Bir Karadeniz Hatırası – Bölüm 2

Yazının ilk bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.

Ertesi gün hava kapalı ve yağmurlu olunca deniz kenarından çok uzaklarda duran dağlara gitmeye karar verdik. Fındık ağaçlarının arasından açılan yollarda ilerlerken gözümüz adeta yeşile doydu diyebilirim. Karadeniz’de ne kadar çok fındık ağacı varsa o kadar çok irili ufaklı dere var. (Tabii ki abartıyorum.) Köy yollarından ilerlerken dere kenarlarına kurulmuş çadırlar dikkatimizi çekti. Neredeyse her köyün yakınında bir kaç çadır grubu vardı. Öğrendik ki; fındık mevsimiymiş. Bu çadırlarda kalanlar da mevsimlik fındık işçileriymiş. Zaten evlerin önünden geçerken yerlere serilmiş büyük muşambaların üzerine dağıtılmış fındıkları gördük. Fındıklar ağaçlardan toplandıktan sonra evlerin önündeki bu muşambalara seriliyor, ardından da patoz denen makinalarda dış kabuklarından ayrılıyor. Çok zahmetli ve yorucu bir iş doğrusu. Bir fındık sahibiyle konuştuğumuzda bu sene fındığın az olduğunu öğrendiğimizde şaşırmadım diyememem açıkçası. O kadar çok fındık vardı ki; az olanı bu kadarsa gerisini hayal edemiyorum bile. Aşağıya doğru kat kat uzanan dağların yamacındaki evlerde oturmak gerçekten cesaret işi. Bizim gibi şehirli insanların pek göze alamayacağı bir cesaret hatta. Karadeniz’in doğası da insanı da bambaşka hakikaten.

Fatsa’dan Ordu’ya gitmek için eskiden kullanılan sahil yolu ile yeni yapılan ve iç taraftan giden tüneli kullanmak mümkün. Biz giderken etrafı görmek amacıyla sahil yolunu tercih ettik. İyi ki de öyle yapmışız, bir tarafımızda Karadeniz’in sonsuza uzanan ufku bir tarafımızda yüksek dağların heybeti inanılmaz bir manzara gözlerimizin önünde uzayıp gidiyordu. Yağmurdan çekinerek dağların denize uzanan yamacında kıvrılan yollarda yavaş yavaş ilerledik. Ordu’ya vardığımızda ise bulutlar yerine güneşe bırakmıştı. Ordu’nun çarşısında gezinirken üzerimizden geçen teleferiklere binmeden olmaz dedik. Denizden 450 metre yükseklikteki Boztepe’ye şehrin merkezinden teleferik ile yaklaşık 10 dakikada çıkabiliyorsunuz. Boztepe çıktığınızda ise seyir terasından baktığınız zaman bütün Ordu bildiğiniz ayaklarınızın altında uzanıyor. Muhteşem bir manzara. Boztepe’den inişte çok kuyruk olduğu için teleferik kullanmaktan vazgeçip minibüsü tercih ettik. Yine 10 dakikada Ordu’nun merkezine varmış olduk.

Fatsa’ya geri döndüğümüzde ise ben artık isyan eder bir haldeydim. Deniz vardı ve biz yüzemiyorduk. Ege insanı olarak yüzülebilecek her denizde yüzmeyi ihmal ettiğimiz için bu durum gerçekten iki gün sonra can sıkıcı bir hal almaya başlamıştı. Neyse ki tatilimizin geri kalan 5 günü boyunca hava yeterince sıcak ve güneşli olduğu için kutsal vazifemizi layığıyla yerine getirdik. Deniz tanrısına adak olarak bolca kulaçlarımızı sunduk. 🙂 Ancak deniz sığdı ve açılmak tehlikeli olduğu için bazen yüzüyormuş gibi yapmadık da değil. Tatil moduna da iyice girince otel konumundan fazla uzaklaşmak gelmedi içimizden. Fatsa’ya 10 dakika uzaklıktaki Mavideniz’e gittik. Kumsalın adı Mavideniz’di. Karadeniz’de bir Mavideniz. Keyifli bir zamandı. Ege’nin ve güneyin kalabalık, gürültülü ve sıkışık kumsallarından sıkılanlar için ilaç niyetinde bir yer. Sakin, temiz ve kapasitesine kadar kalabalık olan bir kumsal. Yüzmesi de keyifli. Yine fazla açılmak tehlikeli olsa da çok sığ değildi. Karadeniz’de yüzmenin bir güzel yanı da, denizden çıktıktan sonra teninizde kalan tuzların olmaması.

Bir sonrakine tatil amaçlı değil de gezmek için Karadeniz’e gitmek niyetindeyim. Doğusuna geçme zamanım olmadı, oraları da görmek istiyorum. Herşey bir yana Karadeniz sahilleri tatil için (özellikle kafa dinlemek istiyorsanız) mükemmel. Tavsiye ederim.

İLGİNİ ÇEKEBİLİR


Kahve sevenler için Galata’da keyifli bir mekan: Cherrybean

Cherrybean

Hafta sonları Taksim‘den Galata’ya doğru yapacağınız güzel bir yürüyüşün ardından Galata’daki Cherrybean‘de aromalı enfes kahveler ve tazecik kekler eşliğinde gazetenizi okuyabilirsiniz.

Galata Kulesi’nin giriş kapısının karşısındaki Camekan Sokak’ta ilerleyin, sokak sağa doğru kıvrıldıktan biraz sonra sağ hizada Cherrybean Coffees’i göreceksiniz. Beş masalık küçük ve samimi bir ortamı olan kafede, sıcak ve soğuk onlarca kahve çeşidi, meyveli ve çikolatalı ev yapımı keklerle güzel bir müzik sizi bekliyor.

Yazının devamı >>

About Sergul Sungur

Sergul Sungur, 2004 yılında Ege Üniversitesi Radyo TV Sinema Bölümü'nden mezun oldu. 2013 yılına kadar dizi film ve sinema sektöründe profesyonel çalışma hayatını devam ettirdi. Kariyerine dijital medya alanında uzmanlaşarak yeni bir yön verdi. Deniz, güneş ve kitaplar büyük tutkusu.

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: