Coen Biraderlerin farkıyla True Grit

Raising Arizona, Hudsucker Proxy, Barton Fink gibi filmleri izleyip hayran kaldığımda daha Coen kardeşlerim ismini bile bilmiyordum. Sanıyorum çogu kişide olduğu gibi bende Fargo sayesinde isimlerini resmen duydum ve ardından Big Lebowski ile de benim ölümsüzlerim listeme katıldılar. Filmlerindeki hikaye, müzik ve diğer tüm güzel öğelerin yanında kullandıkları karakterler ve oyuncularda benim için eşsiz. Steve Buscemi, John Turturro, Frances McDormand, John Goodman ve elbette Jeff Bridges Coen biraderlerin birçok yapımında karşımıza çıkan yıldızlar. No Country for Old Man ile çıkışlarını zirveye taşıyan ikilinin arada Burn After Reading gibi mükemmel bir yapımları da var.

İşte bu ikiliden de bir kovboy filmi çıksa nasıl olurdu sorusunun yanıtı aslında iki yıl önce verildi. Ama bazen hayat herşeyi hemen yakalamanıza izin vermiyor. Bu nedenle oldukça geç de olsa izleme şansı bulduğum True Grit kesinlikle başarılı bir yapım. Benim kuşağımdaki her çocuk sanıyorum babasının da etkisiyle eski kovboy filmlerinin çoğunu izlemiştir. Bu açıdan sıkı bir western fanı olarak her zaman Sergio Leone’nin spagetti westernlerini daha çok sevmeme rağmen babamın etkisiyle hemen hemen tüm John Wayne filmlerini de izledim. İşte 1969 yapımı True Grit’in 2010 versiyonu da Coen’ler tarafından çevrildi. O zaman Wayne tarafından canlandırılan Rooster Cogburn’u ise bu sefer Jeff Bridges canlandırıyor.

69 yapımı True Grit’i açıkçası çok hatırlayamıyorum ama Coen’lerin versiyonunda aynı bir Leone tarzı vahşi batı görüyoruz. Bu özellikler zaten benim spagetti westernleri sevme nedenim. Pis bir ortam, zor koşullar, insanların suratlarında gezen sinekler. Sanıyorum vahşi batı gerçekten de böyleydi. İşe bu ortamda Mattie Ross, babasını öldüren Tom Chaney’nin peşine düşmesi için bir kanun adamı olan Rooster Cogburn’u kiralar. Uzun zamandır Chaney’nin peşinde olan bir Teksas Ranger’i LaBoeuf’un da kasabaya gelmesiyle hikaye gelişir. Cogburn ve LeBoeuf, Mattie’yi geride bırakmaya çalışmalarına rağmen Mattie onlara ulaşmayı başarır ve çorak, ıssız kızılderili bölgesinde Chaney’i aramaya başlarlar. Buraya kadar aktardıklarım eski versiyonla Coen’lerin versiyonu arasındaki en büyük farkları oluşturan özellikleri barındırıyor. Seyirciler, John Wayne versiyonunda standart bir kovboy filmi ve klasik bir kahraman ile karşı karşıya iken Jeff Bridges versiyonunda çok daha sıkıntılı ve karanlık bir atmosferde bir anti-kahraman ile karşılaşacaklar.

Mattie’nin son derece sağlam kinayeler yaptığı sahneler ve özellikle LaBoeuf’un Teksaslı olmasıyla ilgili yapılan esprilerle de son derece sağlam bir altyapısı olan True Grit ya da bizdeki adıyla İz Peşinde’yi izleyenlerin fazla bir aksiyon beklememesini olması gerekenlerin aslında olduğu gibi yani gerçekçi bir atmosferde izleyeceklerini hatırlatayım. Jeff Bridges, Cogburn rolüyle mükemmel bir performans çıkarmış. Dude’u bu kadar farklı bir rolde görmek de güzeldi. Tek fark white russian yerine bol bol whiskey içiyor bu sefer:) Mattie rolünde ise genç yeteneklerden Hailee Steinfeld son derece başarılı. Geleleim LaBoeuf rolüne. Matt Damon çok fazla sevdiğim bir aktör değil ama bu filmde gerçekten çok başarılı bir oyunculuk sergilemiş. Rolün tüm özelliklerini iyi bir şekilde canlandırıyor diyebilirim. Çok fazla görülmese de İhtiyarlara Yer Yok’dan da hatırlayabileceğiniz Josh Brolin’de Tom Chaney rolüyle kadroda yerini alıyor.

Son yıllarda eskisi kadar çok western çevrilmese de ben 2007 yapımı 3:10 to Yuma’dan (ki o da bir yeniden çevrimdi) beri güzel bir western izlememiştim. Orjinalinin imdb puanı 7.3 olan True Grit’in Coen versiyonu da 7.8 imdb puanına sahip. Olaya sadece western açısından değil iyi bir film izlemek isteyenler açısından da bakarsak True Grit kesinlikle harcayacağınız zamana değer. Herkese iyi seyirler.

True Grit Trailer

İmajlar: Digitaltrends.com

About Özkan Ulukök

1977 yılında Ankara'da doğdum. ama yaşamımın büyük bir kısmı daha bir yaşına gelmeden taşındığımız İzmir'de geçti. 1999 yılında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldum. Burada önce 2002'de yüksek lisansımı zorlu bir süreç sonunda 2009'da da doktoramı tamamladım. Doktora tezim Marka Değeri üzerine oldu. 2004'e kadar Ege İletişim Reklamcılık Bölümü'nde Araştırma Görevlisi olarak Reklam Yazarlığı, Yaratıcı Düşünce, Marka Değeri konuları üzerinde çalıştım. İstanbul'a gelişimle özel bir akademide geçen eğitmenlik tecrübesinden sonra 2007-2011 arasında Shell & Turcas Petrol'de Eğitim Uzmanı olarak, 2011-2015 arasında da Imperial Tobacco Türkiye İK departmanında Eğitim ve Gelişim Yöneticisi olarak çalıştım. 2015'den beri Şişecam Paşabahçe Mağazaları İK departmanında Eğitim ve Gelişim Yöneticisi olarak görev yapıyorum. Seyahat etmek, fırsat buldukça bol bol PC,PS3,iPad farketmez oyun oynamak, sinema, kitap, müzik, elbette fistikyesili.com'da blog yazmak ve bunları paylaşmak gibi hobilere sahibim. Evliyim ve Ümraniye'de yaşıyorum.

Bir Yanıt to “Coen Biraderlerin farkıyla True Grit”

  1. Özkan Bey, yazılarınızı beğeni ile takip ediyorum. Elinize yüreğinize emeğinize sağlık…

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: