Tarantino’nun Sekizinci Harikası: The Hateful Eight

Kariyeri boyunca sadece 10 film çekeceğini açıklayan Quentin Tarantino’nun sekizinci filmi 8 Ocak günü sinemaların 8 numaralı salonlarında güzel bir pazarlama taktiğiyle gösterime girdi. Bizim gibi Tarantino’nun tüm külliyatını izlemeye doyamayan ve hatta bunlardan son iki filmini de daha önce (Inglorious Basterds ve Django:Unchained) burada kendimizce anlatmaya çalışanlar için de harika bir şölen gerçekleşti. O zaman tekrar klavyenin başına geçiyor ve diyoruz ki bu yazıda spoiler oldukça fazla olacak.

TheHatefulEight

The Hateful Eight

Django ile Sergio Corbucci’nin kahramanını kendince yorumlayan ve hikayesini kölelik dönemi Amerika’sında kurgulayan Tarantino bu sefer sanki hikayenin devamı gibi Amerika İç Savaşı sonrası dönemde geçen bir western ile yine kovboyları karşımıza çıkarıyor. Aslında The Hateful Eight için yapı itibariyle harika bir tiyatro eseri de denilebilir. Zira açılışta uzun süre posta arabası ve karlı topraklar ardından da Minnie’nin Dükkanı’nda geçen bölüm tamamen bir tiyatro hatta güzel bir roman gibi ilerliyor. Zaten iyi diyaloglar ve senaryo denildiğinde Tarantino’nun tüm yönetmenler içerisinde çok ayrı bir yerde olduğunu düşünürsek film gerçekten tüm beklentileri karşılıyor.

Filmin hikayesinde ise bir ödül avcısı olan John Ruth (Kurt Russell), Daisy Domergue’i (Jennifer Jason Leigh) Red Rock kasabası şerifine teslim etmek için posta arabası ile tek başına yolculuk ederken başka bir ödül avcısı olan Marquis Warren (Samuel L.Jackson) ile yolu kesişir. Ardından aynı posta arabasına binmek isteyen ve Red Rock’ın yeni şerifi olduğunu belirten Chris Mannix (Walton Goggins) ile beraber Wyoming’deki fırtınayı atlatabilmek için Minnie’nin mola noktasına ulaşırlar. Ancak buraya geldiklerinde Minnie ve kocasının orada olmadığı ve mola noktasına geçici olarak baktığını söyleyen bir Meksikalı ve içeride Red Rock’a gideceğini söyleyen 3 kişi ile karşılaşırlar.

TheHatefulEight2

Warren – Daisy – Ruth

Bir süre sonra bu ekipten bir ya da birkaç kişinin Daisy’i kurtarmak için gelen çete üyeleri olma ihtimali ve ekibin bir kısmının kuzey bir kısmının da güney destekçisi olması nedeniyle güvensiz bir ortamın oluşmasıyla gerginlik artmaya başlar. The Hateful Eight bana tüm Tarantino filmleri içerisinde en çok Rezervuar Köpekleri’ni hatırlattı. Zira orada da ekip içerisinde bir polis olması nedeniyle güvensizlik, bir depoda sıkışıp kalmaları ve mükemmel diyaloglar vardı.

Oyunculara gelince Samuel L.Jackson için söyleyecek bir şey zaten yok. Tarantino denildiğinde akla gelen en önemli film Pulp Fiction’daki gibi yine mükemmel bir oyunculuk sergilemiş. Yine Tarantino’nun en önemli oyuncularından Tim Roth ve Michael Madsen (Rezervuar Köpekleri’ne göre Bay Turuncu ve Bay Sarı), ayrıca şerif rolüyle Walton Goggins harika oynamışlar. Tarantino ile ilk defa çalışan Kurt Russell farklı bir yüz olarak rolüne harika oturmuş. Ama filmin tek kadın karakteri Daisy rolüyle Jennifer Jason Leigh kesinlike üstün bir performans sergilemiş. Leigh, en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında bu rolüyle Oscar’a aday oldu. Umarım almayı başarır.

The Hateful Eight özellikle ikinci kısmında kan ve şiddet dozunu arttırıyor ama Tarantino’nun filmlerine alışkın olanlar için bu yeni birşey değil. Görüntüler, diyaloglar ve oyunculuklar açısından ise kesinlikle dediğim gibi bir tiyatro eseri gibi. Bu haliyle bazı kişiler sıkılabilir ama açıkçası benim için geçen 2,5 saatlik sürede bir sıkıntı yoktu. Bazı sinemaseverlerin sıkılması sanıyorum Basterds ya da Django’da yer alan birçok mizahi öğenin The Hateful Eight’te olmaması. Açıkçası bu atmosferde bir filmde de olmaması gerektiğini düşünüyorum zira film boyunca hissettiğiniz bir Western filminde değil Western’in tam içinde olduğunuz hissini bu atmosfer sağlıyor. Bunda da Tarantino’nun yıllardır kullanılmayan 2.76:1 çekim tekniği ile filmi çekmesi ve Ennio Morricone gibi film müziği denilince akla gelen büyük isimlerden birisinin müziklere imza atması büyük etkenler.

TheHatefulEight3

The Hateful Eight

Film boyunca dönen Lincoln’un mektubu ise tüm farklı karakterleri aslında içten içe tek bir noktada duygusallaştığı ve o kadar zorluk ve berbat ortamlara rağmen inanmak istediği bir hayal/masal görevindeydi diyebiliriz. Samuel L.Jackson’ın harika bir şekilde okuduğu mektup (ki ne kadar yalan da olsa) inanılmak istenen ama gerçek olmayan, olması istenen her şeyin yansımasıydı.

Tim Roth’un karnından vurulduktan sonra tıpkı Bay Turuncu gibi yerde kıvranması ve Michael Madsen’ın arka depoya kaçan görevli çocuğu öldermeye giderken psikopat Bay Sarı gibi aynı sırıtışla ilerlemesi gibi daha birçok detay ve göndermenin olduğu The Hateful Eight, kesinlike izleyeceğiniz zamana değecek bir film. Tarantino’nun son iki filmi gelmeden önce de tüm filmlerini en baştan tekrar izleme isteği uyandırdığını da hatırlatarak herkese iyi seyirler o zaman.

About Özkan Ulukök

1977 yılında Ankara'da doğdum. ama yaşamımın büyük bir kısmı daha bir yaşına gelmeden taşındığımız İzmir'de geçti. 1999 yılında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldum. Burada önce 2002'de yüksek lisansımı zorlu bir süreç sonunda 2009'da da doktoramı tamamladım. Doktora tezim Marka Değeri üzerine oldu. 2004'e kadar Ege İletişim Reklamcılık Bölümü'nde Araştırma Görevlisi olarak Reklam Yazarlığı, Yaratıcı Düşünce, Marka Değeri konuları üzerinde çalıştım. İstanbul'a gelişimle özel bir akademide geçen eğitmenlik tecrübesinden sonra 2007-2011 arasında Shell & Turcas Petrol'de Eğitim Uzmanı olarak, 2011-2015 arasında da Imperial Tobacco Türkiye İK departmanında Eğitim ve Gelişim Yöneticisi olarak çalıştım. 2015'den beri Şişecam Paşabahçe Mağazaları İK departmanında Eğitim ve Gelişim Yöneticisi olarak görev yapıyorum. Seyahat etmek, fırsat buldukça bol bol PC,PS3,iPad farketmez oyun oynamak, sinema, kitap, müzik, elbette fistikyesili.com'da blog yazmak ve bunları paylaşmak gibi hobilere sahibim. Evliyim ve Ümraniye'de yaşıyorum.

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: