The Hobbit’in beyazperde yolculuğu için geri sayım başladı

“Toprağın içinde bir kovukta bir Hobbit yaşardı”. Bir kitap için dünyada yazılmış en güzel giriş cümlesi kesinlikle. Ben de bir çok JRR Tolkien fanı gibi bu cümle ile adım attım Orta Dünya’ya ve bir daha da asla ayrılmadım. Oysa 1930’lu yıllarda Tolkien, Hobbit’i yazmaya başladığında daha Lord of the Rings kendisini çok az belli ediyordu. Ama bu İngiliz Dili Edebiyatı Profesörü, etrafında yer alan herkesin şaşkın ve küçümseyen bakışları arasında zamanının ötesine geçecek ve birçok kişinin hayatına dokunacak eseri daha yeni yeni örmeye başlamıştı.

Elbette çoğu fan gibi benim içinde Yüzüklerin Efendisi tam bir şaheser ve ben seriyi kaç kere okudum hatırlamıyorum. Ara ara hala bazı sayfaları açar karıştırırım. Ama unutmamak gerekir ki Yüzüklerin Efendisi’ni bu kadar büyük yapan etkenlerden birisi kesinlikle hikayenin başlangıcı ve tamamlayıcısı olan Hobbit. İşte bu mükemmel eserde yine Peter Jackson liderliğinde beyaz perdeye aktarılıyor ve bir üçleme olarak hazırlanan filmin ilkini izlememize neredeyse 2 ay kadar az zaman kaldı.

Aslında sürecin son derece sıkıntılı başladığını görmüştük. Yapımcılarından birisinin de Peter Jackson olduğu filmin yönetmen koltuğuna başta Guillermo del Toro oturmuştu ama senaryonun yazımında kitaptan uzaklaşılması, senaryo deadline’ına uyulmaması gibi sorunlar nedeniyle del Toro filmden ayrıldığını açıkladı ve koltuğu Peter Jackson devraldı. Yüzüklerin Efendisi’ni 3 film gibi bir pakete başarıyla sığdırdığına inandığım Jackson’ın bu görevde de başı çekmesi benim için son derece olumlu. Elbette orada da bazı eksiklikler ya da bazı hatalar vardı ama film olarak Yüzüklerin Efendisi’nin son derece başarılı olduğuna inanıyorum.

İşte bunun sonucunda başlayan süreçte birkaç ay önce ilki ve çok kısa zaman önce de ikincisi olmak üzere The Hobbit ile ilgili iki trailer yayınlandı. Oyuncu kadrosuna da baktığımızda aslında içeriğin son derece dolu olduğu ve pek birşey atlanmayacağını görüyoruz. Yaşlılığını usta aktör Ian Holm’un canlandırdığı Bilbo Baggins’i The Hobbit’de Martin Freeman oynuyor. Son dönemlerin en başarılı dizilerinden Sherlock’da Dr.Watson’ı oynayan Freeman bence mükemmel bir seçim. Hobbit olarak gördüğünüzde bunu çok daha iyi anlıyorsunuz. Sherlock dizisinin baş karakteri usta aktör Benedict Cumberbatch ise kadroda var ama maalesef kendisini sadece duyacağız. Zira Cumberbatch, Smaug ve Necromancer’ı (malum Sauron) seslendirecek. Gandalf rolünde Ian McKellen’ı tekrar izleyeceğiz ve burada da elbette kendisi karşımıza yine Gri Gandalf olarak çıkacak. Elrond, Gollum, The Hobbit’de ne işi var diyebileceğimiz Galadriel ve Saruman rollerinde de Yüzüklerin Efendisi’nde olduğu gibi sırasıyla Hugo Weaving, Andy Serkis, Cate Blanchett ve Christopher Lee var. Büyük ihtimalle çok kısa göreceğiz ama Ian Holm ve Elijah Wood’da (Frodo) kadroda yer alıyorlar.

Gelelim The Hobbit için merakla beklenen isimlere. En önemli karakter Thorin Oakenshield rolünde Richard Armitage var. Kendisini Robin Hood serisinde Guy of Gisborne ve Captain America: The First Avenger’da Heinz Kruger rolüyle hatırlayabilirsiniz. Yine merakla beklenen karakterlerden Beorn rolünde İsveçli aktör Mikael Persbrandt, Bard the Bowman rolünde ise Luke Evans var. Evans’ı en son Raven’da Komiser Emmett Fields rolüyle izlemiştik. Doctor Who serisinin 7. doktoru Stephen McCoy’da Radagast the Brown rolünde.

Kuyutorman Elflerinin kralı Thranduil içinse bir süre David Tennant ismi geçmişti. Büyük ümitlerime rağmen Doctor Who serisinin halen en sevilen doktoru olan Tennant yerine bu rol Lee Pace’e gitti. The Hobbit’de aslında adı geçmez ama Thranduil’in oğlu Legolas rolünde de kızları mutlu edecek şekilde Orlando Bloom yine rol kesiyor. Nasıl ki Yüzüklerin Efendisi’nde kitaptakine oranla gereksiz yere çok daha fazla rol verilmiş olan Arwen ve Yüzüklerin Efendisinin kadın kahramanı Eowyn gibi kadın kahramanlar varsa The Hobbit’de de kadın kahraman eksikliğini çözmek için kitapta olmayan bir karakter olarak Tauril isimli bir elf filme eklenmiş. Bu rolde de Lost’un Kate’i Evangeline Lilly’i izleyeceğiz.

Bir üçleme olarak hazırlanması ve oyuncu kadrosunda Thror, Thrain II, Necromancer gibi karakterlerin yer alması sonucunda da kitapta Gandalf’ın sadece anlattığı olayları da göreceğiz diye tahmin ediyorum. Örneğin Dol Guldur’u görmeyi ben çok isterdim. Ayrıca kesinlikle üçüncü filme kalacaktır sağlam bir Beş Ordular Muharebesi izleyeceğimize de şimdiden eminim. Üçlemenin ilk filmi An Unexpected Journey dediğim gibi Aralık 2012’de ardından da The Desolation of Smaug ve There and Back Again birer yıl arayla karşımıza çıkacak.

Son olarak Thorin’in Dwarf yoldaşlarına baktığımızda ise her birisinin son derece başarılı yansıtıldığına inanıyorum. Görüntülerde Balin’in bilgeliği, Dwalin’in fiziksel gücü, Ori’nin yazı yazmadaki yeteneği gibi tüm detaylar bilen gözler için karakterlere işlenmiş. Fragmanlarda hoşuma giden bir diğer nokta ise birçok olayı seride net olarak görebilecek olmamız. Örneğin Yüzüklerin Efendisi filminde Frodo’nın Witch King tarafından yaralanmasından sonra sadece arka fonda taşlaşmış cesetleriyle gizli bir detay olarak gördüğümüz Trollerin burada Bilbo ve arkadaşları tarafından nasıl haklandıklarını izleyeceğiz.

Yüzüklerin Efendisi nasıl ki İnsanlar ve Elflerin üzerine yazılmış bir hikaye ise The Hobbit kesinlikle Cücelerin tarihine ve kültürüne ait bir destan ve elbette bir yol ve kendini bulma öyküsü. Aynı Gandalf’ın Bilbo’ya dediği gibi “güvenli bir şekilde geriye dönmene söz veremem ama dönersen asla aynı olmayacaksın”. Aşağıda yayınlanan iki trailerı ve tüylerimizi diken diken eden şarkının sözlerini bulabilirsiniz. Herkese iyi seyirler ve sabırlı beklemeler:)

Trailer 1

far over the misty mountains cold,
to dungeons deep and caverns old,
the pines were roaring on the heights,
the wind was moaning in the night,
the fire was red, it flaming spread,
the trees like torches blazed with light.

Trailer 2

About Özkan Ulukök

1977 yılında Ankara'da doğdum. ama yaşamımın büyük bir kısmı daha bir yaşına gelmeden taşındığımız İzmir'de geçti. 1999 yılında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldum. Burada önce 2002'de yüksek lisansımı zorlu bir süreç sonunda 2009'da da doktoramı tamamladım. Doktora tezim Marka Değeri üzerine oldu. 2004'e kadar Ege İletişim Reklamcılık Bölümü'nde Araştırma Görevlisi olarak Reklam Yazarlığı, Yaratıcı Düşünce, Marka Değeri konuları üzerinde çalıştım. İstanbul'a gelişimle özel bir akademide geçen eğitmenlik tecrübesinden sonra 2007-2011 arasında Shell & Turcas Petrol'de Eğitim Uzmanı olarak, 2011-2015 arasında da Imperial Tobacco Türkiye İK departmanında Eğitim ve Gelişim Yöneticisi olarak çalıştım. 2015'den beri Şişecam Paşabahçe Mağazaları İK departmanında Eğitim ve Gelişim Yöneticisi olarak görev yapıyorum. Seyahat etmek, fırsat buldukça bol bol PC,PS3,iPad farketmez oyun oynamak, sinema, kitap, müzik, elbette fistikyesili.com'da blog yazmak ve bunları paylaşmak gibi hobilere sahibim. Evliyim ve Ümraniye'de yaşıyorum.

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: