Oscar’ı Fazlasıyla Hak Eden Bir Film: Dallas Buyers Club

Oscar ödülleri öncesinde üst üste güçlü filmleri görmeye başladık. Aslında vakit darlığından bazılarına zaman ayıramadığım da oldu. Mesela hala beni bekleyen bir The Wolf of Wall Street var ama son birkaç hafta da 12 Yıllık Esaret, Gravity, American Hustle ve sanıyorum içlerinde beni en etkileyen film olan Dallas Buyers Club’ı (Sınırsızlar Kulübü diye gösterime girdi bizde ne demekse artık!)  izleyebildim.

DallasBuyersClub0

Leonardo Caprio’nun hala Oscar alamamış olmasına içerlenenlerden birisiyim. Zira Catch Me If You Can ile beraber müthiş bir ivme ile oyunculuğunu üstüste aştı ki bence bunların doruk noktaları Departed ve geçen sene yazabildiğim Django‘da çok net görülüyor. Ama şunu da belirtmeden geçemeyeceğim Matthew McConaughey rol için hazırlanması ve mükemmel performansıyla son zamanlarda izlediğim en iyi erkek oyuncu performanslarından birisini sergilemiş. Benzer şekilde 30 Seconds to Mars‘da yaptığı müziğe de çok saygı duyduğumuz ve özellikle Lord of War’da da başarılı bir oyunculuk sergileyen Jared Leto’da hakkını fazlasıyla vermiş.

Neyse yazının bundan sonrası çok az spoiler içerebilir ama zaten filmin hikayesinde de öyle büyük bir gizem yok. Ron Woodroof, 1985 yılı Dallas’ında hayatını bir elektrikçi aynı zamanda da bir rodeo kovboyu olarak sürdürmeye çalışan uyuşturucu, alkol ve fahişeler arasında mekik dokuyan ırkçı ve homofobik bir karakterdir. Bir gün rahatsızlanması nedeniyle hastaneye gider ve HIV pozitif yani AIDS olduğunu öğrenir. Onun için sadece eşcinsel erkeklerde olabilecek bu hastalığı müthiş bir inkara girer ve kendisine yakıştıramaz. Ayrıca doktorlar sadece 30 gün ömrü olduğunu söyler. Bunun üzerinde hastanedeki bir hastabakıcı sayesinde AZT isimli bir ilacı almaya başlar ama ilaç daha da kötü etkiler ve sonunda Meksika’ya gidip orada lisansı alınmış bir doktor olan Dr.Vass’ın verdiği reçeteyi kullanmaya başlar. Ardından da bu tedavinin kendisine yarar sağladığını farkettiğinde ilaçları farklı yollardan ABD’ye sokup başkalarına da ulaştırmak için Dallas Buyers Club’ı kurar.

DallasBuyersClub1

Hastanede yattığı dönemde tanıştığı Rayon ile de arasında bir dostluk oluşmaya başlar. Filmde Ron ve yaptıklarına hayran olurken aslından Ron’un değişiminden daha çok etkileniyorsunuz. Zira baştaki ırkçı ve homofobik karakter gitgide daha duyarlı ve iyi birisine dönüşür. Bunda aslında çevresinin de büyük etkisi vardır zira rodeo yapan tüm maço arkadaşlarının hepsi Ron’ın hastalığını duyduklarında ona sırt döner ve aşağılamaya başlarlar oysa aralarındaki büyük farklılıklara ve farklı cinsel tercihlerine rağmen Ron ve Rayon arasında gerçek bir dostluk oluşur. İlaç firmalarının engelleme çalışmalarına rağmen Ron’ın karşı duruşu, birçok kişinin yaşamına dokunması karşısında da etkilenmemek gerçekten imkansız.

Filmde bir parantezde yönetmen Jean-Marc Vallee’ye açalım. Film düşük bütçesinden dolayı hiçbir özel ışıklandırma olmadan, tek kamerayla ve 15 dakikalık çekimlerle 25 günde tamamlanmış. Bütçe nedeniyle bazı sahnelerin acele ile geçiştirildiği hissine biraz kapılabiliyorsunuz ama özellike McConaughey’nin başlı başına filmdeki performansı bile bunu gözardı etmenizi sağlıyor. Zaten hikayeye kendinizi kaptırdığınızda buna çok fazla takılmıyorsunuz.

DallasBuyersClub2

Rayon (Jared Leto) – Ron (Matthew McConaughey)

Sadece 30 gün ömrün kaldı denilen Ron’ın tam 2557 gün yaşamayı başardığı filmde AIDS’ın daha yeni yeni tanınmaya başladığı dönemlerde insanların ne kadar büyük zorluklar yaşadığını ve ilaç firmalarının para kazanmak için ne kadar acımasız olabildiklerini görmek elbette acı verici. Ron’ın karavanı dağıtıldıktan sonra içeriden sadece annesinin ölmeden önce Ron çocukken yaptığı bir yağlı boya resmi alıp çıkması ve o resmi de belki de aşık olacağı tek kadın olan Eve bırakması gibi herkesin yaşamında yer alabilecek önemli noktalar üzerinden aslında bu tarz beklenmedik koşulların herkesin başına gelebileceğini ama asıl önemli olanın bu durum karşısında verdiğimiz kararlar olduğunu film size çok güzel bir şekilde anlatıyor. Dallas Buyers Club kesinlikle son dönemde izlediğim en başarılı film. mutlaka izleyin hatta izlettirin. İyi seyirler…

İmajlar: slate.com, dailymail.co.uk, circletheater.ca

Dallas Buyers Club

About Özkan Ulukök

1977 yılında Ankara'da doğdum. ama yaşamımın büyük bir kısmı daha bir yaşına gelmeden taşındığımız İzmir'de geçti. 1999 yılında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldum. Burada önce 2002'de yüksek lisansımı zorlu bir süreç sonunda 2009'da da doktoramı tamamladım. Doktora tezim Marka Değeri üzerine oldu. 2004'e kadar Ege İletişim Reklamcılık Bölümü'nde Araştırma Görevlisi olarak Reklam Yazarlığı, Yaratıcı Düşünce, Marka Değeri konuları üzerinde çalıştım. İstanbul'a gelişimle özel bir akademide geçen eğitmenlik tecrübesinden sonra 2007-2011 arasında Shell & Turcas Petrol'de Eğitim Uzmanı olarak, 2011-2015 arasında da Imperial Tobacco Türkiye İK departmanında Eğitim ve Gelişim Yöneticisi olarak çalıştım. 2015'den beri Şişecam Paşabahçe Mağazaları İK departmanında Eğitim ve Gelişim Yöneticisi olarak görev yapıyorum. Seyahat etmek, fırsat buldukça bol bol PC,PS3,iPad farketmez oyun oynamak, sinema, kitap, müzik, elbette fistikyesili.com'da blog yazmak ve bunları paylaşmak gibi hobilere sahibim. Evliyim ve Ümraniye'de yaşıyorum.

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: