En başarılı X-Men filmi: Days of Future Past

Örümcek Adam ile beraber en çok okuduğum ve sevdiğim çizgi romanlardan birisi X-Men. Bu sevgimde yıllar önce Fox Kids’de yayınlanan Animated Series çizgi filmlerinin de büyük etkisi var. Hatta bu çizgi filmlerde birkaç bölümde Örümcek ve X-Men’in birlikte geçirdiği maceraları izleme şansımızda olmuştu. Bu tarz yapımlar içerisinde o döneme ait Batman Series’in de hakkını yememek lazım.

İşin sinema boyutunda ise Bryan Singer’ın seriyi kesinlikle iyi başlattığını (ilk filmdeki Sabretooth hariç:)) ve götürdüğünü düşünüyorum. Üçüncü filmde Jean Grey’in Phoenix’e dönüşmesi ve büyük kayıplarla beraber birçok kişi biraz kızgınlık yaşadı ama çizgi romanlardan da bildiğimiz gibi Phoenix olayı birçok kere gerçekleşiyor. Neyse sonra sırasıyla X-Men Origins: Wolverine ve ardından da X-Men: First Class ile seri son derece güzel bir yola oturdu. En son Wolverine’in Japonya macerasına fazla girmeyeceğim.

X-Men-Days-of-Future-Past1

X-Men sevgisi bu kadar damarlara kadar işleyince gelen her X-Men filmi ayrı bir heyecan yaratıyor elbette. Ama X-Men: Days of Future Past açıklandığında cidden feci heyecanlanmıştım. Zira Animated Series’den ve çizgi romanlardan da bildiğim belki de bu en heyecanlı ve güzel X-Men macerasını nasıl yansıtırlar diyordum ki yanıtı hemen vereyim kesilikle mükemmel olmuş hatta daha da ötesine geçerek izlediğim en başarılı X-Men filmi olmuş diyor ve ekliyorum bundan sonrası feci spoiler verebilir.

Film başladığında gelecekteyiz ve Sentinellerin elinden kaçabilen birkaç X-Men üyesi gizli bir yerde saklanmaktadır. Ama Sentineller onları bulur ve gerçekten vahşi bir savaşa girişirler. Aslında buna savaş demek zor zira açık ve net Sentineller ard arda Iceman, Colossus ekibi dağıtmaya başlarlar. Ama tam o sırada Kitty Pride’ın yeteneği sayesinde yakın geçmişe gönderilen bir X-Men üyesi sayesinde ekip yine kurtulur. Bu sefer Professor X ve Magneto’yu da görürürüz. Ve yıllar önce okuduğum/izlediğim hikayeye giriş yaparız.

70’li yıllarda Mystique’in Sentinelleri tasarlayan bilim adamı Bolivar Trask’ı öldürmesiyle başlayan Mutant avını ve savaşı durdurabilmek için Kitty Pride’ın yeteneğiyle Wolverine’i geçmişe Mystique’i durdurmaya gönderirler. Hikaye bu yönüyle aslında X-Men: First Class’ın kaldığı yer ile bağlantıyı da kurmuş oluyor. Zira Charles Xavier o kötü kazayı yeni yaşamış ve yolunu kaybetmiş, Eric ise yolunu çoktan çizmiştir. Bundan sonrasında ise hikaye geçmiş ve gelecek arasındaki dokuyla ilerleyerek mükemmel bir asksiyonla ilerliyor ve gerçekten yedinci kere beyazperdeye ulaşan X-Men temalı filmlerin doruk noktasını oluşturuyor.

X-Men-Days-of-Future-Past-Film1

Hikayenin gerçeğinden ise bazı net farklılıklar var ama bunlarda göze batmıyor. Örneğin çizgi romanda geçmişe giden Kitty Pride, Animated Series çizgi filmlerde ise Bishop iken burada popüler yönüyle Wolverine geçmiş yolcusu olmuş. Ama burada yedinci kere Wolverine’e hayat veren Hugh Jackman’ın ilk filmden beri bu role mükemmel uyduğunu da atlamamak lazım. Ayrıca geçmişte Mystique, senatörü öldürmeye çalışacak hatta bunu da gambit’in kılığında yapmaya çalışacaktır. Ve evet maalesef hala Gambit’i adamakıllı izleyemedik bu filmlerde kısmet iki yıl sonrasına.

Bolivar Trask rolüyle malum Imp, Peter Dinklage nasıl baş kötü olunur çok güzel bir şekilde canlandırmış. Xavier ve Magneto’nun gençliklerinde ise McAvoy ve Fassbender ikinci filmde de muhteşem ötesi performans sergilerken ne kadar sevdiğim bir oyuncu olsa da Jennifer Lawrence’ın Mystique versiyonuna maalesef ısınamıyorum bence Romjin Stamos, karakterin kötü yönünü daha iyi gösteriyordu. Birde iki filmdir Mystique’in şı iyi kötü ayrımı yaşaması beni sıkmaya başladı zira kendisi sağlam bir kötü bu kadar kasmaya gerek yok bu konuyu artık.

Bunun dışında filmde çok kısa gözüken ama harikalar yaratan Quicksilver ise babasıyla ilgili gönderme, son sahnelerde kucağında kız kardeşiyle gerçekten tebessüm ettirdi. (Tabi Scarlet Witch ikizi ama neyse) Burada kısa bir not eklemek gerekirse Captain America: A Winter Soldier’ın sonundaki gizli sahnede de Quicksilver ve Scarlet Witch’i görmüştük ama iki filmin yapım firmalarının farklı olması nedeniyle o seride Quicksilver’ı başka birisi oynayacak maalesef. Ancak X-Men’de oynayan ve American Horror Story serisinden hatırladığımız Evan Peters mükemmel oturmuş. Umarım bir şekilde halledilir ve bundan sonra bu rolde kendisini daha çok görürüz. Quicksilver ile ilgili son parantezde sanıyorum malum mutfak sahnesinin çoktan kült sahneler arasına katılmış olması. Burada arka fonda çalan Jim Croce şaheseri Time in a Bottle’ın da etkisi büyük.

X-Men-Days-of-Future-Past-Film2

Gelecek sahnelerinin mükemmelliği, Blink, Warpath, Sunspot ve Bishop gibi karakterleri az da olsa görmemize rağmen gerçekten artık Storm için Halle Berry ve koskoca Rogue için Anna Paquin’den daha iyisini bulurlar. Zira Halle Berry’nin teyzeye bağlamış hali ve ilk filmden beri ağlak ifadeli Anna Paquin ile bu iki güzide karakter feci harcanıyor.

Filmin bitiminde her zaman olduğu gibi bir gizli sahne var ve bu da 2016’da gösterime gireceği açıklanan X-Men: Apocalypse’in bir nevi ilk trailerı. Zira malum 5000 küsür yaşıyla belki de ilk mutant olan En Sabah Nur ya da daha bilinen adıyla Apocalypse olmadan bu hikaye de tamamlanmazdı. Burada sahnenin sonunda arkada bulunan dört atlının gölgesini de kaçırmamak lazım:)

Gelecekte son savaştaki mükemmel aksiyon sahneleri, Magneto’nun umutsuzca kapıyı korumaya çalışması, her iki karakterin gençlikleri, ilk model Sentinellerin çizgi filmdekileri hatırlatması, son model Sentinellerin manyak ötesi olması ve herşey düzeldiğinde, zaman akışı da değiştiğinde kaşımıza çıkan Jean Grey ve Scott Summers ile gözlerin dolmasıyla X-Men Days of the Future Past kesinlikle birden fazla izlenecek bir yapım. Herkese keyifli izlemeler.

About Özkan Ulukök

1977 yılında Ankara'da doğdum. ama yaşamımın büyük bir kısmı daha bir yaşına gelmeden taşındığımız İzmir'de geçti. 1999 yılında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldum. Burada önce 2002'de yüksek lisansımı zorlu bir süreç sonunda 2009'da da doktoramı tamamladım. Doktora tezim Marka Değeri üzerine oldu. 2004'e kadar Ege İletişim Reklamcılık Bölümü'nde Araştırma Görevlisi olarak Reklam Yazarlığı, Yaratıcı Düşünce, Marka Değeri konuları üzerinde çalıştım. İstanbul'a gelişimle özel bir akademide geçen eğitmenlik tecrübesinden sonra 2007-2011 arasında Shell & Turcas Petrol'de Eğitim Uzmanı olarak, 2011-2015 arasında da Imperial Tobacco Türkiye İK departmanında Eğitim ve Gelişim Yöneticisi olarak çalıştım. 2015'den beri Şişecam Paşabahçe Mağazaları İK departmanında Eğitim ve Gelişim Yöneticisi olarak görev yapıyorum. Seyahat etmek, fırsat buldukça bol bol PC,PS3,iPad farketmez oyun oynamak, sinema, kitap, müzik, elbette fistikyesili.com'da blog yazmak ve bunları paylaşmak gibi hobilere sahibim. Evliyim ve Ümraniye'de yaşıyorum.

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: