Hayata dair öyküler: Künye

Güneşin tarlanın bitimindeki tepeden yükselmesini izledi. Turuncudan kırmızıya dönen gökyüzünde bulutlar belli belirsiz bir maviliğin gölgesinde asılı duruyorlardı. Kuş sürüsü kara bir iz gibi uzaktan havalanırken ağaçların yapraklarının rüzgar değdikçe dalgalandıklarını fark etti. Bu sabah başka bir gün uyanıyordu. Havadaki tuhaflık gelip yüreğine oturdu.

Çapasını aldı. Acıkınca da yemek için birkaç kete. Kızlarını uyandırmadan evden çıktı. Öğlene kadar tarlada çalışırken en büyükleri küçüklerine bakıyordu. Kendi aralarında hiç aksamayan bir düzen kurmuşlardı.

Tarlaya vardığında toprağı bir gün önce bıraktığı yerden çapalamaya başladı. Köyün kadınları bir araya gelir, sırayla çapaya yardım ederlerdi. İki gündür yanında kimseyi istemedi. Kendi işini kendi görse daha iyiydi. Her seferinde kadınlardan biri hiç bilmiyormuş gibi “Haber geldi mi?” diye sorar, diğerleri de sorana kınar gibi bakardı. Onlar konuştukça unutmaya çalıştığı acısı tazelenirdi. Bu yüzden fazla konuşmazdı, kimse konuşmasın diye.

Bir sebeple bağlanmak lazımdı hayata. Yoksa nedensiz yere yaşamak neye yarardı? Ne kadar olduğunu hatırlamıyordu, uzun zamandır bütün işlerini kendisi görüyordu. Tarlasını sürerdi, tavuklarını yemlerdi, koyunlarını güderdi. Evin işleri, üç kızın derdi. Kızları için çabalıyordu. Anası, babası, ağabeyi, kaynı, kaynatası öyle bilirdi. Öyle de bilsinlerdi zaten. Bir tek kendi olsa hayatta, yaşamak için bu kadar uğraşmazdı. Bir yitiğe umut bağlamanın bitkinliğini nereden bileceklerdi. Bilmezlerdi.

Çapa toprağa her değdiğinde düşüncelerini unutuyordu. Tavuklarına derdini yanardı. “Yaşıyor mu ki?” Koyunlarının gözlerinde cevabını arardı. “Ne zaman döner geri?” Acısını ekmeğinin ateşine atardı, yanıp gitsin diye. “Hiç mi bilmiyorlar?” Savaş zamanı asker yolu beklemek zahmetliydi. Duasının olup olmayacağını bilmeden amin diyordu. “Kendi gelmeyecekse haberi gelsin!” Kocası askere gideli beş yıl olmuştu. Biçare bekleyişti. Her yere sordurdular da cevabını alamadılar. Nerede olduğu, ne olduğu bilinmiyordu. Cephe zordu, düşman acımasızdı. Asker haberi bekleyen çoktu.

Aklına geldikçe çapayı daha hızlı vuruyordu toprağa. Yorulana kadar. Nefessiz kalana kadar. Bütün çabası unutmak içindi. Acıya dayanmanın yolu unutmaktan geçiyordu. Neden sonra yorulduğunun farkına vardı. Tarlayı hiç durmadan çapalamıştı. Vakit kuşluğu geçmişti. Yere çöktü, alnından düşen terini yazmasıyla sildi. Yüreğinin yası karardıkça yazması kimi zaman allanır kimi zaman yeşillenirdi. Gözlerini gökyüzüne çevirdi. Bugün havada bir tuhaflık vardı. Bungun. Hayra mı alametti?

Boğazının kuruduğunu hissetti. Ötedeki kuyuya doğru su içmeye hareketlendi. Acıkmamıştı. Birden yapayalnız olduğunu düşündü. Bu hayatta yapayalnız. Kızları vardı. Beş yılda ne çabuk büyümüşlerdi. En büyüğü Emine, 13 yaşındaydı. Annesi tarlada çalışırken kardeşlerine bakardı, evin işini görürdü. Gözlerini babasından almıştı. Ela. Yanık teninde ne güzel parlardı bakışları. İki seneye kalmaz görücüleri çıkardı. Annenin kaderi kızınaydı. Savaş bu topraklarda devam ettiği sürece başka bir kader yaşanmazdı.

Kovayı saldı. Suyu yukarı çekerken bir sesin yaklaştığını duydu. Biri koşarak geliyordu. Suyunu içti. Bağıranı gördü, sesin ne dediğini duydu. “Kız Fatma. Gel hemen!” Eltisinin sesiydi. Aklı kızlarına gitti. Kötü bir şey olmasaydı bari. Böyle deli gibi koştuğuna göre kesin kötü bir şey oldu. Korkuyu içti. Yerinden kımıldayamadı. Kuyuya dayandı, hareketsiz bekledi.  Kadın yanına vardığında nefes nefeseydi. Göz göze geldiler. Soluğunu dinlendirmeden “İbrahim Ağabey’in künyesi geldi.” dedi.

Fatma kendini toprağa doğru bırakırken yüreğindeki bütün acılarıyla umutları birbirine çapalanıyordu.


About Sergul Sungur

Sergul Sungur, 2004 yılında Ege Üniversitesi Radyo TV Sinema Bölümü'nden mezun oldu. 2013 yılına kadar dizi film ve sinema sektöründe profesyonel çalışma hayatını devam ettirdi. Kariyerine dijital medya alanında uzmanlaşarak yeni bir yön verdi. Deniz, güneş ve kitaplar büyük tutkusu.

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: