Arşivden sarsıcı bir film: Biutiful

Eğer bir filmin afişinde Javier Bardem’in resmi varsa o film izlenir. Artık oyunculuk konusunda rüşdünü ispat etmiş bir isim olduğu için şu zamana kadar izlediğim hiçbir filmini beğenmemezlik etmedim açıkcası. Hatta içlerinden en etkilendiklerimden biri de Kübalı yazar Reinaldo Arenas’ın hayatının anlatıldığı Karanlıktan Önce (Before Night Falls) filmidir. İzlemeyenler varsa ısrarla tavsiye ediyorum, hatta ben neden Fıstıl Yeşili’ne bu filmi yazmadım diye de düşünmekteyim ayrıca.

Biutiful ise Javier Bardem’in kadrosunda yer almaktan oldukça keyif duyduğu filmlerinden biri olmuş bence. Zaten iyi bir oyuncuysanız film seçimleriniz de aynı nitelikte oluyor. (Ama hayattaki her durum için illa ki bir istisna vardır.)

Öncelikle filmin yönetmeni Alejandro Gonzales Innaritu’ya bir bakalım. 21 Gram, Paramparça Aşklar ve Köpekler (Amores Perros) ve Babel (Babil) filmlerinin yönetmeni ve Babil’in de aynı zamanda senaristi . Biutiful’un senaryosu da kendisine ait. Yaptığı işlere baktığınız zaman görüyorsunuz ki, sinemayı bir eğlence ve boş vakit değerlendirme aktivitesinden öte hayatın gerçek yüzünün yansımasını sağlayan bir araç olarak kullanıyor. Ve bunu yaparken de insana, bize ait, medyanın sunduğu hayal dünyasının tamamen dışında, sarsıcı gerçeklikleri ortaya koymayı amaçladığını fark ediyorsunuz. İdeal olanın ve olması hayal edilenlerin değil, olanların, yaşanılanların ve hayatın kaybedenlerinin, makyajsız yüzlerine ve yaşamlarının hikayelerini filme çekiyor. Bu yüzden hiçbir filminin es geçilemeyeceği kanaatindeyim.

Biutiful, Uxdal (Javier Bardem) adında bir yasadışı işlerle geçimini sağlayan bir adamın hikayesinin merkezinde şekillenen bir film. Şehrin arka sokaklarında, varoş mahallelerindeki mültecilerle ve kaçak yaşayanlarla işbirliği halinde gününü kurtaran işler yapıyor. Bunun ötesinde seyirciyi asıl etkileyen yönü ise, pis işler yapmasına rağmen merhameti yüksek bir baba olması. Filmin öyküsü o kadar katmanlı ki; bireysel sorunlara, hayata tutunma çabalarına, geçim sıkıntılarına, göçmen ve kaçak yaşamlara, adaletsiz çalışma koşullarına, bütün bunların yanında dejenere olmuş bir aile hayatına, pişmanlıklara, hatalara, insanları hayatın kaybedeni olmalarını sağlayan nedenlere öyle hafif geçişler yapıyor ki bir çok şeyi bir filmin içine ustalıkla sığdırabiliyor. Filmin sonunda sarsıcılığından kendinize gelmek için bir süre bekledikten sonra şunu kolaylıkla diyebilirsiniz: Ama her şeyin ötesinde insana özelliğini veren şey, merhamet duygusuna sahip olmak.

Bu filme Javier Bardem Altın Palmiye ödülünü almıştı. Ama onunla birlikte yeteneklerini filmde başarıyla sergileyen diğer oyuncuları es geçmemek gerek ki; bunlar Maricel Alvarez (Marambra rolünde) ve Eduard Fernandez (Tito rolünde).

Filmi arşivinize mutlaka alın, izlemediyseniz mutlaka izleyin, izlediyseniz de yeniden izleyin derim.

About Sergul Sungur

Sergul Sungur, 2004 yılında Ege Üniversitesi Radyo TV Sinema Bölümü'nden mezun oldu. 2013 yılına kadar dizi film ve sinema sektöründe profesyonel çalışma hayatını devam ettirdi. Kariyerine dijital medya alanında uzmanlaşarak yeni bir yön verdi. Deniz, güneş ve kitaplar büyük tutkusu.

Bir Yanıt to “Arşivden sarsıcı bir film: Biutiful”

  1. Siz ”İhtiyarlara Yer Yok, No Country For Old Men, 2007” filmini bi izleyin. javier Bardem’ in oyunculuğunu ondan sonra tartışalım ,ne dersiniz..

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: