Beyazperde Sinema Kulübü ile Doğaüstü

Bilenler biliyordur ama bilmeyenlere de buradan duyuralım: beyazperde.com bir sinema kulübü kurdu. Geçtiğimiz hafta ikinci etkinliğini düzenleyen Beyazperde Sinema Kulübü, sinema yazarlarını ve bloggerlarını Chronicle (Doğaüstü) filminin ön gösteriminde bir araya getirdi. Biz de Fıstık Yeşili olarak etkinlikte yerimizi aldık. Ayrıca Beyazperde, facebook sayfasından yarışma düzenleyerek kazanan kişileri de bu ön gösterimlere davet ediyor. Merak eden ve ilgilenenler beyazperde.com’dan ya da facebook sayfasından takipte olabilirler.

Gelelim, bu etkinlikte izlediğimiz filmden bahsetmeye. Chronicle (Doğaüstü) Amerikan yapımı bir bilim kurgu filmi. 26 yaşındaki Josh Trank’in yönettiği ilk uzun metrajlı filmde Dane DeHaan (Andrew rolünde), Alex Russell (Matt rolünde) ve Micheal B. Jordon (Steve rolünde) başrolleri paylaşıyor. Filmin konusu aynı lisede okuyan üç arkadaşın bir parti gecesinde gizemli bir doğal taşı bulmalarından sonra insan üstü özellikler kazanmaları ve hayatlarının değişmesi etrafında gelişiyor.

Andrew, annesi ölümcül bir hastalığın pençesinde, alkol sorunu olan babasının şiddetine maruz kalan bu yüzden de psikolojik sorunları ve içine kapanık bir karakteri olan bir lise öğrencisidir. Aklı başında kuzeni Matt onu her gün okula bırakıyordur ve ondan başka da konuştuğu bir arkadaşı yoktur. Steve ise okulun en popüler isimlerinden ve sosyal yönü fazlasıyla gelişmiş hatta okul başkanı seçimlerine adaylığını koymuş biridir. Andrew saplanıp kaldığı ve içinden çıkılamayacak gibi duran bunalımını hafifletmek için bir kamera ile günlük hayatının her dakikasını (evde, okulda vs.) kayda alıyordur. Film de bunun bilgisini izleyiciye vererek başlıyor ve bütün filmi de zaten Andrew’ün kamerasından izliyoruz. Bir parti gecesinde bu üç arkadaş bahçede toprağın derinliklerinden uzanan gizemli bir tünelin çıkışını görürler. Tünelin içinde ne olduğunu merak edip kendilerini tünelin boşluğuna bırakırlar. Burada ne olduğunu bilmedikleri (ve film boyunca da en ufak bir bilgimizin olmayacağı) toprağa saplanmış gizemli bir parlaklığı devasa bir taş bulurlar. Bundan sonra da hayatları tamamiyle değişmeye başlar. Bu taştan kazandıkları güçle birlikte düşünce güçleriyle canlı cansız bir çok maddeyi hareket ettirebiliyorlardır. Öyle ki Andrew kamerasını hiç eline almadan onu havada asılı vaziyette tutarak çekim dahi yapabilmektedir. İlk başlarda kendi aralarında masum eğlence olarak kullandıkları bu güçleri Andrew’ün öfkesinin kontrolüne sahip olamaması nedeniyle dünyayı sarsan hatta insanların hayatlarını tehdit eden bir duruma ulaşır. Andrew babası yüzünden içinde biriktirdiği öfke ile sahip olduğu bu sınırsız gücün karanlık sularında yüzmeye başlar. Filmin sonunu burada yazmaya gerek yok, ama izleyecek olanlara enteresan ve sıradışı bir sonuç da beklememelerini hemen söyleyeyim.

Bilim kurgu türünün dilini biliyorsanız bu filmi kolaylıkla izleyeceksiniz. En azından Süperman, Örümcek Adam, X-Men, Hancook gibi bilim kurgu filmlerine hakimseniz bu filmin konusuyla ilgili her hangi bir sıkıntınız olamaz. Zaten Doğaüstü, izleyicinin bütün bilim kurgu hafızasından yola çıkarak ortaya konmuş bir film. Bilim kurgu türüne dair yeni bir keşif kesinlikle beklemeyin. Daha önceden izlediğimiz bir çok filmin harmanlanmış, birbirine karıştırılmış ve  harmanlanmış bir hali var çünkü, ama oldukça da doğal bir görünümde. Filmde beğenerek izleyeceğiniz şey ise bütün filmi Andrew’un küçük video kamerasından izliyormuş hissini uyandırması. Bu açıdan baktığınızda bir çok yeni ve yaratıcı açıların, çekimlerin olduğunu göreceksiniz. Filmin ilk yarısı, Andrew’un babasının psikopatlığı dışında, oldukça eğlenceli ve komik geçiyor, bu üç gencin kazandıkları büyük güçlerini insanlardan gizli gizli kullanarak eğlenmeleri hatta Andrew’un okulda katıldığı  yetenek yarışmasında oyunkartlarını havada uçarduğu sahne oldukça keyifli olmuş.

Filmde beğendiğim bir diğer sahne ise Andrew ve Steve’in bir gökdelenin en üstüne çıkıp kenarında ayaklarını sarkıtarak oturup dertleştikleri ve video kameranın onları her açıdan kaydediyor olduğu sahneydi. Bence oldukça yaratıcı çekimler ortaya çıkmış. Ancak filmin ikinci yarısında kontrolden çıkan öfkesi sonucunda yaşanan “felaket” sahneleri ve beraberinde artan gerilim filme adeta yamanmış. Sonuç olarak, izleyiciyi fazla şaşırtmayan ama sıkıcı da olmayan, yaratıcılığı deneyen bir film ortaya çıkmış. Gençler beğenecektir diye düşünüyorum.  Demek ki neymiş, her kahraman süper olmak zorunda değilmiş.

About Sergul Sungur

Sergul Sungur, 2004 yılında Ege Üniversitesi Radyo TV Sinema Bölümü'nden mezun oldu. 2013 yılına kadar dizi film ve sinema sektöründe profesyonel çalışma hayatını devam ettirdi. Kariyerine dijital medya alanında uzmanlaşarak yeni bir yön verdi. Deniz, güneş ve kitaplar büyük tutkusu.

2 Yanıt to “Beyazperde Sinema Kulübü ile Doğaüstü”

  1. Güzel bir gençlik filmi 🙂 fırsat bulunursa izlenebilir.

  2. Önceki gün izlemiştim bu filmi, “mutlaka izlenmeli”, diyemesemde “idare eder” diyebileceğim bir film

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: