Bu yılın en etkileyici gerilimi: Gri Kurt (The Grey)

Filmi izlerken heyecanlandığım gibi yazarken de aynı şekilde heyecanlanıyorum.  Korku ve gerilim filmlerinden özellikle uzak duran biri olarak bu filmin hiçbir karesinde pişmanlık duymadım. Sinemaya gittiğimde Açlık Oyunları’nı izlerim diye düşünüyordum ama The Grey’in afişi beni ister istemez çekti. Zaten filmden sonra afişine bir kez daha baktığınızda çok başarılı olduğunu anlıyorsunuz. Fragmanını izlediğimde de bir adamın kurtlarla mücadelesini izleyeceğim bir film sanmıştım ama film fragmanından çok ötede duruyor. Yani fragmanına göre izleyip izlememe kararı vermeyin, mutlaka ama mutlaka izleyin.

Filmin yönetmeni Joe Carnahan, senaryosunu Ian Mackenzie Jeffers ile birlikte kaleme kalmış. Ian Mackenzie Jeffers’in “Ghost Walker” adlı romanından uyarlanan filmin yapımcıları arasında Hollywood’un başarılı yönetmenlerinden Ridley Scott da yer alıyor. Gri Kurt’un başrolünü ise Liam Neeson oynuyor. Joe Carnahan bundan önce çektiği A Takımı (The A-Team) filminde de  Liam Neeson ile çalışmıştı. Carnahan, yine A Takımı filmde oynayan ve Hangover filmleriyle yıldızı parlayan Bradley Cooper’i önce başrol için düşünmüş ama sonrasında Neeson da karar kılmış. Bence de yerinde bir karar olmuş, çünkü Neeson rolünün ve oyunculuğun hakkını yeterince bu filmde veriyor. Canlandırdığı Ottaway karakterinin ruhunu fazlasıyla filme yansıtabilmiş.

Film konusuna gelince, fazla derine inmek istemiyorum ama zaten fragmanında yeterince yer verilmiş, Alaska’ya petrol sondajında çalışmak için gönderilen bir ekibin uçağı kötü hava koşulları nedeniyle düşer. Uçağın düştüğü yer ise, Alaska’nın neredeyse insanın ayak basmadığı dağlık bir yeridir ve kazadan sadece yedi kişi hayatta kalır. Ama bu karlarla kaplı dünyanın bir ucunda tek başına da değillerdir. Etrafta yaşayan kurtlar saldırmaya başlar. Kurtların nasıl hareket ettiğini bilen Ottway grubu daha güvenli bir yere götürmek ister. Böylece hem soğuğa, hem açlığa hem de kurtlara karşı zor bir mücadeleye adım atarlar. Her ne olursa olsun pes etmeden bilmedikleri bir coğrafyanın içinde ilerlemeye devam ederler. Yaşayabilecekler mi, kurtlarla baş edebilecekler mi, sığınacak güvenli bir yer bulabilecekler mi sorularıyla devam ederken Ottway’in uzun bir süre etkisinden çıkılamayacak sahnesi ile film sona eriyor.

Filmin bu kadar etkili olmasının sebeplerinden biri gerçek mekanda çekimlerin yapılması. Filmi izlerken biliyorsunuz ki, orası gerçekten dağlık bir yer, gerçekten kar yağıyor ve oyuncular gerçekten üşüyor hatta gerçekten soğuk bir nehirin içine düşüyorlar. Kurtların görüntüleri de oldukça iyiydi, efekt olduğunu bilmenize rağmen sizi yapay bir gerçekliğin için çekmiyorlar. Kurtları görmediğimiz ama sadece ulumalarını duyduğumuz sahneler de gerilimi artıran özellikler taşıması bakımından bence oldukça iyi tasarlanmış. Karların içinde vahşi kurtlara karşı hayatta kalma mücadelesi veren insanların yaşadığı gerilimi ve korkuyu çok iyi hissedebiliyorsunuz. Kurtları uzaklaştırmak için yaktıkları ateşin etrafında otururken Ottway’in çocukluğunu ve babasını neden anlattığını filmin sonunda anlarken bir süre etkisinden çıkamayacaksınız.

About Sergul Sungur

Sergul Sungur, 2004 yılında Ege Üniversitesi Radyo TV Sinema Bölümü'nden mezun oldu. 2013 yılına kadar dizi film ve sinema sektöründe profesyonel çalışma hayatını devam ettirdi. Kariyerine dijital medya alanında uzmanlaşarak yeni bir yön verdi. Deniz, güneş ve kitaplar büyük tutkusu.

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: