2012 Oscar töreninin ardından

Bu yıl 84.sü düzenlenen ve sinema sanatının en saygın ödüllerinden biri olan Oscar Ödül Töreni 26 Şubat’ta Los Angeles Kodak Tiyatrosu’nda gerçekleştirildi. Aday filmler açısından bu yıl oldukça renkliydi. Üç boyutlu filmden tutun da sinemanın ilk yıllarına bir saygı duruşu niteliğinde olan siyah beyaz filme kadar geniş yelpazede filmler vardı. Üstelik her filmde kendini ispatlamış ve rekabeti yükseltecek düzeyde usta ve başarılı isimler yer alıyordu. Bu bakımdan benim açımdan oldukça heyecanlı bir bekleyiş oldu. Ve bu sene törene damgasını vuran film The Artist beklentimi boşa çıkartmadı. Törenin magazinine girmeden ödüllerden bahsetmek istiyorum.

Siyah beyaz, sessiz ve 22 kare formatında çekilen The Artist filmi Oscar’ın en saygın
ödüllerini kazandı. En İyi Film, En İyi Yönetmen (Michel Hazanavicius), En İyi Erkek Oyuncu (Jean Dujardin) başta olmak üzere toplam 5 dalda ödül aldı. Martin Scorsese’in yönettiği  Hugo, Woody Allen’in imzası olan Midnight in Paris, George Clooney’in başrolünü oynadığı Descendants, Steven Spielberg’ün yönettiği War Horse (Savaş Atı) gibi güçlü adayların arasından sinema sanatının ilk örneklerinin halisliğini üzerine giyerek yükselmeyi başardı. Film, sinema sanatının tekniği ve oyunculuğu ile özüne dönerken neredeyse 100 yıl öncesinin belgesini tutar nitelikte. Üstelik Oscar’ı fazlasıyla hak ettiğini de düşünüyorum.

Merly Streep ise The Iron Lady (Demir Leydi) filmdeki canlandırdığı İngiltere Kraliçesi Demir Leydi lakaplı Margaret Thatcer karakteri ile En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını almış oldu. Bununla birlikte Streep ödülü çiftlemiş oldu. 1982 yılında Sophie’s Choice (Sophie’nin Seçimi) filmdeki oyunculuğu ile bu ödülü kazanmıştı.

Bafta’da En İyi Yönetmen ödülünü Hugo filmiyle alan Martin Scorsese’in çoğu filmi Oscar’a aday olmuştur; En İyi Film ya da En İyi Yönetmen dalında. Bu sene ise Hugo Oscar törenlerinden hepsi teknik alanda olan 5 ödülle ayrıldı.

Bu senenin yabancı filmler dalında en güçlü adayı olan bir İran filmi A Separation (Bir Ayrılık) En İyi Yabancı Film ödülünün sahibi oldu. Bu kategoride ayrıca benim sevdiğim filmlerden biri olan Win Wenders’in yönettiği bir Alman filmi olan Pina da yer alıyordu.

Yardımcı oyuncu dalında ise En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü Beginners (Yeni Başlangıçlar) filminden Christopher Plummer ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü ise The Help (Duyguların Rengi) filminden Octavia Spencer kazandı. Moneyball (Kazanma Sanatı) filminden Jonah Hill göz dolduran oyunculuğuyla ödüle yakın isimlerden biriydi.

Gelelim, senaryo ödüllerine. 1978 yılında Annie Hall filmiyle aldığı En İyi Yönetmen Oscar ödülüyle bu zamana kadar Oscar törenlerinin vazgeçilmez isimlerinden biri olan Woody Allen bu yıl da Midnight in Paris filmiyle En İyi Orijinal Senaryo dalında ödül almaya hak kazandı. Altın Küre’nin En İyi Filmi Descendants ise (Türkiye’de Senden Bana Kalan adıyla gösterime girdi) En İyi Uyarlama Senaryo dalında Oscar’ın sahibi oldu. En İyi Film ve George  Clooney ile En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde aday olan film güçlü isimler arasındaydı.

Gecenin sürprizi ise The Muppets’dan geldi. Yıllar sonra yeni filmleriyle tekrar huzurumuza çıkan sevimli ve eğlenceli Muppet’lar “Man or Muppet” şarkısıyla En İyi Şarkı dalında Oscar’ı kucakladı. Benim de filmi izlerken beğendiğim bir şarkıydı gerçekten. En iyi animasyon film olarak da Rango seçildi.

Biraz da Hollywood’un yakışıklı ve her filmiyle oyunculuk çıtasını yükselten aktörü Brad Pitt’den bahsedelim. Bu sene de Pitt’in Oscar’dan yana şansı gülmedi. Oysa ki rol aldığı iki film Moneyball ve The Tree of Life (Hayat Ağacı) En İyi Film dalında da güçlü adaylar arasındaydı. Moneyball’daki başarılı oyunculuğu ile En İyi Erkek Oyuncu adaylarından biriydi ama The Artist karşısında kimsenin yüzü gülemedi. Ama Brad Pitt’e baktığımız zaman, 2009 yılında da The Curios Case of
Benjamin Button (Benjamin Button’un Tuhaf Hikayesi) ile En İyi Erkek Oyuncu adayıydı. Benim beklentim önümüzdeki bir kaç yıl içinde Pitt bu ödülü alacaktır. Hiç pes edecek gibi  görünmüyor.

Bu sene Oscar töreninde The Artist geçmişten bir misafir edasıyla gelerek hak ettiği başarının ödüllerini aldı. Önümüzdeki yıl da bu töreni aratmayacak seviyede adaylar bekliyoruz artık. Türkiye’den de  bir film görürüz belki.

imaj: http://www.imdb.com

About Sergul Sungur

Sergul Sungur, 2004 yılında Ege Üniversitesi Radyo TV Sinema Bölümü'nden mezun oldu. 2013 yılına kadar dizi film ve sinema sektöründe profesyonel çalışma hayatını devam ettirdi. Kariyerine dijital medya alanında uzmanlaşarak yeni bir yön verdi. Deniz, güneş ve kitaplar büyük tutkusu.

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: