygınlaştığı bir ortamda da gerek yok aslında. Hatırlıyorum da eskiden mahalledeki pideci aranır komşuya ya da aşağıda sokağa sipariş gönderilirdi. Şimdi sipariş vermek için aradığınızda hemen isminizle hitap ediyorlar.

Bu yazdığım hatıralardan sakın sanmayın ki biz deliler gibi telefon başında onu bunu işletiyorduk. Arkadaşlarla birlikte vakit geçirirken yaptığımız en son “aktivite”ydi, buna kadar yüz yüze vakit geçirecek pek çok alternatifimiz vardı.

Biri atari mi dedi yoksa?

About Sergul Sungur

Sergul Sungur, 2004 yılında Ege Üniversitesi Radyo TV Sinema Bölümü'nden mezun oldu. 2013 yılına kadar dizi film ve sinema sektöründe profesyonel çalışma hayatını devam ettirdi. Kariyerine dijital medya alanında uzmanlaşarak yeni bir yön verdi. Deniz, güneş ve kitaplar büyük tutkusu.

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: