Eurobasket 2013’de Zirve Fransa’nın

Turnuva başlamadan önce bir yazı yazmıştık. Arada vakit olamadı yorumlamaya ama izlediğim en zevkli Avrupa Basketbol Şampiyonalarından bir tanesi oldu Eurobasket2013. 2007 finalindeki Rusya-İspanya finalinden sonra hatırladığım en güzel maçlardan birisi olan Fransa-İspanya yarı finaliyle de (her ikisinde de İspanya’nın kaybetmesini istemem de ayrı bir ortak özellik) özel bir yere sahip olacak benim için.

Finland_Eurobasket2013

Finlandiya – Eurobasket 2013

Grup Aşamaları
Gruplarla ilgili diyebileceğim tek şey bu kadar sürprizi beklemiyordum. A grubunda Fransa’yı daha ilk maçta yenen Almanya’nın gruptan çıkamaması ve bu grupta İsrail’in her zamanki başarısız performansıyla ikincilik Ukrayna’ya giderken üçüncülük için Belçika ve İngilizlerin kapışmasını sanıyorum kimse beklemiyordu. İkisinin arasındaki maçı alan Belçika üçüncü olarak üst tura geçti. B grubunda ise, 4 ülke 8 puanla dizildi ve Sırbistan, Letonya ve Litvanya yoluna devam etti. Bosna’nın pispine elendiği grupta geçen turnuvanın flaş takımı Makedonya sadece 1 galibiyetle son sırada kaldı.

C grubunda ise son şampiyon İspanya ve ev sahibi Slovenya ile beraber eski günlerini arayan Hırvatistan yoluna devam etti. Çekler, Gürcistan ve zayıf Polonya ise varlık gösteremedi. Grubun en önemli maçında ise Slovenya, İspanya’yı devirmeyi başardı. Bu turnuvada aslında sınırlı kadrosuna rağmen ev sahibi ekip mükemmel tempolu ve hızlı oyunuyla ben dahil birçok basketbol fanına güzel maçlar izletti. Dragiç kardeşlerin kupaya uzanmasını gerçekten çok isterdim.

D grubu içinse diyebileceğim tek şey Finlandiya olacak. Turnuvanın kesinlikle sempati takımı olan Finlandiya açılışta bizi yenerek kupaya başladılar. Ayrıca 2 uzatma sonunda güzel bir maçla Rusları da yenmeyi başardılar. Biz ve Rusya ise bu turnuvanın en kötü takımları olarak İsveç’le beraber elenirken. 5’te 5 yapan İtalya ve Yunanistan yoluna devam etti. Burada Yunanistan’a bir parantez açayım. Son maçında Finlandiya ile oynayan Yunanistan’ın bu maçı kaybetmesi bir sonraki aşamada onları çok kötü etkiledi.

İkinci grup aşamalarında ise E grubunda Fransa grubun iki favori takımı Sırbistan ve Litvanya’ya kaybetmesine rağmen önceki gruptan getirdikleri puanlar ve Letonya galibiyetiyle ikinci sırada yer aldılar. Ukrayna ise grubu 4. tamamladı ve turu geçti. Burada Letonya son maçında Belçika’ya yenilerek büyük bir sürpriz yaşadılar ve elendiler. F grubunda ise işle çok daha dramatik oldu. Hırvatistan çok iyi bir performansla 3 maçını da aldı ve grubu ilk sırada tamamlarken Slovenya’da ikinciliği aldı. Finlandiya son maçında ev sahibini yendi ama bu grubu geçemedi Fakat bu performansları onlara turnuvanın dokuzunculuğunu getirdi. Finler için bu 1967 yılında evlerindeki turnuvada aldıkları altıncılıktan beri en büyük başarı. Yunanistan’ın elenmesi ise çok ama çok kötü bir şekilde gerçekleşti. Önceki grupta aldıkları Finlandiya yenilgisi nedeniyle dezavantajlı olan Spanoulis ve arkadaşları İspanya’yı yendiler ama son maçta turu geçmeleri Hırvatistan’a 2 uzatmada yenildiler. Oysa İspanya’da İtalya’ya kaybetmişti.

Slovenia-Goran-Dragic

Ljubljana’da Goran Dragic ve Sloven Taraftarlar

Çeyrek ve Yarı Finaller
Çeyrek finallerde ise favori takımlar asıl kimliklerine kavuştular kesinlikle. Turnuvada bütün önemli maçlarını kaybeden İspanya, Sırbistan’ı 90-60 ile ezerken, Fransa ise ev sahibi Slovenya’yı Tony Parker’ın müthiş performansıyla yenmeyi başardı. Litvanya, İtalya’yı elerken Hırvatistan ise en kolay çeyrek final eşleşmesinde Ukrayna’yı geçti ve tam 18 yıl sonra yarı finallere kalmayı başardı.

Yarı finalde ilk maçta Litvanya favori gösterildiği maçta Hırvatistna’ı geçti ve 2003’de şampiyon olduğu turnuvadan beri ilk defa finale kalmayı başardı. Diğer tarafta ise son turnuvanın finalistleri Fransa ve İspanya karşı karşıyaydı. İspanya finale kalıp hem son 2 turnuvadır sahip olduğu ünvanı korumayı amaçlıyor hem de 2003 finalinde yenildiği Litvanya’dan rövanşı almayı düşünüyordu. Ama Fransa’da tarihinde ilk defa Avrupa Basketbol Şampiyonu olmayı planlıyordu ve daha önce de dediğim gibi unutulmaz bir maç, İspanya’nın Alley-Oop’ları, Tony Parker’ın 32 sayısı ve bir uzatma sonunda Fransa maçı 75-72 alarak finale kaldı.

Ve Final
Final öncesinde takımlara bakıldığında Litvanya daha önce tarihinde 3 kere şampiyon olmuştu. Bunların ikisi 1937 ve 1939 turnuvaları iken Sovyetler Birliği döneminden sonra Litvanya 2003’de de şampiyon olmuştu. Litvanya bunun dışında 1995’de gümüş, 2007’de ise bronz madalya almıştı. Fransa ise 5 bronz ve sonuncusu 2 sene olmak üzere 2 tane gümüş madalya bulunuyordu. Kısaca NBA yüzüğüne de sahip Tony Parker’ın da dediği gibi Fransa “gümüş ve bronz madalyalarımız var biz altın istiyoruz” diyordu.

İlk çeyrek başa baş bir mücadele ile geçti ama ikinci çeyrek özellikle Diaw, Batum ve Parker ile ağırlığını koyan Fransa ilk yarıyı 50-34 gibi farklı bir skorla geçtiler. Üçüncü çeyrekte ise Litvanya için en büyük sorun takımın en skorer oyuncusu Kleiza’nın çok erken 3 faule ulaşması oldu. Ayrıca finalde göze çarpan en önemli özelliklerden birisi de şampiyonluğu çok fazla istemeleriydi. Zira final maçında Parker 12 sayıda kalırken bu sefer Batum ve özellikle Boris Diaw Fransa’yı sahiplendi ve Maviler 80-66 gibi bir skorla Litvanya’yı yenip şampiyonluğu tarihinde ilk kez kazandı. Açıkçası çok sevdiğim bir takım olmamasına rağmen çeyrek final sonrası başarılı performansları ve sırasıyla Slovenya, İspanya ve Litvanya’yı yenerek şampiyon olmalarıyla hak ettilerini net olarak söyleyebilirim.

Pietrus_Parker

Pietrus ve Tony Parker

Turnuvanın en iyi 5’inde ise bu sene Fenerbahçe Ülker’de izleyeceğimiz iki oyuncu Litvanyalı Linas Kleiza ile Hırvat Bojan Bogdanoviç, Slovenya’dan Goran Dragiç, İspanya’dan Marc Gasol ve elbette Fransa’dan Tony Parker yer aldı. Ukrayna 2015 Avrupa Basketbol Şampiyonasına daha 2 yıl olmasına rağmen üzülmemenizi zira önümüzde önce ekim ayı sonunda başlayacak olan NBA sezonu ve 2014’de yapılacak Dünya Basketbol Şampiyonası’nın olduğunu hatırlatayım. Umarım Türk Milli Takımı’da bu dönemde iyi bir yapılanmaya girer ve 2013 Basketbol Şampiyonası benzeri bir hezimeti bir daha biz basketbol severlere izletmez.

İmajlar: fanatik.com, fiba.com, star.com

About Özkan Ulukök

1977 yılında Ankara'da doğdum. ama yaşamımın büyük bir kısmı daha bir yaşına gelmeden taşındığımız İzmir'de geçti. 1999 yılında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldum. Burada önce 2002'de yüksek lisansımı zorlu bir süreç sonunda 2009'da da doktoramı tamamladım. Doktora tezim Marka Değeri üzerine oldu. 2004'e kadar Ege İletişim Reklamcılık Bölümü'nde Araştırma Görevlisi olarak Reklam Yazarlığı, Yaratıcı Düşünce, Marka Değeri konuları üzerinde çalıştım. İstanbul'a gelişimle özel bir akademide geçen eğitmenlik tecrübesinden sonra 2007-2011 arasında Shell & Turcas Petrol'de Eğitim Uzmanı olarak, 2011-2015 arasında da Imperial Tobacco Türkiye İK departmanında Eğitim ve Gelişim Yöneticisi olarak çalıştım. 2015'den beri Şişecam Paşabahçe Mağazaları İK departmanında Eğitim ve Gelişim Yöneticisi olarak görev yapıyorum. Seyahat etmek, fırsat buldukça bol bol PC,PS3,iPad farketmez oyun oynamak, sinema, kitap, müzik, elbette fistikyesili.com'da blog yazmak ve bunları paylaşmak gibi hobilere sahibim. Evliyim ve Ümraniye'de yaşıyorum.

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: