Steven Spielberg’ten Oscarlık bir film daha: Lincoln

lincoln2Steven Spielberg’ün  yönettiği ve senaryosunu Doris Kearn Goodwin’in The Political Genius of Abraham Lincoln adlı kitabından Tony Kushner’in uyarladığı Lincoln, bu sene büyük bir iddia ile Oscar törenlerinde boy gösterecek. En iyi film, en iyi yönetmen, en iyi erkek oyuncu (Daniel Day Lewis), en iyi yardımcı erkek oyuncu (Tommy Lee Jones), en iyi yardımcı kadın oyuncu (Sally Field), en iyi uyarlama senaryo başta olmak üzere  toplam 12 dalda aday olarak gösterildi. Büyük ve gerçekçi bir yapım olduğu için gösterildiği adaylıkların hepsini hak ediyor.

lincoln3Amerika’nın iç savaş döneminde geçen film, Başkan Abraham Lincoln’un (oynayan Daniel Day Lewis) savaşa son vermek için köleliği kaldıran maddeyi anayasaya eklemek için zekice ve azimle verdiği politik mücadeleyi anlatıyor. Amerika iç savaşı döneminde Başkan Lincoln cepheyi ziyaretinde iki siyah askerle kısa bir sohbet eder. Askerlerden biri savaşın özgürlükleri ve köleliğin son bulması için yapıldığını ve bir gün seçme haklarının bile olabileceğini hayal ettiğini söyler. Filmin başlangıcında yer alan bu sahne savaşın kanlı detayları görülmese de filmin hangi doğrultuda ilerleyeceğinin haberini veriyor. Lincoln Beyaz Saraya döndüğünde büyük mesaisini hatta fazlasını anayasadan köleliğin kaldırılması için harcar. Hatta ikinci kez seçilmesinin verdiği güvenle elinden gelenin en iyisini yapmak için muhalefete karşı büyük bir mücadele verir. Bu uzun ve yorucu mücadele boyunca da Lincoln’un ailesiyle olan ilişkisine, iletişime, kişisel sorunlarına ve geçmişinde yatan hazin bir olayın bitmeyen acısını nasıl bastırdığına da değiniliyor. Spielberg Lincoln’ün insan yanını da ele alarak tarihi bir olayın sonuçlarını duygusal ve dramatik açıdan göstermeyi başarıyor.

lincoln4Film boyunca devam eden karanlık atmosfer seyircide filmin sonunda ışığın yanacağına dair bir beklentinin sürmesine olanak sağlıyor. Hem görselliği hem de sanat yönetimi açısından oldukça beğendiğim filmlerden biri. Filmdeki bir çok sahne adeta bir yağlı boya tablosundan çıkmış gibiydi. Sinematografik olarak filmde sağlanan bütünlük hikayenin heyecanıyla da birleşince mükemmel bir uyum sağlanmış. Gerçekçiliği yakalamak için kullanılan yakın, kısa ve hareketli çekimler filmin özellikle köleliği kaldıran maddenin oylama sahnelerinde baya etkili olmuş diyebilirim. Benim özellikle etkisinde kaldığım sahne Lincoln’un savaşa katılmak isteyen büyük oğlunun ordu karargahında gördükleri karşısında şoke olmasıydı. Bence filmin en vurucu ve en dramatik sahnesiydi. Bir savaşın es geçtiğimiz bir yönünü seyircinin adeta gözünün içine içine sokuyordu. Spielberg bu tür sahneleri kullanmayı seviyor ve bence de tam yerinde ve zamanında kullanıyor. Schindler’s List (Schindler’in Listesi) filmindeki kırmızı mantolu küçük kızın sahnesini hatırlayanlar bu filmi izleyince ne demek istediğimi anlayacaklardır.

lincoln5Ve gelelim Daniel Day Lewis’e. The Last of The Mohicans (Son Mohikan) filmini izlediğimden beri hayranı olduğum oyuncudur. Gerçi o zamanlar çocukluk sevgisi diyeceğim bu beğeni New York Çeteleri (Gangs of New York) ve Kan Dökülecek (There Will Be Blood) filmleri ile birlikte gerçek bir oyuncunun hayranlığına dönüştü. Lincoln filmini Spielberg çekmiş diye izleyebilirdim ama acele etmemin sebebi kesinlikle Daniel Day Lewis’tir. Öyle ki, Lincoln’u o kadar derinlemesine oynamış ki sanki film boyunca Lincoln’un kendisini seyrettim diyebilirim. Oyunculuk kariyeri açısından çok önemli bir rolün üstesinden gelmiş ve her oyuncuya da nasip olacak bir şey değildir. Bu sene oscar adayı olduğu en iyi erkek oyuncu ödülünü de alır. Diğer yandan filmde rol alan Tommy Lee Jones ve Sally Field’in de hakkını verelim.

Uzun bir film, seyrederken özellikle sonunda sıkılabilirsiniz. Bana ne Amerikan başkanının filminden de diyebilirsiniz.  Ama izlemeye değer. Sonuçta her Hollywood filmi Amerikan propagandası yapmıyor değil hatta özgürlükçü Amerikan’ın temellerinin nasıl atılmış olduğunu da bir güzel gösteriyor. Obama iki dönem arka arkaya başkan seçildiğine göre bu filmin okumasını ve çözümlemesini politik açıdan da yapmak yerinde olur açıkcası. Oscardan da ödül alınca dünya çapında daha bir ilgi çekecek zaten.

About Sergul Sungur

Sergul Sungur, 2004 yılında Ege Üniversitesi Radyo TV Sinema Bölümü'nden mezun oldu. 2013 yılına kadar dizi film ve sinema sektöründe profesyonel çalışma hayatını devam ettirdi. Kariyerine dijital medya alanında uzmanlaşarak yeni bir yön verdi. Deniz, güneş ve kitaplar büyük tutkusu.

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: